<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkçemiz.Net &#187; aşk</title>
	<atom:link href="http://www.turkcemiz.net/etiket/ask/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turkcemiz.net</link>
	<description>Türkçesiz Türkçeye Hayır</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 May 2011 23:15:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Sana uzak kentlerden birinde</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/sana-uzak-kentlerden-birinde-t1008.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/sana-uzak-kentlerden-birinde-t1008.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2008 21:58:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=507</guid>
		<description><![CDATA[Sana uzak Kentlerden birinde, Zamanın bir yerinde, Seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi. Onca zamManın üstünde, Eskimeyen düşncesin şimdi. İnsan hergün anımsar mı aynı gözleri, Sevinçlerim oluyordun arasıra. Sen hiç bilmiyordun sonra herhangi biri oldun. Bütün  sevinçlerim bitti derken, Birgün uzaktan gördüm seni. Kalbimi acıttın herzamanki gibi. Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun. Şimdi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sana uzak Kentlerden birinde,<br />
Zamanın bir yerinde,<br />
Seni ve senli günleri anımsattı akşam güneşi.<br />
Onca zamManın üstünde,<br />
Eskimeyen düşncesin şimdi.<br />
İnsan hergün anımsar mı aynı gözleri,<br />
Sevinçlerim oluyordun arasıra.<br />
Sen hiç bilmiyordun sonra herhangi biri oldun.<br />
Bütün  sevinçlerim bitti derken,<br />
Birgün uzaktan gördüm seni.<br />
Kalbimi acıttın herzamanki gibi.<br />
Değiştik sanıyordum ve sen yine bilmiyordun.<br />
Şimdi bunları anlatsa sana birileri,<br />
Kimbilir&#8230; Ya da boşver bilme en iyisi&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/sana-uzak-kentlerden-birinde-t1008.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşk Dökümü</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/ask-dokumu-t1429.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/ask-dokumu-t1429.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2008 18:30:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Erdem]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=330</guid>
		<description><![CDATA[0.Tablet Ben Godot&#8217;u beklerken sen geldin. 1.Tablet Yeşillikler arasına sıkışıp kalmış bir çöl kuraklığıydın sen ve sende susuzluğa yazılı bir yılandım ben. Ben işte o alev alev kumların üzerinde sürünürken gelip gelip de kanımı emen parazitlerindi her nasılsa öldürdükçe hayatta tutan beni. Bir yerlerde benimle ağladığını bile bile başlardım gülmeye var yere yok yere belki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>0.Tablet</strong><br />
Ben Godot&#8217;u beklerken sen geldin.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1.Tablet</strong><br />
Yeşillikler arasına sıkışıp kalmış bir çöl kuraklığıydın sen ve sende susuzluğa yazılı bir yılandım ben. Ben işte o alev alev kumların üzerinde sürünürken gelip gelip de kanımı emen parazitlerindi her nasılsa öldürdükçe hayatta tutan beni. Bir yerlerde benimle ağladığını bile bile başlardım gülmeye var yere yok yere belki sen de gülersin geçersin kapımın önünden geçip gidersin diye. Sorardı arkadaşlarım kaktüs sevgilimin sebebini de utanırdım söylemeye seni yaşatmak olduğunu evimde temel emelimin. Sorarlardı neden sevmediğini kedileri de susardım, susar, öyle susuz susuz bakardım suratlarına kimilerinin. Çok uzaklarda bi yerlerden gelen o piyano sesiydi sanki senin yaşıyor olduğunu bilmemin sebebi. Nasıl olduğunu bilmediğim şeylerden biriydi senden nefret edememem. Anamdan emdiğim sütü, iliğimi çeker gibi kemiğimden, çekmiştin beynimden ya, &#8220;neye niyet niye kısmet&#8221; şarkısını mırıldanır olmuştum o günden sonra, ve biteviye uzayıp giden ağlamalarında o zavallı insanların, bulmuştum seni&#8230;<br />
Artık yoktun!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2.Tablet</strong><br />
Hayal kurmaktan başka yapacak bir şeyim kalmadığı zamanlardı senin aklıma düştüğün zamanlar. Bir kaçıştın sen benim için ve nereye kaçacağımı bilemezdim senden kaçmaya çalşırken. Bilmiyordum ki arkamdan gelip gelmediğini, o anda bana ihtiyacın olup olmadığını. Gitmek istiyordum oralardan da yoktu gidecek yerim. Bir gün düşesin istedim damından evimin de şaşırmayayım. Parka bakan odamdan izlerdim kar topu oynayan kır kedileri de düşerdin aklımın damından ya, kurardım seni işte o zamanlar, pıt pıt gezinirdim ortalıkta, sonra da bozardım öldürmesinler beni diye&#8230; Bilmiyordum ki beni sevip sevmediğini.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3.Tablet</strong><br />
İçimdeydin. Bize karşı gelenler dışında kimseyi dinlemedin, gittin. Dışındaydım.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>4.Tablet</strong><br />
İçindeki acıyı enjektörle çekebilsem şimdi, çekebilsem de enjekte edebilsem köpekliğin mahrem tarihine iki koca yıl enjekte edenlere. Ve seni ve beni de bu oyuna yerleştirenlere. Ne gereği vardı halbuki olmadığımız ve asla olamayacağımız gibi olmaya çalışmanın? Denedik; denek miydik ki ne denedik? Ne dedik? ENJEKTÖR&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Sadecetelkin yoluyla teskin enjeksiyonunda kullanılanlardan&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>5.tablet</strong><br />
Ateşin ölçü birimi olduğu uzamlarda budadım kanatlarını intiharımın. Başka dünyaları aydınlatan ateş solusyonlarının peşindeydi bencilliğim. Doğuştan -ölü-canlıların birer karakter ve kişilik sahibi olma arzusuydu beni iten gülmeye ve sonra da çeken hüüüp diye, bir iliğin öküz iğnesiyle çekilişi gibi kemikten, hayattan.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>6.Tablet</strong><br />
Hoşgeldin. Düşe kalka olacaktı, düştük. Kalkalım mı artık? Kedileri birlikte sevelim mi? Yürüyüşe çıkalım mı? Baksana gökyüzünden artık kar değil, kan damlıyor. Kan topu oynarız belki ha? Bana kalırsa çoktan pıhtılaşmıştır gözlerimizden akan o kanlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>7.Ve son Tablet</strong><br />
Neden sustuğunu biliyor musun şimdi? Ateşin ölçü birimine dönüştüğü uzamda, cesetlerin kaybolduğu yerde biter söz de ondan işte&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cengiz Erdem</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/ask-dokumu-t1429.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Aşk Hikayesi</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/bir-ask-hikayesi-t1424.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/bir-ask-hikayesi-t1424.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2008 16:57:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=325</guid>
		<description><![CDATA[AŞK BİR FARKINA VARIŞ BİR İDRAK SEVİYESİDİR… Aşk odu önce maşuka, andan aşıka düşer derler, malum. Yani aşk ateşi önce sevilene sonra sevene düşer. Önce sevilende bir ateş yanmalı ki pervane onun etrafında dönsün, pervane o ateşi görsün, sonra aşkının farkına varsın. Pervane aşkını ispat edebilmek için gördüğü anda ışığı , etrafında dönmeye başlar. Bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">AŞK BİR FARKINA VARIŞ BİR İDRAK SEVİYESİDİR…<br />
Aşk odu önce maşuka, andan aşıka düşer derler, malum. Yani aşk ateşi önce sevilene sonra sevene düşer. Önce sevilende bir ateş yanmalı ki pervane onun etrafında dönsün, pervane o ateşi görsün, sonra aşkının farkına varsın. Pervane aşkını ispat edebilmek için gördüğü anda ışığı , etrafında dönmeye başlar. Bir cezbedir bu ve bu cezbenin gittikçe daralan bir çemberi vardır. Işığı gördüğü anda aşkı ilmel yakin olarak tanıyan pervane onu aynel yakin bilmek istediği için gittikçe mumun etrafındaki çemberi daraltıyor. Çember daraldıkça pervanenin aşkı artıyor, coşkusu artıyor , cesareti artıyor. Aşk cesaret işidir neticede ve pervane cesaretle kanadını şöyle bir değdirir ateşe. İlk lezzettir o acı verir yakar içini. Ama ona verdiği acı o kadar hoşuna gider ki , daha fazla dönmeye başlar. Acı , lezzet… bir birine zıt bu iki duygunun bir arada olması nasıl mümkün…<br />
Amma Azap kelimesi azp kelimesinden türüyor. Azp lezzet demek. Azabın ne demek olduğunu buna göre gayrı siz düşünün. İşte kanadının ilk ateşe deydiği ana pervane ilk azabı duyar , ilk azap öyle bir lezzettir ki… bu azap ve ondan alınan lezzet insanı yavaş yavaş nefsinden sıyırıp vuslatı mümkün kılar. Bu sefer daha büyük bir cesaretle kendini ateşe atarcasına girer ışığı kucaklar.<br />
Pervane…<br />
Yanar kavrulur bütün dünya. Bir buğday tanesi gibi toparlayıp yere düşürür. Artık hakkal yakin vuslatı biliyordur.<br />
Işık mumdadır lakin mum yananların farkında değil kendi yangınında. Önce can ipliğine bir ateş düşer mumun yanmaya başlar söndürmek için göz yaşı döker lakin nafile göz yaşları bir başka alevlendirir yangını.<br />
Elemler aşıklarda…<br />
Ve can verir bir başka aşık sevgili yolunda eriyip biterek. Bir birinden haberi olmaz aşıkların biri bir yanda diğeri de bir yanda herkes kendi sevgisi için yanmakta.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/bir-ask-hikayesi-t1424.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşk Üstüne</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/ask-ustune-t1418.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/ask-ustune-t1418.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2008 16:24:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Hilal Cibran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=320</guid>
		<description><![CDATA[Aşk Üstüne &#8230;. Aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim, ama hiçbir sözcük bulamadım. Aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü, yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü. Ey bana gizlerinin ve mucizelerinin varlığına inandığım Aşk&#8217;ı soran sizler, Aşk peçesiyle beni kuşattığından beri ben size aşkın gidişini ve değerini sormaya geliyorum. Sorularımı kim yanıtlayabilir? Sorularım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Aşk Üstüne &#8230;.<br />
Aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim, ama hiçbir sözcük bulamadım.<br />
Aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü, yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü.<br />
Ey bana gizlerinin ve mucizelerinin varlığına inandığım Aşk&#8217;ı soran sizler, Aşk peçesiyle beni kuşattığından beri ben size aşkın gidişini ve değerini sormaya geliyorum.<br />
Sorularımı kim yanıtlayabilir? Sorularım kendi içimdeki için; kendi kendime cevaplamak istiyorum.<br />
İçinizden kim içimdeki benliği bana ve ruhumu ruhuma açıklayabilir ?<br />
Aşk adına söyleyin, yüreğimde yanan, gücümü tüketen ve isteklerimi yok eden<br />
bu ateş nedir ?<br />
Ruhumu kavrayan bu yumuşak ve kaba gizli eller nedir; yüreğimi kaplayan bu acı sevinç ve tatlı keder şarabı nedir ?<br />
Baktığım bu görünmeyen, merak ettiğim açıklanamayan, hissettiğim hissedilemeyen şey nedir ?<br />
Hıçkırıklarımda kahkahanın yankısından daha güzel, sevinçten daha mutluluk verici bir keder var.<br />
Neden kendimi beni öldüren ve sonra şafak sökene kadar tekrar dirilten, hücremi ışığa boğan bu bilinmeyen güce veriyorum?<br />
Uyanıklık hayaletleri kurumuş gözkapaklarımın üstünde titreşiyor ve taştan<br />
yatağımın etrafında düş gölgeleri uçuşuyor.<br />
Aşk diye seslendiğimiz şey nedir? Söyleyin bana, bütün anlayışlara sızan ve çağlarda gizli olan o sır nedir ?<br />
Başlangıçta olan ve herşeyle sonuçlanan bu anlayış nedir ?<br />
Yaşam&#8217;dan ve Ölüm&#8217;den, Yaşam&#8217;dan daha acayip, Ölüm&#8217;den daha derin bir<br />
düş oluşturan bu uyanıklık nedir ?<br />
Söyleyin bana dostlar, içinizde Yaşam&#8217;ın parmakları ruhuna dokunduğunda Yaşam uykusundan uyanmayan biri var mı ?<br />
Yüreğinin sevdiğinin çağrısıyla babasından ve annesinden vazgeçmeyecek kimse var mı?<br />
İçinizden kim ruhunun seçtiği kişiyi bulmak için uzak denizlere açılmaz, çölleri aşmaz, dağların doruğuna tırmanmaz?<br />
Hangi gencin yüreği tatlı nefesli, güzel sesi ve büyülü dokunuşlu elleriyle ruhunu kendinden geçiren kızın peşinden dünyanın sonuna gitmez?<br />
Hangi varlık dualarını bir yakarış ve bağış olarak dinleyen bir Tanrı &#8216;nın önünde yüreğini tütsü diye yakmaz?<br />
Dün kapısından geçenlere Aşk&#8217;ın sırları ve değeri sorulan tapınağın girişinde durmuştum.<br />
Ve önümden çok zayıflamış, yüzü hüzünlü yaşlı bir adam iç çekerek geçti ve şöyle dedi :<br />
&#8220;Aşk bize ilk insandan beri bağışlanmış bir güçsüzlüktür.&#8221;<br />
Yiğit bir genç karşılık verdi:<br />
&#8220;Aşk bugünümüzü geçmişe ve geleceğe bağlar.&#8221;<br />
Ardından kederli yüzlü bir kadın hıçkırarak şöyle dedi:<br />
&#8220;Aşk cehennem mağaralarında sürünen kara engereklerin ölümcül zehiridir. Zehir çiy gibi taze görünür, susuz ruhlar aceleyle içer onu ; ama bir kere zehirlenince hastalanır ve yavaş yavaş ölürler.&#8221;<br />
Sonra gül yanaklı bir kız gülümseyerek dedi ki:<br />
&#8220;Aşk Şafak &#8216;ın kızları tarafından sunulan ve güçlü ruhlara güç katıp onları yıldızlara çıkaran bir şaraptır.&#8221;<br />
Ardından çatık kaşlı, kara giysili, sakallı bir adam geldi:<br />
&#8220;Aşk gençlikte başlayıp biten kör cahilliktir.&#8221;<br />
Bir başkası gülümseyerek açıkladı:<br />
&#8220;Aşk insanın tanrıları mümkün olduğunca fazla görmesini sağlayan kutsal bir bilgidir.&#8221;<br />
Sonra yolunu asasıyla bulan kör bir adam konuştu:<br />
&#8220;Aşk ruhlardan varlığın sırlarını gizleyen kör edici bir sistir;yürek tepeler arasında sadece titreşen arzu hayaletlerini görür ve sessiz vadilerin çığlıklarının yankılarını duyar.&#8221;<br />
Çalgısını çalan genç bir adam şarkı söyledi:<br />
&#8220;Aşk ruhun çekirdeğindeki yangından saçılan ve dünyayı aydınlatan bir ışıktır. Yaşam &#8216;ı bir uyanışla diğeri arasındaki güzel bir düş olarak görmemizi sağlar.&#8221;<br />
Ve paçavraya dönmüş ayaklarının üzerinde sürüklenen güçsüz düşmüş çok yaşlı<br />
bir adam titrek bir sesle şunları söyledi :<br />
&#8220;Aşk mezarın sessizliğinde bedenin dinlenmesi, Sonsuzluk &#8216;un derinliklerinde ruhun huzura ermesidir.&#8221;<br />
Ve onun ardından gelen beş yaşındaki bir çocuk gülerek dedi ki:<br />
&#8220;Aşk annemle babamdır, onlardan başka kimse bilmez aşkı.&#8221;<br />
Ve böylece Aşk&#8217;ı tarif eden herkes kendi umutlarını ve korkularını bıraktı önüme sır olarak.<br />
O anda tapınağın içinden gelen bir ses duydum:<br />
&#8220;Yaşam iki yarıya ayrılmıştır: biri donar, biri yanar; yanan yarı, Aşk&#8217;tır.&#8221;<br />
Bunun üzerine tapınağa girdim, sevinçle diz çökerek dua ettim:<br />
&#8220;Tanrım, beni yanan alevin besleyicisi yap&#8230;<br />
Tanrım beni kutsal ateşine at&#8230;&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Halil Cibran</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/ask-ustune-t1418.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşkın Erkek Hali</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/askin-erkek-hali-t1417.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/askin-erkek-hali-t1417.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2008 16:20:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Nisan Tandal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=319</guid>
		<description><![CDATA[Ae) Erkek hali ll. ´Bütün şiirlerimi erkek sesleri okusun yalnız´ diyen bir şair var mıdır bilmiyorum. Bildiğim tek sey; bu umarsız çağı kapatacak aşkları, yalnız notalarımı çalacak çoğalmaların yaratabileceğidir. Çoğalmanın keşfi gezginci bir ruh gerektirir olsa bile okyanusların bitimsizliği elbette bir enlem dairesine ulaşacaktır. Aynı enlemin aynı boylamla kesiştiği çorak çıplak adanın çorak çıplak vahşilerinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ae) Erkek hali<br />
ll.</p>
<p style="text-align: justify;">´Bütün şiirlerimi erkek sesleri okusun yalnız´ diyen bir şair var mıdır bilmiyorum. Bildiğim tek sey; bu umarsız çağı kapatacak aşkları, yalnız notalarımı çalacak çoğalmaların yaratabileceğidir. Çoğalmanın keşfi gezginci bir ruh gerektirir olsa bile okyanusların bitimsizliği elbette bir enlem dairesine ulaşacaktır. Aynı enlemin aynı boylamla kesiştiği çorak çıplak adanın çorak çıplak vahşilerinin tutumcu duruşları sayesinde, ihtimal o ki, ben bir anlam kazanacağım. Bu bana ait bir okyanus yarı küresi olacaktır hiç bir zaman kimsenin tamamına erişemeyeceği ama hep aramaya devam edeceği bir tam küre parçası olarak kalacak. Kaç gövdenin daha kıvranması gerekir şehvetle diğer yarının gizemini bulmak için, ve tam bu anda; ´ bu ne ıstıraptır tanrım´ diyecek kadın sesini kısarak utanmazcasına.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu konuda tüm cesur kadınlarını tanıdım ben dünyanın. Hep zor kullandırmayı yeğlediler; ben de hep butafor sözcükler icat ettim onlar için dünyanın her dilinde kullanılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kandılar.<br />
Ai) Erkek hali<br />
lll.<br />
´Akşamsefa´larının kendilerini içkilerime emanet verdikleri bir geceyarısı kapanına kısılmıştım. Kalın zincirler, yakamozdan halatlar ya da alkol değildi bu kapan. Ana rahmine düştüğümden beri ellerime tutuşturulmuş kandil gecesi günahkar gebelikler donanmasıydı zaten yaşamalarım. Bu kapan içlerindeki en umarsızıydı. Bu gece etrafımı saranlar, yürek parçalayan sesleri ile kasabanın soluk yatak odalarından fiyonglu basma gecelikli rüyalara doluşan kadın seslerdi. Hep başkası yapmaya çalışıyorlardı beni, uçsuz bucaksız gamzeleri ile düştüğüm karabasanları bir biri ardınca köşe süsü gibi hayatıma yerleştirerek.</p>
<p style="text-align: justify;">Isimsiz kuşlar oldular şimdi.<br />
Ade) Erkek hali<br />
lV.<br />
[Bunların konumuzla ilgisi yoktur: Anlık yaşayan insanlar birliğinin (toplum olamamış) içinden çıkan deli fişekler hiçbir hedefe vuramaz sanılır. Oysa biz, Tunç Çağı çocuklaıi gibi mükavim samanlarıyız yüzyılların. Şizofrenik ´Orta´ Asya çöllerini boşuna aşıp boşuna tüketmedik dünyayı. Altın çağını biz yaşamadan onlara yaşattık.]</p>
<p style="text-align: justify;">Tutku insanın ilk özelliğidir ve tümüyle yıkma güdüsüne bağlıdır. Hayır sakın basitleştirilmiş felsefenin arabesk kanatlarına atmayın bu savı. ´Toplumsalbirey´ olmaktan çıkarılmış insanların son dirençlerine indirilmiş gece morartısı yalanlar sanmayın. Tanrısal efsanelerden yola çıkarak çürümüş yapraklarla örtülmüş bir cennetten kovulma öyküsünü de kanıt / tanık gösterecek değilim. Tutkuya uzanan yolun Hıristiyanlıkta cadı olarak yakılan, Islam´da taşlanarak öldürülen kadın yüzleri ile dolu olduğunu biliyorum. Tutku o nedenle kutsanamaz, kutsanmaz, kutsanmamalı. Canetti, celladın kestiği başı göstermesinin toplumsal boşalma anı olduğunu ve sadece bunun için yapıldığını yazar, kitlesel hezeyanı anlamlandırma çabası ile. Oysa bence böylesine tanımlanmış bir boşalım tümüyle bireyseldir ve tam bir tutkulanma anıdır ki yanı başındaki gövdenin kafasını kesmektir aynı zamanda. Her aşık kendinin Samson´udur ve her kestiği kafa kendini aşmasıdır tutkularının renklerinde. (ilgilenmeyenlere not: Samson, Fransız ihtilalinin en hızlı celladıdır.)</p>
<p style="text-align: justify;">Tutkunun hiç kimseyi ilgilendirmeyen ilkeleri vardır. Ve siz bu ilkelerle başaramazsınız kapanlardan kurtulmayı. Çünkü tutku öncelikle kendi güvenliğini öne alır. Sizinki sonradan ve basitleştirilmiş şekilde ona iliştirilir. O kendisidir. [aynı ölüm gibi]. Siz tutkunun içindeyken de o kendisidir, ele vermez zaten kendini [aynı ölüm gibi], ele geçirdiniz mi kendisini yitirir ve artık kendisi olmaktan [aynı ölüm gibi] çıkar besin zincirinin en erkeksi halkası olur. Tutku küçük insanlara has dünyalar yaratmaz. Dar kafalı sokak bilgelerinin Paris sokaklarından derlenmiş kelimeleri ile de şiiri yazılamaz bir şeydir tutku, salt bir mülkiyetin el değiştirmesi değildir barikatlar çünkü, insanın değişmesidir dolayısıyla tutkunun değişmesidir. Inorganik halidir aşkın. Bunun dışındaki bütün iddialar Lu´nun uydurmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Aden) Erkek hali<br />
V.<br />
A.Peskov (ilgilenmeyenlere not: Nam-ı diğer Gorki) Çehov´ a &#8220;Yabancı bir aktristle evleneceğin (Olga Knipper) lafı dolanıyor. Inanamıyorum ama doğruysa çok sevinirim.&#8221; der ve ekler; &#8220;Evlilik iyi şeydir. YETER KI KADIN TAHTADAN VE BIR RADIKAL OLMASIN.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Bazen gerçekliğin, gerçeği insan hayatından defetmesinin zamanı geldiğini düşünüyorum bir ayıp gibi. Dünyanın tahtadan ve radikal bütün kadınlarını tanıdığımı anladığım gün kapıldım bu ayıplı duyguya. Her şeyi yeniden boyamayı o gün düşündüm.<br />
Ama hemen anladım ki artık çok geç. Yaşamayı seçtiğim kasaba hiçbir şey anlatmıyor bana. Dallarımın köklerimden aldığı titreşimler ayakta tutuyordu arada kalmış gövdemi. Kurulan düşler, pırıldayan yürekler gülüşerek şenlendirmiyor artık beni. Yağmur ışıltılı erimler yaratmıyor güneşe doğru giden. Anladınız mı bilmem, her şey kendimde tükenmiş, bende. Içimdeki gömütlük, şairin dediği gibi ´çok gül koklamış ölülerle´ dolu. Ben de onlardan biri oldum ve kendime kattım kendimi.</p>
<p style="text-align: justify;">I.<br />
İşte yazı da kapandı ve kendine döndü.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Nisan Tandal</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/askin-erkek-hali-t1417.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ey aşk! Kalk ayağa ve ağla,tutuşuncaya kadar&#8230;</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/ey-ask-kalk-ayaga-ve-aglatutusuncaya-kadar-t1343.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/ey-ask-kalk-ayaga-ve-aglatutusuncaya-kadar-t1343.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2008 16:06:08 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=269</guid>
		<description><![CDATA[Ey Aşk!kalk Ayağa ve Ağla,tutuşuncaya Kadar&#8230; Gözlerimi kapattım yokluğumda var olan kendimin üstüne. Çığlığımda taşıdım ellerime sığmayan bensizliği, kızıl sancıların içdökümünde. Rüzgar saçlı bir yalnızlıkta yandım. Nehirler geçti içimden, içim nehirlerden geçti; talan edilirken Züleyha´sına aşk düşen bağışlanmış mısralar. Ve şimdi kalbimde adı konulmamış bir süveydanın ölüm günahları. Ve tufanları avuçlayan ömrümde Nuh´un ayak izleri. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ey Aşk!kalk Ayağa ve Ağla,tutuşuncaya Kadar&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Gözlerimi kapattım yokluğumda var olan kendimin üstüne.<br />
Çığlığımda taşıdım ellerime sığmayan bensizliği,<br />
kızıl sancıların içdökümünde.</p>
<p style="text-align: justify;">Rüzgar saçlı bir yalnızlıkta yandım. Nehirler geçti içimden, içim nehirlerden geçti; talan edilirken Züleyha´sına aşk düşen bağışlanmış mısralar. Ve şimdi kalbimde adı konulmamış bir süveydanın ölüm günahları. Ve tufanları avuçlayan ömrümde Nuh´un ayak izleri.</p>
<p style="text-align: justify;">Adıma küstüm&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">İsimsizliğimin ölgün kentlerinde vurulup duruyorum, sana hep altı susuş kala.</p>
<p style="text-align: justify;">Hadi konuşsana!</p>
<p style="text-align: justify;">Susma gözlerime öyle derin derin.</p>
<p style="text-align: justify;">Kimsesizliğimin kimliğine suret olmayacak mısın yoksa? Aynalarda göremediğim hükümsüz yüzümü, yüzüne kabul etmeyecek misin? Bak el pençe divan durdum aşkın önünde, beni biraz daha susarak acıtacak mısın sesimi?</p>
<p style="text-align: justify;">Biliyorsun, rengi mahpus aşkımın mahşere and içen gözleridir sensizlik. Ey boğazıma kadar battığım yağmur, hadi al beni! Gözbebeklerinde yıldızlar eriten gece, hadi boğ beni!</p>
<p style="text-align: justify;">´´YAĞMUR GECEDEN AL BENİ´´.</p>
<p style="text-align: justify;">Ey Aşk! Güzellik bile sana meftun değil mi? Düşlerimden başka bir hüzünde yaktım mı en meczup tebessümleri?</p>
<p style="text-align: justify;">Bilsen, çöle kesmiş tenha bir gökyüzü indi geceme. İçine kan bulaşan tekinsiz uykulara uyudum. Kurak bir intihar düştü şairliğin yazgısına, yığıldım kaldım ´´bana inmeye korkan SEN uçurumlarında´´.</p>
<p style="text-align: justify;">Sevdiğim!</p>
<p style="text-align: justify;">Acıya düşen içine, içine düşen acıya, tufanıma, rüzgarlığıma yenik geldim. Tutma ellerimi düşeceksin yoksa.</p>
<p style="text-align: justify;">Duru bir gülüş anında saklısın sen, an gibi. Altı harflik susuşun kıyamet ağrısı dilimde. ´Aşk bitti, yüzümü buldum´ diyenlerin içten pazarlıklı yalnızlıklarına inat, içimin suretisin.</p>
<p style="text-align: justify;">Ellerin yasadışı sevdalarda ıslanan heyula sensizliğim. Gözlerin gül yaprağında kanayışım. Çek gözlerini alnımdan. Yazgıma dokunuyorsun!</p>
<p style="text-align: justify;">Benden saklanabileceğim bir İstanbul var mı gözlerinde? Susmaya dair tekmil suskuları ´´ konuş/sana ´´ dediğinde bozar mı gülüşü yırtılmış kelimeler?</p>
<p style="text-align: justify;">Ey Aşk!</p>
<p style="text-align: justify;">Kara kalemlerin aşkına!</p>
<p style="text-align: justify;">Ten hummalı saçlarında boğulmalarım yetmediyse bil ki; kahrolası bu denizler az gelir ağlayışlarıma. Sen hüzün divanında acının aşkı, aşkın acısı. İşte eşiğindeyim! Aşkın mahrem cinnetlerine sunma beni sevdiğim. Azalırım.</p>
<p style="text-align: justify;">Ey Aşk! Kalk ayağa ve ağla tutuşuncaya dek!<br />
Çünkü anlamını gizleyemiyorum aşktan&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/ey-ask-kalk-ayaga-ve-aglatutusuncaya-kadar-t1343.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgiliye Mektuplar 1</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/sevgiliye-mektuplar-1-t969.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/sevgiliye-mektuplar-1-t969.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2008 15:30:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=258</guid>
		<description><![CDATA[Şimdi nerelerdesin? Bu sefer yazdıklarımın, yüreğimin acısının adresi yok! Satırları yazmakta bile zorlanıyorum. Sen gideli kelime haznem daraldı. Tek başıma kaldım buralarda&#8230; Ansızın dalıyorum, sürekli yollara bakıyorum ve işin acı tarafı gelmeyeceğini de çok iyi biliyorum. Ah Sevgili! Çok hayallerimiz vardı. Hayata dair, aşka dair, ikimizin kaybettiklerine dair. Yazık! Hayallerimiz yarıda bile kalmadı.. Şimdi de [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Şimdi nerelerdesin? Bu sefer yazdıklarımın, yüreğimin acısının adresi yok! Satırları yazmakta bile zorlanıyorum. Sen gideli kelime haznem daraldı. Tek başıma kaldım buralarda&#8230;<br />
Ansızın dalıyorum, sürekli yollara bakıyorum ve işin acı tarafı gelmeyeceğini de çok iyi biliyorum. Ah Sevgili! Çok hayallerimiz vardı. Hayata dair, aşka dair, ikimizin kaybettiklerine dair. Yazık! Hayallerimiz yarıda bile kalmadı.. Şimdi de mi kadere atılacak suç? &#8220;Kaderde var mı?&#8221; diyerek!</p>
<p>Sen yoksun ama ben gene sana yazıyorum her günün ardından(!)<br />
Gözyaşlarımı, aşkımı, özlemimi yazıyorum ve sevgili her zamanki gibi seni özlemle bekliyorum. Bensiz üzülme olduğun yerlerde; çünkü ben seni yüreğimde taşıyorum, sensizken bile&#8230;</p>
<p>Kimseye söylemiyorum seni sevdiğimi sana bile (!) Çünkü içimde yaşıyorum seni, sen de beni&#8230; Bizim aşkımızın kuralı da bu, baştan beri belli..</p>
<p>Ah Sevgili(!) Özledim be seni.. Geleceksin biliyorum ve sabırla bekliyorum. Çünkü seni ölümsüz bir aşkla seviyorum.</p>
<p><strong>Nurgül Gündoğdu</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/sevgiliye-mektuplar-1-t969.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgiliye Mektuplar 2</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/sevgiliye-mektuplar-2-t968.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/sevgiliye-mektuplar-2-t968.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2008 15:27:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=256</guid>
		<description><![CDATA[Gecenin karanlığı bana o kadar şey düşündürüyor ki; anlatamam. Hatalarım, pişmanlıklarım, düşünceler içinde savaş veriyorum. Bir de özlemlerim var tabi.. Benim özlemim geleceğim ve geleceğimin içindeki sen. Ama farklı şeyler yazıyoruz. (Sen ve Ben) Evet bana göre çok büyük bir aşk yaşıyoruz. Fakat beraberinde korkular var. Hani çok değer verdiğim bir şey olur ve sen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Gecenin karanlığı bana o kadar şey düşündürüyor ki; anlatamam. Hatalarım, pişmanlıklarım, düşünceler içinde savaş veriyorum. Bir de özlemlerim var tabi.. Benim özlemim geleceğim ve geleceğimin içindeki sen. Ama farklı şeyler yazıyoruz. (Sen ve Ben)</p>
<p style="text-align: justify;">Evet bana göre çok büyük bir aşk yaşıyoruz. Fakat beraberinde korkular var. Hani çok değer verdiğim bir şey olur ve sen ona özen gösterirsin. Adeta varlığın, bütün huzurun ona bağlıdır. Bir süre sonra ona bir şey olduğunda ise artık hayatının bittiğini düşünürsün. Ben daha önce yaşadım bunları sevgili! Acısı çok büyük&#8230; Seni kaybetmeyi düşürdüğümde de aynı acıyı çekiyorum. Artık anladın mı seni ne kadar büyük bir aşkla sevdiğimi?</p>
<p style="text-align: justify;">Baksana bu sessizlik, bu karanlık, bir de sensizlik neler yazdırıyor bana.. Öyle şeyler var ki içimde.. Bunu ben bile bilmiyorum. İçimde bir şeyler korkutuyor belki de beni.. Beynimi tırmalıyor artık yaşadıklarım. Dünya böyle bütün hızıyla dönüyor. Ne kadar bize yavaş gelse de..</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Nurgül Gündoğdu</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/sevgiliye-mektuplar-2-t968.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sevgiliye Mektuplar 3</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/sevgiliye-mektuplar-t965.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/sevgiliye-mektuplar-t965.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2008 15:26:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=252</guid>
		<description><![CDATA[Sabah kalktığımda ilk aklıma gelensin. Ağladığım, güldüğüm ve sevgilim sen benim tek sevdiğim, aşık olduğum adamsın&#8230; Sen karanlıklar arasında kaldığımda tek ışığımsın. Ne ayrılıklar yaşadık seninle&#8230; Çok düşündüm neden diye(!) Her ayrılıkta dönmeyeceğim desem de, döndüm dayanamadım sensizliğe! Senden sonrası yok bilirim. Sen benim ilk sevdiğim,gizlice buluştuğumsun&#8230; Her gideceğini duyduğumda yüreğim benden önce ağlıyor. &#8220;Gitmeeee&#8221; [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Sabah kalktığımda ilk aklıma gelensin. Ağladığım, güldüğüm ve sevgilim sen benim tek sevdiğim, aşık olduğum adamsın&#8230; Sen karanlıklar arasında kaldığımda tek ışığımsın. Ne ayrılıklar yaşadık seninle&#8230; Çok düşündüm neden diye(!)<br />
Her ayrılıkta dönmeyeceğim desem de, döndüm dayanamadım sensizliğe! Senden sonrası yok bilirim. Sen benim ilk sevdiğim,gizlice buluştuğumsun&#8230; Her gideceğini duyduğumda yüreğim benden önce ağlıyor. <em>&#8220;Gitmeeee&#8221;</em> olmaz diyor, başkasını değil, tek seni istiyor. Senin sevginden başkası ona yetmiyor. Sensizlikte her gün bitiyor. Her sensizlikte ölüyor ama sevgilim gören olmuyor.<br />
Bu kalp seni hep sevdi ve sonsuza kadar sevecek!!! Seni yanındayken bile özlüyor. Bak gene bu türkü çalıyor:<br />
<em>&#8220;sana sevdiğim diyemem<br />
yalan yalan yalan<br />
sen karasevdamsın benim<br />
duman duman<br />
ah leyar yar<br />
yine başımda sevdan<br />
ah leyar yar..&#8221;</em></p>
<p><strong>Nurgül Gündoğdu</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/sevgiliye-mektuplar-t965.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dostumdan Sana</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/dostumdan-sana-t967.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/dostumdan-sana-t967.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2008 15:25:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=255</guid>
		<description><![CDATA[Bir gün gözlerimi açtığımda sen yoktun. Uyku sersemi olmalıyım ki; döneceğini düşündüm o an. Sonra aklıma geldi beni 24 saat önce terkedişin&#8230; Her şeyin bir sebebi vardı da bu ayrılığın bir sebebi yoktu. Sonra evi toplamaya başladım, yani umursamadım gidişini&#8230; Senin için kendimi feda etmemi dahi unutmuştum. Vicdanım rahattı, ne dua ediyordum, ne beddua&#8230; Yani [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bir gün gözlerimi açtığımda sen yoktun. Uyku sersemi olmalıyım ki; döneceğini düşündüm o an. Sonra aklıma geldi beni 24 saat önce terkedişin&#8230; Her şeyin bir sebebi vardı da bu ayrılığın bir sebebi yoktu. Sonra evi toplamaya başladım, yani umursamadım gidişini&#8230; Senin için kendimi feda etmemi dahi unutmuştum. Vicdanım rahattı, ne dua ediyordum, ne beddua&#8230; Yani bunun bir oyun olduğunu düşünerek sıranın sende olduğunu ve dönüşünü bekliyordum. Sıra sendeydi, benim suçum yoktu ve sevgilim sen gelmedin. Sıranı mı unuttun?</p>
<p style="text-align: justify;">İçimden bir şey kopmuştu sen giderken(!)<br />
Ama öyle bir acı vardı ki; o hep benimle&#8230; Artık aynaya da bakmıyorum, türkü de dinlemiyorum, alışık değilim bir başıma hüzünlenmeye, ağlamaya bile! Gökyüzünde güneş var bugün, fakat bir benim üstümde kara bulutlar, ağlıyorlar&#8230; hep korkmuşumdur ihtiras sahibi olmaktan olandan da yazık sen de çıktın onlardan&#8230; Bazen hayata direniyorum. Mesela o gün güneş bir başka doğuyor. Gözlerim ağlamıyor, saçlarımı topluyorum ve gözlerim bir başka gülüyor. Fakat her zaman değil(!) Sonra duyduğum bir türkü yüreğimi ağlatıyor gözlerimi ağlatmasa da&#8230;<br />
Ah sevgili!<br />
Gözlerim yorgun, içim ezik&#8230;<br />
Her kafadan bir ses çıkıyor. Akşama şunu yapalım, hafta sonu şuraya gidelim. Eskiden bunlar benim her şeyimdi&#8230; Oysa şimdi(!) düşünsene bunları bile almışsın elimden&#8230;..<br />
<strong><br />
Nurgül Gündoğdu<br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/dostumdan-sana-t967.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

