<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkçemiz.Net &#187; Edebiyat</title>
	<atom:link href="http://www.turkcemiz.net/etiket/edebiyat/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turkcemiz.net</link>
	<description>Türkçesiz Türkçeye Hayır</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 May 2011 23:15:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Aşk Dökümü</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/ask-dokumu-t1429.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/ask-dokumu-t1429.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2008 18:30:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[Cengiz Erdem]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=330</guid>
		<description><![CDATA[0.Tablet Ben Godot&#8217;u beklerken sen geldin. 1.Tablet Yeşillikler arasına sıkışıp kalmış bir çöl kuraklığıydın sen ve sende susuzluğa yazılı bir yılandım ben. Ben işte o alev alev kumların üzerinde sürünürken gelip gelip de kanımı emen parazitlerindi her nasılsa öldürdükçe hayatta tutan beni. Bir yerlerde benimle ağladığını bile bile başlardım gülmeye var yere yok yere belki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>0.Tablet</strong><br />
Ben Godot&#8217;u beklerken sen geldin.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1.Tablet</strong><br />
Yeşillikler arasına sıkışıp kalmış bir çöl kuraklığıydın sen ve sende susuzluğa yazılı bir yılandım ben. Ben işte o alev alev kumların üzerinde sürünürken gelip gelip de kanımı emen parazitlerindi her nasılsa öldürdükçe hayatta tutan beni. Bir yerlerde benimle ağladığını bile bile başlardım gülmeye var yere yok yere belki sen de gülersin geçersin kapımın önünden geçip gidersin diye. Sorardı arkadaşlarım kaktüs sevgilimin sebebini de utanırdım söylemeye seni yaşatmak olduğunu evimde temel emelimin. Sorarlardı neden sevmediğini kedileri de susardım, susar, öyle susuz susuz bakardım suratlarına kimilerinin. Çok uzaklarda bi yerlerden gelen o piyano sesiydi sanki senin yaşıyor olduğunu bilmemin sebebi. Nasıl olduğunu bilmediğim şeylerden biriydi senden nefret edememem. Anamdan emdiğim sütü, iliğimi çeker gibi kemiğimden, çekmiştin beynimden ya, &#8220;neye niyet niye kısmet&#8221; şarkısını mırıldanır olmuştum o günden sonra, ve biteviye uzayıp giden ağlamalarında o zavallı insanların, bulmuştum seni&#8230;<br />
Artık yoktun!</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2.Tablet</strong><br />
Hayal kurmaktan başka yapacak bir şeyim kalmadığı zamanlardı senin aklıma düştüğün zamanlar. Bir kaçıştın sen benim için ve nereye kaçacağımı bilemezdim senden kaçmaya çalşırken. Bilmiyordum ki arkamdan gelip gelmediğini, o anda bana ihtiyacın olup olmadığını. Gitmek istiyordum oralardan da yoktu gidecek yerim. Bir gün düşesin istedim damından evimin de şaşırmayayım. Parka bakan odamdan izlerdim kar topu oynayan kır kedileri de düşerdin aklımın damından ya, kurardım seni işte o zamanlar, pıt pıt gezinirdim ortalıkta, sonra da bozardım öldürmesinler beni diye&#8230; Bilmiyordum ki beni sevip sevmediğini.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3.Tablet</strong><br />
İçimdeydin. Bize karşı gelenler dışında kimseyi dinlemedin, gittin. Dışındaydım.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>4.Tablet</strong><br />
İçindeki acıyı enjektörle çekebilsem şimdi, çekebilsem de enjekte edebilsem köpekliğin mahrem tarihine iki koca yıl enjekte edenlere. Ve seni ve beni de bu oyuna yerleştirenlere. Ne gereği vardı halbuki olmadığımız ve asla olamayacağımız gibi olmaya çalışmanın? Denedik; denek miydik ki ne denedik? Ne dedik? ENJEKTÖR&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Sadecetelkin yoluyla teskin enjeksiyonunda kullanılanlardan&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>5.tablet</strong><br />
Ateşin ölçü birimi olduğu uzamlarda budadım kanatlarını intiharımın. Başka dünyaları aydınlatan ateş solusyonlarının peşindeydi bencilliğim. Doğuştan -ölü-canlıların birer karakter ve kişilik sahibi olma arzusuydu beni iten gülmeye ve sonra da çeken hüüüp diye, bir iliğin öküz iğnesiyle çekilişi gibi kemikten, hayattan.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>6.Tablet</strong><br />
Hoşgeldin. Düşe kalka olacaktı, düştük. Kalkalım mı artık? Kedileri birlikte sevelim mi? Yürüyüşe çıkalım mı? Baksana gökyüzünden artık kar değil, kan damlıyor. Kan topu oynarız belki ha? Bana kalırsa çoktan pıhtılaşmıştır gözlerimizden akan o kanlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>7.Ve son Tablet</strong><br />
Neden sustuğunu biliyor musun şimdi? Ateşin ölçü birimine dönüştüğü uzamda, cesetlerin kaybolduğu yerde biter söz de ondan işte&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cengiz Erdem</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/ask-dokumu-t1429.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Canım Öğretmenim</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/canim-ogretmenim-t1426.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/canim-ogretmenim-t1426.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2008 17:00:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[öğretmen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=327</guid>
		<description><![CDATA[Öğretmen… Öğreten ve öğretirken de eğiten insan… Yani “muallim”; hem öğreten ve hem de öğrenen… Tam anlamıyla ”kalpte ışık, gözlerde fer”dir. “Muallimler, asrımızın evliyasıdır&#8230;” “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” diyen Hz. Ali, öğretmeni veya tamamıyla öğretmenliği yüceltmektedir. CANIM ÖĞRETMENİM… Sen bir anasın, sen bir babasın. Benim hayatımı kazanmama bir vesilesin. Sen olmasaydın, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Öğretmen… Öğreten ve öğretirken de eğiten insan… Yani “muallim”; hem öğreten ve hem de öğrenen… Tam anlamıyla ”kalpte ışık, gözlerde fer”dir. “Muallimler, asrımızın evliyasıdır&#8230;”<br />
“Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum” diyen Hz. Ali, öğretmeni veya tamamıyla öğretmenliği yüceltmektedir.</p>
<p>CANIM ÖĞRETMENİM…<br />
Sen bir anasın, sen bir babasın.<br />
Benim hayatımı kazanmama bir vesilesin.<br />
Sen olmasaydın, ben kim olacaktım şu an?<br />
Kim beni çıkaracaktı cahiliyet bataklığından?<br />
Kim temizleyecekti kalbimi kirli düşüncelerden?<br />
Kim öğretecekti bana hayatın güzelliklerini?</p>
<p>Öğretmenim, biz bir tohumduk, ama yerden yukarıya doğru çıkamıyorduk. Daha doğrusu çıkaracak birileri de yoktu. Derken, sen çıktın karşımıza kolları sıvalı ve elinde testili bizleri sulamak için. Öyle aşk ve şevkle her türlü imkânsızlıklara göğüs gererek çalışıyordun ki, “Böyleleri de varmış&#8221; dedirtmiştin. Tek umudun bizim bir fidan olarak yetişmemiz ve çevremize güzellikler dağıtmamızdı. Sende bir ananın şefkati, bir babanın sevgisi, dünyanın en güzel tebessümü, asrın emaneti var. Gittiğin her yerde hep aynı düşünceyle, hep aynı azimle anlatıyorsun kalbindekileri.</p>
<p>Ben, gelmedim kavga için,<br />
Benim işim sevgi için.</p>
<p>Ve oradan ayrıldığında da sevgi dolu bir ortam, yüzü nurlu pırıl pırıl parlayan gençleri bırakıyorsun arkanda. Onlar, sana her zaman minnettar kalacaklar ve sana kalplerinin en derin köşelerinde yer verecekler.<br />
Öğretmenim,sen bize hep güzel görüp güzel düşünmeyi, olumsuz olaylar karşısında gene güzel düşünmeyi, acılara göğüs germeyi, amacımıza ulaşmak için sabrı ve azmi, büyüklere saygıyı, görevimize vefayı ve sadakatı, aramızdaki birlik ve beraberliği, sevgi yolunun sırrı olan kardeşliği ve haramdan kaçınmayı öğrettin. Bunları bizzat hayatında yaşayarak bizlere rehber oldun.<br />
Aziz öğretmenim! Dünyanın dört bir yanında sizin gibi aynı gayeyi taşıyan gönül erleri yoktur. Sizin &#8220;vurana elsiz, sövene dilsiz” düşüncenize hayret ediyorlar. Hayret etmekle kalmıyor; meseleyi araştırmaya başlıyorlar. Kavrayanlar bir gönül huzuru içinde yeni bir hayata atılıyorlar. Bundan büyük hediye olabilir mi ki insan için?<br />
Öğretmenim seninle karşılıklı konuştuğum zaman en çok beni seviyor düşüncesine kapıldım. Ama siz herkese karşı aynısınız. Herkese karşı aynı sevgiyle bakıyorsunuz. İnsanı dini veya maddî durumuna göre ayrım yapmaksızın, aynı ölçüde ele alıyorsunuz. Öğretmen, bir mum gibidir; kendisi erir, ama çevresini aydınlatır. Kimileri bu aydınlıkta yolunu bulur. Kimileri de bu aydınlık hâle içinde hayatını kurar. Bir de güneş gibidir; hem ısıtır, hem de ışıtır insanları. Öğretmenim üzerimde birçok hakkın var. Bilmiyorum, nasıl ödeyebilirim onları. Benim için katlandığınız her fedakârlık, sarfettiğiniz her bir emeğiniz hayata olan sevgimi artırdı, bakış açımı değiştirdi. Öğretmenim size çok imreniyorum. Keşke ben de bu kervana katılabilsem. Eğer onların gönlünde ufacık bir iz bırakabildiysem, ne mutlu bana!</p>
<p>Bu dünya olurdu onsuz bana dar,<br />
Kalbine bağlayan canım öğretmen!<br />
Ey, gönüller fatihi hocalarım, sizler unutulmadınız ki unutalım. Sizi hep güzelliklerle anacağım. Hayatta karşılaşacağım bütün güzellikler sizlerin ışıldayan gözlerinizi, parlayan nurlu yüzlerinizi hatırlatacak bana. Sizler insan olmanın ne yüce bir erdem olduğunu gösteren canlı tablolarsınız. Evet, gülü, çiçeği, meyveyi, sebzeyi yetiştiren toprak olduğu gibi, siz de geleceğin insanlarını can gönlünüzle yetiştirmeye çalışıyorsunuz. Siz, “peygamber mesleği”ni üstlenmiş bir insansınız. Öğretmen, nur gibidir ve görevi kutsaldır. Ne olur ilminizle, nurunuzla çevreyi ve insanları aydınlatmaya devam edin!!!<br />
Özlüyorum ben onu, onsuz günleri,<br />
Acıyı paylaşan tebessümleri,<br />
Özlüyorum o güzel nurlu yüzleri,<br />
Dünyamı süsleyen canım öğretmen!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/canim-ogretmenim-t1426.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Aşk Hikayesi</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/bir-ask-hikayesi-t1424.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/bir-ask-hikayesi-t1424.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2008 16:57:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=325</guid>
		<description><![CDATA[AŞK BİR FARKINA VARIŞ BİR İDRAK SEVİYESİDİR… Aşk odu önce maşuka, andan aşıka düşer derler, malum. Yani aşk ateşi önce sevilene sonra sevene düşer. Önce sevilende bir ateş yanmalı ki pervane onun etrafında dönsün, pervane o ateşi görsün, sonra aşkının farkına varsın. Pervane aşkını ispat edebilmek için gördüğü anda ışığı , etrafında dönmeye başlar. Bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">AŞK BİR FARKINA VARIŞ BİR İDRAK SEVİYESİDİR…<br />
Aşk odu önce maşuka, andan aşıka düşer derler, malum. Yani aşk ateşi önce sevilene sonra sevene düşer. Önce sevilende bir ateş yanmalı ki pervane onun etrafında dönsün, pervane o ateşi görsün, sonra aşkının farkına varsın. Pervane aşkını ispat edebilmek için gördüğü anda ışığı , etrafında dönmeye başlar. Bir cezbedir bu ve bu cezbenin gittikçe daralan bir çemberi vardır. Işığı gördüğü anda aşkı ilmel yakin olarak tanıyan pervane onu aynel yakin bilmek istediği için gittikçe mumun etrafındaki çemberi daraltıyor. Çember daraldıkça pervanenin aşkı artıyor, coşkusu artıyor , cesareti artıyor. Aşk cesaret işidir neticede ve pervane cesaretle kanadını şöyle bir değdirir ateşe. İlk lezzettir o acı verir yakar içini. Ama ona verdiği acı o kadar hoşuna gider ki , daha fazla dönmeye başlar. Acı , lezzet… bir birine zıt bu iki duygunun bir arada olması nasıl mümkün…<br />
Amma Azap kelimesi azp kelimesinden türüyor. Azp lezzet demek. Azabın ne demek olduğunu buna göre gayrı siz düşünün. İşte kanadının ilk ateşe deydiği ana pervane ilk azabı duyar , ilk azap öyle bir lezzettir ki… bu azap ve ondan alınan lezzet insanı yavaş yavaş nefsinden sıyırıp vuslatı mümkün kılar. Bu sefer daha büyük bir cesaretle kendini ateşe atarcasına girer ışığı kucaklar.<br />
Pervane…<br />
Yanar kavrulur bütün dünya. Bir buğday tanesi gibi toparlayıp yere düşürür. Artık hakkal yakin vuslatı biliyordur.<br />
Işık mumdadır lakin mum yananların farkında değil kendi yangınında. Önce can ipliğine bir ateş düşer mumun yanmaya başlar söndürmek için göz yaşı döker lakin nafile göz yaşları bir başka alevlendirir yangını.<br />
Elemler aşıklarda…<br />
Ve can verir bir başka aşık sevgili yolunda eriyip biterek. Bir birinden haberi olmaz aşıkların biri bir yanda diğeri de bir yanda herkes kendi sevgisi için yanmakta.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/bir-ask-hikayesi-t1424.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşk Üstüne</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/ask-ustune-t1418.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/ask-ustune-t1418.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2008 16:24:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Hilal Cibran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=320</guid>
		<description><![CDATA[Aşk Üstüne &#8230;. Aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim, ama hiçbir sözcük bulamadım. Aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü, yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü. Ey bana gizlerinin ve mucizelerinin varlığına inandığım Aşk&#8217;ı soran sizler, Aşk peçesiyle beni kuşattığından beri ben size aşkın gidişini ve değerini sormaya geliyorum. Sorularımı kim yanıtlayabilir? Sorularım [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Aşk Üstüne &#8230;.<br />
Aşkı konuşmak için dudaklarımı kutsanmış ateşle temizledim, ama hiçbir sözcük bulamadım.<br />
Aşktan haberdar olduğumda sözler cılız bir hıçkırığa dönüştü, yüreğimdeki şarkı derin bir sessizliğe gömüldü.<br />
Ey bana gizlerinin ve mucizelerinin varlığına inandığım Aşk&#8217;ı soran sizler, Aşk peçesiyle beni kuşattığından beri ben size aşkın gidişini ve değerini sormaya geliyorum.<br />
Sorularımı kim yanıtlayabilir? Sorularım kendi içimdeki için; kendi kendime cevaplamak istiyorum.<br />
İçinizden kim içimdeki benliği bana ve ruhumu ruhuma açıklayabilir ?<br />
Aşk adına söyleyin, yüreğimde yanan, gücümü tüketen ve isteklerimi yok eden<br />
bu ateş nedir ?<br />
Ruhumu kavrayan bu yumuşak ve kaba gizli eller nedir; yüreğimi kaplayan bu acı sevinç ve tatlı keder şarabı nedir ?<br />
Baktığım bu görünmeyen, merak ettiğim açıklanamayan, hissettiğim hissedilemeyen şey nedir ?<br />
Hıçkırıklarımda kahkahanın yankısından daha güzel, sevinçten daha mutluluk verici bir keder var.<br />
Neden kendimi beni öldüren ve sonra şafak sökene kadar tekrar dirilten, hücremi ışığa boğan bu bilinmeyen güce veriyorum?<br />
Uyanıklık hayaletleri kurumuş gözkapaklarımın üstünde titreşiyor ve taştan<br />
yatağımın etrafında düş gölgeleri uçuşuyor.<br />
Aşk diye seslendiğimiz şey nedir? Söyleyin bana, bütün anlayışlara sızan ve çağlarda gizli olan o sır nedir ?<br />
Başlangıçta olan ve herşeyle sonuçlanan bu anlayış nedir ?<br />
Yaşam&#8217;dan ve Ölüm&#8217;den, Yaşam&#8217;dan daha acayip, Ölüm&#8217;den daha derin bir<br />
düş oluşturan bu uyanıklık nedir ?<br />
Söyleyin bana dostlar, içinizde Yaşam&#8217;ın parmakları ruhuna dokunduğunda Yaşam uykusundan uyanmayan biri var mı ?<br />
Yüreğinin sevdiğinin çağrısıyla babasından ve annesinden vazgeçmeyecek kimse var mı?<br />
İçinizden kim ruhunun seçtiği kişiyi bulmak için uzak denizlere açılmaz, çölleri aşmaz, dağların doruğuna tırmanmaz?<br />
Hangi gencin yüreği tatlı nefesli, güzel sesi ve büyülü dokunuşlu elleriyle ruhunu kendinden geçiren kızın peşinden dünyanın sonuna gitmez?<br />
Hangi varlık dualarını bir yakarış ve bağış olarak dinleyen bir Tanrı &#8216;nın önünde yüreğini tütsü diye yakmaz?<br />
Dün kapısından geçenlere Aşk&#8217;ın sırları ve değeri sorulan tapınağın girişinde durmuştum.<br />
Ve önümden çok zayıflamış, yüzü hüzünlü yaşlı bir adam iç çekerek geçti ve şöyle dedi :<br />
&#8220;Aşk bize ilk insandan beri bağışlanmış bir güçsüzlüktür.&#8221;<br />
Yiğit bir genç karşılık verdi:<br />
&#8220;Aşk bugünümüzü geçmişe ve geleceğe bağlar.&#8221;<br />
Ardından kederli yüzlü bir kadın hıçkırarak şöyle dedi:<br />
&#8220;Aşk cehennem mağaralarında sürünen kara engereklerin ölümcül zehiridir. Zehir çiy gibi taze görünür, susuz ruhlar aceleyle içer onu ; ama bir kere zehirlenince hastalanır ve yavaş yavaş ölürler.&#8221;<br />
Sonra gül yanaklı bir kız gülümseyerek dedi ki:<br />
&#8220;Aşk Şafak &#8216;ın kızları tarafından sunulan ve güçlü ruhlara güç katıp onları yıldızlara çıkaran bir şaraptır.&#8221;<br />
Ardından çatık kaşlı, kara giysili, sakallı bir adam geldi:<br />
&#8220;Aşk gençlikte başlayıp biten kör cahilliktir.&#8221;<br />
Bir başkası gülümseyerek açıkladı:<br />
&#8220;Aşk insanın tanrıları mümkün olduğunca fazla görmesini sağlayan kutsal bir bilgidir.&#8221;<br />
Sonra yolunu asasıyla bulan kör bir adam konuştu:<br />
&#8220;Aşk ruhlardan varlığın sırlarını gizleyen kör edici bir sistir;yürek tepeler arasında sadece titreşen arzu hayaletlerini görür ve sessiz vadilerin çığlıklarının yankılarını duyar.&#8221;<br />
Çalgısını çalan genç bir adam şarkı söyledi:<br />
&#8220;Aşk ruhun çekirdeğindeki yangından saçılan ve dünyayı aydınlatan bir ışıktır. Yaşam &#8216;ı bir uyanışla diğeri arasındaki güzel bir düş olarak görmemizi sağlar.&#8221;<br />
Ve paçavraya dönmüş ayaklarının üzerinde sürüklenen güçsüz düşmüş çok yaşlı<br />
bir adam titrek bir sesle şunları söyledi :<br />
&#8220;Aşk mezarın sessizliğinde bedenin dinlenmesi, Sonsuzluk &#8216;un derinliklerinde ruhun huzura ermesidir.&#8221;<br />
Ve onun ardından gelen beş yaşındaki bir çocuk gülerek dedi ki:<br />
&#8220;Aşk annemle babamdır, onlardan başka kimse bilmez aşkı.&#8221;<br />
Ve böylece Aşk&#8217;ı tarif eden herkes kendi umutlarını ve korkularını bıraktı önüme sır olarak.<br />
O anda tapınağın içinden gelen bir ses duydum:<br />
&#8220;Yaşam iki yarıya ayrılmıştır: biri donar, biri yanar; yanan yarı, Aşk&#8217;tır.&#8221;<br />
Bunun üzerine tapınağa girdim, sevinçle diz çökerek dua ettim:<br />
&#8220;Tanrım, beni yanan alevin besleyicisi yap&#8230;<br />
Tanrım beni kutsal ateşine at&#8230;&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Halil Cibran</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/ask-ustune-t1418.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aşkın Erkek Hali</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/askin-erkek-hali-t1417.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/askin-erkek-hali-t1417.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2008 16:20:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Nisan Tandal]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=319</guid>
		<description><![CDATA[Ae) Erkek hali ll. ´Bütün şiirlerimi erkek sesleri okusun yalnız´ diyen bir şair var mıdır bilmiyorum. Bildiğim tek sey; bu umarsız çağı kapatacak aşkları, yalnız notalarımı çalacak çoğalmaların yaratabileceğidir. Çoğalmanın keşfi gezginci bir ruh gerektirir olsa bile okyanusların bitimsizliği elbette bir enlem dairesine ulaşacaktır. Aynı enlemin aynı boylamla kesiştiği çorak çıplak adanın çorak çıplak vahşilerinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ae) Erkek hali<br />
ll.</p>
<p style="text-align: justify;">´Bütün şiirlerimi erkek sesleri okusun yalnız´ diyen bir şair var mıdır bilmiyorum. Bildiğim tek sey; bu umarsız çağı kapatacak aşkları, yalnız notalarımı çalacak çoğalmaların yaratabileceğidir. Çoğalmanın keşfi gezginci bir ruh gerektirir olsa bile okyanusların bitimsizliği elbette bir enlem dairesine ulaşacaktır. Aynı enlemin aynı boylamla kesiştiği çorak çıplak adanın çorak çıplak vahşilerinin tutumcu duruşları sayesinde, ihtimal o ki, ben bir anlam kazanacağım. Bu bana ait bir okyanus yarı küresi olacaktır hiç bir zaman kimsenin tamamına erişemeyeceği ama hep aramaya devam edeceği bir tam küre parçası olarak kalacak. Kaç gövdenin daha kıvranması gerekir şehvetle diğer yarının gizemini bulmak için, ve tam bu anda; ´ bu ne ıstıraptır tanrım´ diyecek kadın sesini kısarak utanmazcasına.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu konuda tüm cesur kadınlarını tanıdım ben dünyanın. Hep zor kullandırmayı yeğlediler; ben de hep butafor sözcükler icat ettim onlar için dünyanın her dilinde kullanılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kandılar.<br />
Ai) Erkek hali<br />
lll.<br />
´Akşamsefa´larının kendilerini içkilerime emanet verdikleri bir geceyarısı kapanına kısılmıştım. Kalın zincirler, yakamozdan halatlar ya da alkol değildi bu kapan. Ana rahmine düştüğümden beri ellerime tutuşturulmuş kandil gecesi günahkar gebelikler donanmasıydı zaten yaşamalarım. Bu kapan içlerindeki en umarsızıydı. Bu gece etrafımı saranlar, yürek parçalayan sesleri ile kasabanın soluk yatak odalarından fiyonglu basma gecelikli rüyalara doluşan kadın seslerdi. Hep başkası yapmaya çalışıyorlardı beni, uçsuz bucaksız gamzeleri ile düştüğüm karabasanları bir biri ardınca köşe süsü gibi hayatıma yerleştirerek.</p>
<p style="text-align: justify;">Isimsiz kuşlar oldular şimdi.<br />
Ade) Erkek hali<br />
lV.<br />
[Bunların konumuzla ilgisi yoktur: Anlık yaşayan insanlar birliğinin (toplum olamamış) içinden çıkan deli fişekler hiçbir hedefe vuramaz sanılır. Oysa biz, Tunç Çağı çocuklaıi gibi mükavim samanlarıyız yüzyılların. Şizofrenik ´Orta´ Asya çöllerini boşuna aşıp boşuna tüketmedik dünyayı. Altın çağını biz yaşamadan onlara yaşattık.]</p>
<p style="text-align: justify;">Tutku insanın ilk özelliğidir ve tümüyle yıkma güdüsüne bağlıdır. Hayır sakın basitleştirilmiş felsefenin arabesk kanatlarına atmayın bu savı. ´Toplumsalbirey´ olmaktan çıkarılmış insanların son dirençlerine indirilmiş gece morartısı yalanlar sanmayın. Tanrısal efsanelerden yola çıkarak çürümüş yapraklarla örtülmüş bir cennetten kovulma öyküsünü de kanıt / tanık gösterecek değilim. Tutkuya uzanan yolun Hıristiyanlıkta cadı olarak yakılan, Islam´da taşlanarak öldürülen kadın yüzleri ile dolu olduğunu biliyorum. Tutku o nedenle kutsanamaz, kutsanmaz, kutsanmamalı. Canetti, celladın kestiği başı göstermesinin toplumsal boşalma anı olduğunu ve sadece bunun için yapıldığını yazar, kitlesel hezeyanı anlamlandırma çabası ile. Oysa bence böylesine tanımlanmış bir boşalım tümüyle bireyseldir ve tam bir tutkulanma anıdır ki yanı başındaki gövdenin kafasını kesmektir aynı zamanda. Her aşık kendinin Samson´udur ve her kestiği kafa kendini aşmasıdır tutkularının renklerinde. (ilgilenmeyenlere not: Samson, Fransız ihtilalinin en hızlı celladıdır.)</p>
<p style="text-align: justify;">Tutkunun hiç kimseyi ilgilendirmeyen ilkeleri vardır. Ve siz bu ilkelerle başaramazsınız kapanlardan kurtulmayı. Çünkü tutku öncelikle kendi güvenliğini öne alır. Sizinki sonradan ve basitleştirilmiş şekilde ona iliştirilir. O kendisidir. [aynı ölüm gibi]. Siz tutkunun içindeyken de o kendisidir, ele vermez zaten kendini [aynı ölüm gibi], ele geçirdiniz mi kendisini yitirir ve artık kendisi olmaktan [aynı ölüm gibi] çıkar besin zincirinin en erkeksi halkası olur. Tutku küçük insanlara has dünyalar yaratmaz. Dar kafalı sokak bilgelerinin Paris sokaklarından derlenmiş kelimeleri ile de şiiri yazılamaz bir şeydir tutku, salt bir mülkiyetin el değiştirmesi değildir barikatlar çünkü, insanın değişmesidir dolayısıyla tutkunun değişmesidir. Inorganik halidir aşkın. Bunun dışındaki bütün iddialar Lu´nun uydurmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Aden) Erkek hali<br />
V.<br />
A.Peskov (ilgilenmeyenlere not: Nam-ı diğer Gorki) Çehov´ a &#8220;Yabancı bir aktristle evleneceğin (Olga Knipper) lafı dolanıyor. Inanamıyorum ama doğruysa çok sevinirim.&#8221; der ve ekler; &#8220;Evlilik iyi şeydir. YETER KI KADIN TAHTADAN VE BIR RADIKAL OLMASIN.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Bazen gerçekliğin, gerçeği insan hayatından defetmesinin zamanı geldiğini düşünüyorum bir ayıp gibi. Dünyanın tahtadan ve radikal bütün kadınlarını tanıdığımı anladığım gün kapıldım bu ayıplı duyguya. Her şeyi yeniden boyamayı o gün düşündüm.<br />
Ama hemen anladım ki artık çok geç. Yaşamayı seçtiğim kasaba hiçbir şey anlatmıyor bana. Dallarımın köklerimden aldığı titreşimler ayakta tutuyordu arada kalmış gövdemi. Kurulan düşler, pırıldayan yürekler gülüşerek şenlendirmiyor artık beni. Yağmur ışıltılı erimler yaratmıyor güneşe doğru giden. Anladınız mı bilmem, her şey kendimde tükenmiş, bende. Içimdeki gömütlük, şairin dediği gibi ´çok gül koklamış ölülerle´ dolu. Ben de onlardan biri oldum ve kendime kattım kendimi.</p>
<p style="text-align: justify;">I.<br />
İşte yazı da kapandı ve kendine döndü.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Nisan Tandal</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/askin-erkek-hali-t1417.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kişilik Birdir</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/kisilik-birdir-t1416.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/kisilik-birdir-t1416.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2008 16:18:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=318</guid>
		<description><![CDATA[Ankara Üniversitesi’nde öğretmen sınıfa girer. Öğrenciler öğretmenin gelmesine hiç aldırış etmeden konuşmaları sürdürür. Bir süre sınıfı izleyen öğretmen eline bir tebeşir alır ve tahtaya büyükçe 1(bir) rakamını yazar. “Bu sizin kişiliğinizdir.” der. Sonra 1’in sağına bir tane 0(sıfır) koyar ve Şimdi 10 oldu bu sizin başarınızdır.” diyerek konuşmasına devam eder. 10’a bir sıfır daha ekler: [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Ankara Üniversitesi’nde öğretmen sınıfa girer. Öğrenciler öğretmenin gelmesine hiç aldırış etmeden konuşmaları sürdürür.<br />
Bir süre sınıfı izleyen öğretmen eline bir tebeşir alır ve tahtaya büyükçe 1(bir) rakamını yazar. “Bu sizin kişiliğinizdir.” der. Sonra 1’in sağına bir tane 0(sıfır) koyar ve Şimdi 10 oldu bu sizin başarınızdır.” diyerek konuşmasına devam eder.<br />
10’a bir sıfır daha ekler: “100 oldu bu da sizin sevginiz olsun. ”<br />
bir tane daha ekler: “100ü 10 ile çarptık bu da sizin kariyeriniz, şerefinizdir.” Öğretmen her sıfır ekleyişte güven, saygı, para durumlarını da söyledikten sonra sınıfı tekrar gözleriyle süzer ve eline bu sefer silgiyi alır. En baştaki 1 rakamını siler:<br />
Şimdi bir sürü sıfır yığını oldu ve hiçbir değeri yok. Eğer kişiliğinizi kaybederseniz elinizdeki her şeyi kaybedersiniz &#8230;” Sınıf bir anda sessizliğe bürünür.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/kisilik-birdir-t1416.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cırcır Böceği</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/circir-bocegi-t1415.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/circir-bocegi-t1415.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2008 16:15:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[Charles Lever]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=317</guid>
		<description><![CDATA[Genç bir çiftçi hayatında ilk defa New York&#8217;a gitmişti . Gökdelenlerin yüksekliği ve insanların çokluğundan şaşkına dönmüştü . Kalabalık bir bulvarda yürürken , kulağına aşina bir cırcır böceği sesi geldiğini zannetti . Durdu ve dikkatle dinledi . Evet , bu bir cırcır böceğiydi . Ses büyük bir mağazanın önündeki çalıların arasından geliyor gibiydi . Bunun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Genç bir çiftçi hayatında ilk defa New York&#8217;a gitmişti . Gökdelenlerin yüksekliği ve insanların çokluğundan şaşkına dönmüştü . Kalabalık bir bulvarda yürürken , kulağına aşina bir cırcır böceği sesi geldiğini zannetti . Durdu ve dikkatle dinledi . Evet , bu bir cırcır böceğiydi . Ses büyük bir mağazanın önündeki çalıların arasından geliyor gibiydi . Bunun üzerine bu büyük çalı kümesine yönelip bakınmaya başladı . Bir mağaza görevlisi dışarı çıkıp &#8221; Yardımcı olabilir miyim ? &#8221; diye sordu . &#8221; Hayır , teşekkür ederim &#8221; dedi genç adam .<br />
&#8221; Sadece şurada bir cırcır böceğinin sesini duyduğumu sandım . &#8221;<br />
&#8221; Hayır &#8221; dedi görevli , &#8220;New York&#8217;ta bulunmaz .&#8221; Genç çiftçi cırcır böceğini buluncaya kadar cırlak sesi takip etti , nihayet onu bir kuytuda bularak eline aldı ve &#8220;Tamam , işte burada&#8221; dedi .</p>
<p style="text-align: justify;">Genç adam bu çalının önünden her saat binlerce insan geçmesine karşılık cırcır böceğini duyanın bir tek kendisi olmasına çok şaşırmıştı . Bunun üzerine küçük bir deneme yapmaya karar verdi. Elini cebine atıp bir çeyrek çıkardı ve havaya attı . Paranın kaldırıma vurduğu anda çıkan ses üzerine , düşen bozukluğu aramak için yürümekte olan tam 24 yaya durdu ! Genç çiftçi bu çelişkiyi bir türlü anlayamadı &#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Psikologlar genç adamın şahit olduğu olay için bir kelime kullanırlar . Buna algıda seçicilik denir , ve belli şeyleri görmek ve belli sesleri duymak için kendimizi eğitiriz anlamına gelir &#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Gökyüzüne bakıp kuşları algılayın ,<br />
Kırlara gidip çiçekleri algılayın ,<br />
Çocuklara bakıp saflıklarını , güzelliklerini algılayın ,<br />
Ağaçlara bakıp dallarını , yapraklarını algılayın ,<br />
Hayvanlara bakıp doğallıklarını algılayın ,<br />
İnsanlara bakıp güzelliklerini ( mutlaka güzel tarafları vardır ) algılayın .<br />
Algıladığınız yalnız para sesi olmasın &#8230;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Charles Lever</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/circir-bocegi-t1415.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Timsahlar, Göz Yaşları ve Biz İnsanlar!</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/timsahlar-goz-yaslari-ve-biz-insanlar-t1410.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/timsahlar-goz-yaslari-ve-biz-insanlar-t1410.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2008 07:05:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Seçen]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=312</guid>
		<description><![CDATA[Timsahlar, Göz Yaşları ve Biz İnsanlar! Timsahların avlarını öldürüp, yerlerken, göz yaşları döktüğünü duymuşsunuzdur. Kim bilir nice insanlar, timsahların “nedamet” yani “pişmanlık” duygularıyla göz yaşları döktüğünü sanmışlardır.Ben de öyle olduğunu sanıyordum Bir göz mütehassısı hekim arkadaşım, bu göz yaşlarının “merhamet”le hiç alâkası bulunmadığını söylediğinde doğrusu çok şaşırdım. Hekim arkadaşımın anlattığına göre, timsahların göz yaşı bezleriyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Timsahlar, Göz Yaşları ve Biz İnsanlar!</p>
<p style="text-align: justify;">Timsahların avlarını öldürüp, yerlerken, göz yaşları döktüğünü duymuşsunuzdur. Kim bilir nice insanlar, timsahların “nedamet” yani “pişmanlık” duygularıyla göz yaşları döktüğünü sanmışlardır.Ben de öyle olduğunu sanıyordum Bir göz mütehassısı hekim arkadaşım, bu göz yaşlarının “merhamet”le hiç alâkası bulunmadığını söylediğinde doğrusu çok şaşırdım. Hekim arkadaşımın anlattığına göre, timsahların göz yaşı bezleriyle tükürük bezleri aynı kanala bağlıymış. Hayvanın bünyesi yediği eti hazmetmek için tükürük salgılarken, aynı zamanda göz yaşı da üretmekteymiş.</p>
<p style="text-align: justify;">Yer yüzünde timsaha benzeyen bir varlık daha vardır ki o varlık“insan oğlu” olarak bilinir. İnsan oğlu da bir ana ceylanı öldürüp, afiyetle yedikten sonra, onun için göz yaşları dökebilen bir varlıktır. Fakat bu göz yaşları hiçbir zaman, “timsahın göz yaşlarına” benzemez. Çünkü, insanın göz yaşları çoğu kere onun kalbinden gelir.<br />
İnsanoğlu bazan kalbini dinlediği zaman, göz yaşları döker de, şeytani zekasıyla işlediği suçlara bir mazeret bulmakta hiç gecikmez. Psikoloji bilginlerinin “savunma mekanizması” dediği mekanizmalar hemen devreye girer. Çünkü biyolojik bünye, kendi içinde çelişkili olarak yaşamını devam ettiremediği gibi, zihinsel bünye de çelişki içinde yaşayamaz. Manevi hayatı zenginleşmemiş olanlar, işledikleri suçlarına hemen mazeretler aramaya başlar ve bulur. Bu yüzdendir ki nice katiller, hırsızlar ve benzeri suçlular, taşıdıkları onca vebale rağmen, rahat uyuyabilmektedir. Belki de uyku, onların vicdanlarının sesinden kaçmak için seçtikleri bir sığınak olmaktadır. Fakat uykuda bile vicdanından kaçamayanlar için, uyku “kum dolu çanak” olur. Tıpkı şairin dediği gibi;</p>
<p style="text-align: justify;">Uyku, katillerin bile çeşmesi<br />
Yorgan, Allahsıza kadar sığınak<br />
Teselli pınarı, sabır memesi<br />
Size şerbet, bana kum dolu çanak</p>
<p style="text-align: justify;">24 Saatin, 3600 dakikası, 86400 saniyesi içinde vicdanının sesinden kaçamayanlar için sığınılacak tek bir merhamet kaynağı kalmıştır. O da her şeyi kuşatan o Yüce Kudretlinin affı ve merhametidir. İşte insan o merhamet kaynağına yöneldiği zaman savunma mekanizmaları işlemez. Günahlara kelimelerden sığınaklar bulunmaz. Çünkü onunla kelimelerle değil, gönlümüzle konuşuruz. Suç, suç olarak; günah,günah olarak görülür. Göz yaşları akıtılır. O’na yalvarılır. Aynı suçu bir daha işlememek için azmedilir. Hata ve kusurlar tamir yoluna gidilir. “Merhametim her şeyi kuşatmıştır” mânâsı hissedilir. Hayat o zaman yeniden yaşanmaya değer olur. Yüzümüze bakamadığımız aynalarda yüzümüz tekrar güzelleşmeye başlar.</p>
<p style="text-align: justify;">İşte o zaman her şey bize “Merhaba!” diyerek gülümser. Güneş, ay, bulutlar, o başı göklere değen, her şeye rağmen dimdik durmasını bilen dağlar, üzerinde yürüdüğümüz alçak gönüllü toprak, rengarenk açmış bir çiçek, yürüyen bir böcek, uçan bir kelebek sanki bizimle konuşur ve bize şöyle seslenir:</p>
<p style="text-align: justify;">-Merhaba, insan! Kötülükten kaçıp iyiliğe yöneldiğin, erdem sahibi olduğun veya olma yolunda gayret gösterdiğin sürece sen saygıya layık bir varlıksın!</p>
<p style="text-align: justify;">FİLOZOFLARDAN<br />
&#8220;Felsefe yapmak ölmeyi öğrenmektir.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Karl JASPERS</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Düşüncelerinize inanmayabilirim, fakat düşünce ve söz hürriyetinizi hayatım boyunca savunacağım&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">VOLTAIRE</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Ben yalnız bir şey bilirim o da hiç bir şey bilmediğimdir.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">SOKRATES</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Kalbin öyle duyuşları var ki akıl onlara asla sahip değil&#8230;&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">B.PASCAL</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Hayatın her anı mana doludur.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Laot TSE</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Beni rozet yapma sanatına memur etselerdi rozetçiliğin felsefesini yapardım.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Ernest RENAN</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Düşünmek, ruhun varlığının ispatıdır.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">AUGUSTİNUS</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Doğadaki sayısız güzellikler hayatın bilinmeyen derinliklerindeki estetik zenginliğin belgeleridir.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Max SCHELER</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Mutluluk doğru ve güzel düşüncelerle düşünebilmeyi bilmektir.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">ARİSTOTALES</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Bilim ve bilgelik, insan ruhunu doğanın üstüne yükseltir.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Scottus ERİUGENA</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Bilimsel gerçekler üzerinde anlaşmak varken, kelime yığınlarıyla kavga etmek niçin ?&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Francis BACON</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Tanrı bize her şeyi bilmek hatta kendisini de bilmek yeteneğini vermiştir.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">AUGUSTİNUS</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Mükemmel bir alemde mevcut olan herşey en iyi şekildedir.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">LEIPNIZ</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Hakikatin ölçüsü bizzat hakikat ve ona mahsus olan apaçıklıktır. Hakikat kendi kendisi sayesinde doğrudur.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">SPINOSA</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Gerçeği aklın ışığı ile ara.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">R. DESCARTES</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Prof.Hasan SEÇEN </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/timsahlar-goz-yaslari-ve-biz-insanlar-t1410.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ölümcül Kimlikler</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/olumcul-kimlikler-t1408.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/olumcul-kimlikler-t1408.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2008 07:03:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[Amin Maalouf]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=310</guid>
		<description><![CDATA[&#8230;İşte bu yaklaşım içinde önce &#8220;&#8221;birilerine&#8221;" şöyle demek isterdim:&#8221;"Geldiğiniz ülkenin kültürüyle ne kadar yakınlaşırsanız, kendi kültürünüzü de ona o kadar yakınlaştırırsınız.&#8221;"Sonra da &#8220;&#8221;diğerlerine&#8221;" şunları söylerdim:&#8221;"Bir göçmen kendi kültürünün saygı gördüğünü ne kadar hissederse, geldiği ülke kültürüne de o kadar açılacaktır&#8221;" &#8230;Başlangıcından bu yana İslam tarihi üzerine on koca cilt okuyabilirsiniz, Cezayir’de olanlardan hiçbir şey anlayamazsınız. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">&#8230;İşte bu yaklaşım içinde önce &#8220;&#8221;birilerine&#8221;" şöyle demek isterdim:&#8221;"Geldiğiniz ülkenin kültürüyle ne kadar yakınlaşırsanız, kendi kültürünüzü de ona o kadar yakınlaştırırsınız.&#8221;"Sonra da &#8220;&#8221;diğerlerine&#8221;" şunları söylerdim:&#8221;"Bir göçmen kendi kültürünün saygı gördüğünü ne kadar hissederse, geldiği ülke kültürüne de o kadar açılacaktır&#8221;"</p>
<p style="text-align: justify;">&#8230;Başlangıcından bu yana İslam tarihi üzerine on koca cilt okuyabilirsiniz, Cezayir’de olanlardan hiçbir şey anlayamazsınız. Sömürgecilik ve sömürgeciliğin sona ermesi hakkında otuz sayfa okuyun,çok daha fazlasını anlarsınız.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8230;Saldırıya uğramışlık zihniyeti içinde kapanıp kalmak, kurban için saldırının kendisinden de yıkıcıdır. Üstelik bu, bireyler için olduğu kadar toplumlar için de geçerlidir.ıçine kapanır,etrafına barikatlar yığar,kendini her şeyden korur,içine atar,aramaktan vazgeçer,ilerlemekten vazgeçer,gelecekten,şimdiki zamandan ve ötekinden korkar.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8230;Bir oylamanın anlamlı olabilmesi içinse özgür ifade sayılabilecek tek şey olan görüş oyunun; otomatik oyun,etnik oyun,fanatik oyun,kimlik oyunun yerini alması gerekir.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Amin Maalouf</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/olumcul-kimlikler-t1408.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nasil Deli Oldum?</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/nasil-deli-oldum-t1407.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/nasil-deli-oldum-t1407.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 17 Oct 2008 07:01:58 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[deli]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=309</guid>
		<description><![CDATA[NASIL DELİ OLDUM? Bana nasıl deli olduğumu sordun. İşte böyle oldu: Tanrılar doğmadan çok önce bir gün, derin bir uykudan uyandım ve bütün maskelerimin çalındığını anladım &#8212; yedi yaşamımda şekil verdiğim ve giydiğim yedi tane maske; kalabalık sokaklarda maskesiz koşup bağırmaya başladım, “Hırsızlar, hırsızlar, lanet olası hırsızlar.” Erkekler ve kadınlar bana güldüler ve bazıları benden [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">NASIL DELİ OLDUM?<br />
Bana nasıl deli olduğumu sordun. İşte böyle oldu: Tanrılar doğmadan çok önce bir gün, derin bir uykudan uyandım ve bütün maskelerimin çalındığını anladım &#8212; yedi yaşamımda şekil verdiğim ve giydiğim yedi tane maske; kalabalık sokaklarda maskesiz koşup bağırmaya başladım,</p>
<p style="text-align: justify;">“Hırsızlar, hırsızlar, lanet olası hırsızlar.”</p>
<p style="text-align: justify;">Erkekler ve kadınlar bana güldüler ve bazıları benden korkup evlerine kaçtılar.</p>
<p style="text-align: justify;">Ve Pazar yerine ulaştığım zaman, bir evin-üstünde dikilen genç bir adam bağırdı, “Bu adam delinin biri.” Onu görmek için yukarı baktım; ilk defa olarak güneş benim kendi çıplak yüzümü öptü ve ruhum sevgiyle kabardı güneş için, ve maskelerimi artık istemedim. Ve sanki kendimden geçmiş gibi bağırdım, “Mübarektir, mübarektir hırsızlar, benim maskelerimi çalan.”</p>
<p style="text-align: justify;">İşte ben böyle deli oldum.</p>
<p style="text-align: justify;">Ve deliliğimde hem özgürlük hem de güvenlik buldum; Yalnız olmaktan gelen özgürlük ve anlaşılmaktan gelen güvenlik, çünkü bizi anlayanlar içimizde bir şeyi tutsak alırlar. Fakat bırakın fazla gururlanmayayım güvenliğimle. Hapiste bir Hırsızın bile korkusu yoktur başka bir hırsızdan.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/nasil-deli-oldum-t1407.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

