Bir Aşk Hikayesi
AŞK BİR FARKINA VARIŞ BİR İDRAK SEVİYESİDİR…
Aşk odu önce maşuka, andan aşıka düşer derler, malum. Yani aşk ateşi önce sevilene sonra sevene düşer. Önce sevilende bir ateş yanmalı ki pervane onun etrafında dönsün, pervane o ateşi görsün, sonra aşkının farkına varsın. Pervane aşkını ispat edebilmek için gördüğü anda ışığı , etrafında dönmeye başlar. Bir cezbedir bu ve bu cezbenin gittikçe daralan bir çemberi vardır. Işığı gördüğü anda aşkı ilmel yakin olarak tanıyan pervane onu aynel yakin bilmek istediği için gittikçe mumun etrafındaki çemberi daraltıyor. Çember daraldıkça pervanenin aşkı artıyor, coşkusu artıyor , cesareti artıyor. Aşk cesaret işidir neticede ve pervane cesaretle kanadını şöyle bir değdirir ateşe. İlk lezzettir o acı verir yakar içini. Ama ona verdiği acı o kadar hoşuna gider ki , daha fazla dönmeye başlar. Acı , lezzet… bir birine zıt bu iki duygunun bir arada olması nasıl mümkün…
Amma Azap kelimesi azp kelimesinden türüyor. Azp lezzet demek. Azabın ne demek olduğunu buna göre gayrı siz düşünün. İşte kanadının ilk ateşe deydiği ana pervane ilk azabı duyar , ilk azap öyle bir lezzettir ki… bu azap ve ondan alınan lezzet insanı yavaş yavaş nefsinden sıyırıp vuslatı mümkün kılar. Bu sefer daha büyük bir cesaretle kendini ateşe atarcasına girer ışığı kucaklar.
Pervane…
Yanar kavrulur bütün dünya. Bir buğday tanesi gibi toparlayıp yere düşürür. Artık hakkal yakin vuslatı biliyordur.
Işık mumdadır lakin mum yananların farkında değil kendi yangınında. Önce can ipliğine bir ateş düşer mumun yanmaya başlar söndürmek için göz yaşı döker lakin nafile göz yaşları bir başka alevlendirir yangını.
Elemler aşıklarda…
Ve can verir bir başka aşık sevgili yolunda eriyip biterek. Bir birinden haberi olmaz aşıkların biri bir yanda diğeri de bir yanda herkes kendi sevgisi için yanmakta.
Kategori:: Denemeler


