Subscribe via RSS Feed

Don Kişot, Yel Değirmenleri ve İnek Şaban Üzerine

Zaman ne kadar değişirse değişsin, teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin insanoğlunun problemleri hiç bitmiyor. Geçmişe şöyle bir bakıldığında küçük farklar dışında belki problemler de aynı. Örneğin yüz elli yıl öncesinin yol kesen eşkıyası artık şehre inmiş kapkaççı olmuş, küçük terörist gurupların yerini en son teknolojiyi kullanan ve artık uluslar arası çalışan mafya almış. Hatta işi biraz daha ileri götürecek olursak mahallelerdeki dedikoducu kadınların işini paparazzi programları, sevgililer arasındaki çöpçatanlık görevini de internet üstlenmiş. Gelelim halka ve halkın yaşayış tarzına; bütün bu değişmelere rağmen halkın durumu yine aynı. Halk yine ekonomik sıkıntı içinde, yine rüşvet, yolsuzluk, işsizlik almış başını gidiyor. Eskiye göre tek fark; bu kez her şey dolara endeksli. Zalimler, çıkarcılar, güçlüler, tabiri caiz ise Bolu Beyleri, acımasız padişahlar yine iş başında. Elbette halkın da kendi isteklerini, içinde bulunduğu durumu ortaya koyacak, bütün bu haksızlıklara dur diyecek bir Köroğlu’na, bir Keloğlan’a, belki de gözünü hiç kırpmadan yel değirmenlerine saldırabilecek bir Don Kişot’a ihtiyacı var. Ve bence bu Don Kişot da İnek Şaban’dır. Fakat bu Don Kişot’un silahı çağın getirdiği yeniliklere paralel olarak medyadır. Peki neden Don Kişot diye sorabilirsiniz. Çünkü Don Kişot hayallerle yaşayan ve şövalyeliğe özenen, bu yüzden yel değirmenlerini düşman olarak hayal eden ve onlara saldıran bir kahramandı. İnek Şaban da halkın sıkıntılarını, düşüncelerini dile getiriyor, mafya adamlarıyla, zalim köy ağalarıyla çarpışıyor. Hepimiz biliyoruz ki İnek Şaban2ın bu düzeni değiştirebilmesi imkânsız, hatta hayal. Belki bu doğanın kanununda var.
Diğer taraftan İnek Şaban tiplemesinde bazen Keloğlan’ın zekasını, bazen de Köroğlu’nun cesaretini görmek mümkün. Hatta çoğu zaman düşünmüşümdür; İnek Şaban’ın bu rolünde, yani bazen işi salaklığa vuruşunda, alaycılığında ne gizli? Bunu da yine Don Kişot’un ölümüne benzetiyorum. Don Kişot ölmek üzere hasta yatağında yatarken Sancho yanına gelip ona tekrar şövalye olmasını, tekrar savaşmasını söylediğinde Don Kişot’un verdiği cevap gerçekten çok ilginç:
–“Bu bir oyundu ve artık her şey bitti.” Hani Orhan Veli’nin bir şiiri vardır;
Sokakta giderken, kendi kendime
Gülümsediğimin farkına vardığım zaman
Beni deli zannedeceklerini düşünüp
Gülümsüyorum.
Yani demek istediğim, tıpkı Don Kişot’un büyün yaptıklarının hayal olduğunun farkında olması gibi, İnek Şaban’ın da bu alaycılığının arkasında çok toplumsal derslerin gizli olduğu ortada. Tabi anlayabilene!
Bütün bunlara ek olarak İnek Şaban, filmlerinde sergilediği karakterlerle Türk halkının ne olduğunu değil, ne olmak istediğini gösteriyor. Hepimiz biliriz ki Türk halkı, özellikle Anadolu insanı biraz içine kapanık ve çekingendir. Gerek toplumdan çekindiği için, gerekse ailesinden öyle gördüğü için aslında içinde olan ama dışarıya vuramadığı birçok şey vardır. Tıpkı insanın yalnız başına kaldığında içindeki bu duyguları ortaya koyması, mesela ayna karşısında ilginç mimiklerle kendini eğlendirmesi, yastıkla dans etmesi, gizli gizli şarkı söylemesi gibi. Kısaca Şaban Türk halkının ta kendisi. Ama ne yazık ki birçok Türk vatandaşının gözünde sadece salak, alaycı görünümüyle kalmış, anlatmak istedikleri tam olarak anlaşılamamış. Hatta artık Şaban ismi çocuklara dalga geçilir düşüncesiyle ad olarak konulmuyor. Yazık!
Zaten bütün halk kahramanlarının sonu böyle değil mi? Ama her şeye rağmen onlar birer KAHRAMAN.

Etiketler::

Kategori:: Denemeler

...:

Yorumlar



Eğer kişisel resminiz görünsün istiyorsanız Gravatar kullanabilirsiniz.