Subscribe via RSS Feed

Aşkın Erkek Hali

Ae) Erkek hali
ll.

´Bütün şiirlerimi erkek sesleri okusun yalnız´ diyen bir şair var mıdır bilmiyorum. Bildiğim tek sey; bu umarsız çağı kapatacak aşkları, yalnız notalarımı çalacak çoğalmaların yaratabileceğidir. Çoğalmanın keşfi gezginci bir ruh gerektirir olsa bile okyanusların bitimsizliği elbette bir enlem dairesine ulaşacaktır. Aynı enlemin aynı boylamla kesiştiği çorak çıplak adanın çorak çıplak vahşilerinin tutumcu duruşları sayesinde, ihtimal o ki, ben bir anlam kazanacağım. Bu bana ait bir okyanus yarı küresi olacaktır hiç bir zaman kimsenin tamamına erişemeyeceği ama hep aramaya devam edeceği bir tam küre parçası olarak kalacak. Kaç gövdenin daha kıvranması gerekir şehvetle diğer yarının gizemini bulmak için, ve tam bu anda; ´ bu ne ıstıraptır tanrım´ diyecek kadın sesini kısarak utanmazcasına.

Bu konuda tüm cesur kadınlarını tanıdım ben dünyanın. Hep zor kullandırmayı yeğlediler; ben de hep butafor sözcükler icat ettim onlar için dünyanın her dilinde kullanılabilir.

Kandılar.
Ai) Erkek hali
lll.
´Akşamsefa´larının kendilerini içkilerime emanet verdikleri bir geceyarısı kapanına kısılmıştım. Kalın zincirler, yakamozdan halatlar ya da alkol değildi bu kapan. Ana rahmine düştüğümden beri ellerime tutuşturulmuş kandil gecesi günahkar gebelikler donanmasıydı zaten yaşamalarım. Bu kapan içlerindeki en umarsızıydı. Bu gece etrafımı saranlar, yürek parçalayan sesleri ile kasabanın soluk yatak odalarından fiyonglu basma gecelikli rüyalara doluşan kadın seslerdi. Hep başkası yapmaya çalışıyorlardı beni, uçsuz bucaksız gamzeleri ile düştüğüm karabasanları bir biri ardınca köşe süsü gibi hayatıma yerleştirerek.

Isimsiz kuşlar oldular şimdi.
Ade) Erkek hali
lV.
[Bunların konumuzla ilgisi yoktur: Anlık yaşayan insanlar birliğinin (toplum olamamış) içinden çıkan deli fişekler hiçbir hedefe vuramaz sanılır. Oysa biz, Tunç Çağı çocuklaıi gibi mükavim samanlarıyız yüzyılların. Şizofrenik ´Orta´ Asya çöllerini boşuna aşıp boşuna tüketmedik dünyayı. Altın çağını biz yaşamadan onlara yaşattık.]

Tutku insanın ilk özelliğidir ve tümüyle yıkma güdüsüne bağlıdır. Hayır sakın basitleştirilmiş felsefenin arabesk kanatlarına atmayın bu savı. ´Toplumsalbirey´ olmaktan çıkarılmış insanların son dirençlerine indirilmiş gece morartısı yalanlar sanmayın. Tanrısal efsanelerden yola çıkarak çürümüş yapraklarla örtülmüş bir cennetten kovulma öyküsünü de kanıt / tanık gösterecek değilim. Tutkuya uzanan yolun Hıristiyanlıkta cadı olarak yakılan, Islam´da taşlanarak öldürülen kadın yüzleri ile dolu olduğunu biliyorum. Tutku o nedenle kutsanamaz, kutsanmaz, kutsanmamalı. Canetti, celladın kestiği başı göstermesinin toplumsal boşalma anı olduğunu ve sadece bunun için yapıldığını yazar, kitlesel hezeyanı anlamlandırma çabası ile. Oysa bence böylesine tanımlanmış bir boşalım tümüyle bireyseldir ve tam bir tutkulanma anıdır ki yanı başındaki gövdenin kafasını kesmektir aynı zamanda. Her aşık kendinin Samson´udur ve her kestiği kafa kendini aşmasıdır tutkularının renklerinde. (ilgilenmeyenlere not: Samson, Fransız ihtilalinin en hızlı celladıdır.)

Tutkunun hiç kimseyi ilgilendirmeyen ilkeleri vardır. Ve siz bu ilkelerle başaramazsınız kapanlardan kurtulmayı. Çünkü tutku öncelikle kendi güvenliğini öne alır. Sizinki sonradan ve basitleştirilmiş şekilde ona iliştirilir. O kendisidir. [aynı ölüm gibi]. Siz tutkunun içindeyken de o kendisidir, ele vermez zaten kendini [aynı ölüm gibi], ele geçirdiniz mi kendisini yitirir ve artık kendisi olmaktan [aynı ölüm gibi] çıkar besin zincirinin en erkeksi halkası olur. Tutku küçük insanlara has dünyalar yaratmaz. Dar kafalı sokak bilgelerinin Paris sokaklarından derlenmiş kelimeleri ile de şiiri yazılamaz bir şeydir tutku, salt bir mülkiyetin el değiştirmesi değildir barikatlar çünkü, insanın değişmesidir dolayısıyla tutkunun değişmesidir. Inorganik halidir aşkın. Bunun dışındaki bütün iddialar Lu´nun uydurmasıdır.

Aden) Erkek hali
V.
A.Peskov (ilgilenmeyenlere not: Nam-ı diğer Gorki) Çehov´ a “Yabancı bir aktristle evleneceğin (Olga Knipper) lafı dolanıyor. Inanamıyorum ama doğruysa çok sevinirim.” der ve ekler; “Evlilik iyi şeydir. YETER KI KADIN TAHTADAN VE BIR RADIKAL OLMASIN.”

Bazen gerçekliğin, gerçeği insan hayatından defetmesinin zamanı geldiğini düşünüyorum bir ayıp gibi. Dünyanın tahtadan ve radikal bütün kadınlarını tanıdığımı anladığım gün kapıldım bu ayıplı duyguya. Her şeyi yeniden boyamayı o gün düşündüm.
Ama hemen anladım ki artık çok geç. Yaşamayı seçtiğim kasaba hiçbir şey anlatmıyor bana. Dallarımın köklerimden aldığı titreşimler ayakta tutuyordu arada kalmış gövdemi. Kurulan düşler, pırıldayan yürekler gülüşerek şenlendirmiyor artık beni. Yağmur ışıltılı erimler yaratmıyor güneşe doğru giden. Anladınız mı bilmem, her şey kendimde tükenmiş, bende. Içimdeki gömütlük, şairin dediği gibi ´çok gül koklamış ölülerle´ dolu. Ben de onlardan biri oldum ve kendime kattım kendimi.

I.
İşte yazı da kapandı ve kendine döndü.

Nisan Tandal

Etiketler:: , , ,

Kategori:: Denemeler

About the Author:

Leave a Reply




If you want a picture to show with your comment, go get a Gravatar.