<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkçemiz.Net &#187; hayat</title>
	<atom:link href="http://www.turkcemiz.net/etiket/hayat/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turkcemiz.net</link>
	<description>Türkçesiz Türkçeye Hayır</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 May 2011 23:15:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Tıkanıp Kaldığında Hayat</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/tikanip-kaldiginda-hayat-t1460.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/tikanip-kaldiginda-hayat-t1460.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 12 Nov 2008 07:54:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=490</guid>
		<description><![CDATA[Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat, soluk almak güçleştiğinde, Yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını, Dağlara dönmeli yüzünü insan. Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreğini ferahlatacak; Yeni insanlarla &#8216;tanışmalı, yeni keşifler yapacak&#8230;. Hep isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa, Gerçekleştirmeyi denemeli! Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını; zamanın bir nehir, Kendisinin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir yerlerde tıkanıp kaldığında hayat,<br />
soluk almak güçleştiğinde,<br />
Yüreğin susup, mantığın sürüklemeye başladığında ayaklarını,<br />
Dağlara dönmeli yüzünü insan.<br />
Yeni patikalar, yeni yollar seçmeli, yüreğini<br />
ferahlatacak; Yeni insanlarla &#8216;tanışmalı, yeni keşifler yapacak&#8230;.<br />
Hep isteyip de, bir gün yaparım diye ertelediği ne varsa,<br />
Gerçekleştirmeyi denemeli!<br />
Her geçen gece, ölüme bir gün daha yaklaştığını; zamanın bir nehir,<br />
Kendisinin bir sal olup da,<br />
O dursa da yolculuğun devam ettiğini anlamalı.<br />
Baş döndürücü bir hızla geçiyorsa birbirinin aynı günler,<br />
Her akşam aynı can sıkıntısıyla eve giriliyorsa,<br />
Değiştirmeye çalışmalı bir şeyleri;<br />
Küçük şeylerle başlamalı belki; örneğin, bir kaç durak<br />
önce inip Servisten, otobüsten; yürümeli eve kadar,<br />
yüreğine takmalı güneş gözlüklerini;<br />
Gördüğünü hissedebilmeli!<br />
Sağlığını kaybedip, ölümle yüz yüze gelmeden önce,<br />
Değerli olabilmeli hayat!<br />
İlla büyük acılar çekmemeli, küçük mutlulukları fark etmek<br />
için! Başkasının yerine koyabilmeli kendini;<br />
Ağlayan birine &#8220;gül&#8221;, inleyen birine &#8220;sus&#8221; dememeli!<br />
Ağlayana omuz, inleyene çare olabilmeli!<br />
Şu adaletsiz, merhametsiz dünyaya ayak uydurmamalı;<br />
Sevgisiz, soysuz kalarak!<br />
Dikeni yüzünden hesap sormak yerine gülden,<br />
Derin bir soluk alıp, hapsetmeli kokusunu içine&#8230;<br />
Güneşin doğuşunu seyretmeli arada bir,<br />
seher yeli okşamalı saçlarını&#8230;<br />
Karda, yağmurda; sevincine, coşkusuna; fırtınada boranda;<br />
Öfkesine, isyanına ortak olabilmeli doğanın!<br />
Bir çocuğun ilk adımlarında umudu;<br />
bir gencin düşlerinde geleceği;<br />
Bir yaşlının hatıralarında geçmişi görebilmeli !<br />
Çalışmadan başarmayı, sevmeden sevilmeyi, mutlu etmeden<br />
mutlu Olmayı beklememeli !<br />
Ama küçük, ama büyük; her hayal kırıklığı, her acı;<br />
Bir fırsat yaşamdan yeni bir şeyler öğrenebilmek için;<br />
Kaçırmamalı !<br />
Çünkü; hiç düşmemişsen, el vermezsin kimseye kalkması<br />
için, hiç Çaresiz kalmamışsan, dermanı olamazsın dertlerin;<br />
ağlamayı bilmiyorsan,<br />
Neşesizdir kahkahaların;<br />
Merhaba dememişsen, anlamsızdır elvedaların&#8230;<br />
Ne, herkesi düşünmekten kendini, ne; kendini düşünmekten<br />
herkesi unutmamalı!<br />
Bilmeli; çok kısa olduğunu hayatın; hep vermek ya da hep almak için&#8230;<br />
Sadece, anlatacak bir şeyleri olduğunda değil,<br />
Söyleyecek bir şey bulamadığında da dinleyebilmeli!<br />
Aklı ve kalbiyle katılabilmeli sohbetlere&#8230;<br />
Hafızası olmalı insanın; hiç değilse, aynı hataları, aynı<br />
bahanelerle tekrarlamaması için!<br />
Soruları olmalı, yanıtları bulmak için bir ömür harcayacak!<br />
Dostları olmalı, ruhunun ve zihninin sınırlarını<br />
zorlayacak! Herkese yetecek kadar büyük olmalı sevgisi;<br />
Ama, kapasitesi sınırlı olmalı yüreğinin ki,<br />
hakkını verebilsin sevdiklerinin;<br />
Zaman bulabilsin;<br />
Bir teşekkür, bir elveda için&#8230;<br />
Yaşam dedikleri bir sınavsa eğer;<br />
Asla vazgeçmemeli sevmek ve öğrenmekten;<br />
Ama, herkesi sevemeyeceğini de her şeyi bilemeyeceğini de<br />
fark edebilmeli insan!<br />
Tıpkı, her şeye sahip olamayacağı gibi&#8230;<br />
Zamanın ninnisiyle, uykuda geçirmemeli hayatı&#8230;!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/tikanip-kaldiginda-hayat-t1460.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mısralarda Şiir Tadında Hayat</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/misralarda-siir-tadinda-hayat-t1449.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/misralarda-siir-tadinda-hayat-t1449.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2008 18:39:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=478</guid>
		<description><![CDATA[Mısralar arasında dolaşmak; Tarihi yeniden yaşamak, yaşadığınız anın manasını derinleştirmek,farkında olmadıklarınızı kalbi bir huzurla fark etmek, kelimelerin sesini bir musiki zevkinde duymaktır.Tıpkı tarihin bütün izlerinin canlı olduğu sokaklarda dolaşırken geçmişin büyüsünü içinize çekmek, damarlarınızda ecdadınızın kanının dolaştığını hissetmek ,bu büyük ve uhrevi gururla kendinizi daha iyi tanımak, aldığınız enerjiyle geleceğe daha bir gururla ve emin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Mısralar arasında dolaşmak; Tarihi yeniden yaşamak, yaşadığınız anın manasını derinleştirmek,farkında olmadıklarınızı kalbi bir huzurla fark etmek, kelimelerin sesini bir musiki zevkinde duymaktır.Tıpkı tarihin bütün izlerinin canlı olduğu sokaklarda dolaşırken geçmişin büyüsünü içinize çekmek, damarlarınızda ecdadınızın kanının dolaştığını hissetmek ,bu büyük ve uhrevi gururla kendinizi daha iyi tanımak, aldığınız enerjiyle geleceğe daha bir gururla ve emin bakmak. gibi.<br />
İnsan için duygularını en etkili ve en güzel ifade etme aracıdır şiir.Bunun içindir ki şiir, insanlık tarihinin en eski sanatlarından biridir..Bir çok kelimenin söyleyemediğini bir mısrada birkaç kelimeyle söyleyiverir, duyuverir insan.Tabi ki her insan değil ilk olarak şairler söyler bütün insanlığın ortak konularını ortak temalarını şiir tadında.Sonra da toplumun diğer bireyleri o mısraları okur , ezberler.Mısralar,gün gelir bir sevgiliye methiye ,gün gelir bırakıp gidenlere mersiye (ağıt)olur dillerde.An gelir geçmiş serilir ayaklarınızın altına birkaç mısrayla,an gelir bu gününüze ve yarınlarınıza bir ışık olur bütün ziyasıyla</p>
<p style="text-align: justify;">Şi’r için “göz yaşı” derler ; onu bilmem, yalnız,<br />
Aczimin giryesidir bence bütün asarım!<br />
Derken Akif: bir taraftan edebi bir hassasiyetle şiiri gözyaşı kadar samimi, saf ve içten bir sanat olarak tarif ederken bir taraftan da mütevazi bir tarifle kendi şiirini anlatmaktadır. Sonuçta onun şiiri de gözyaşı kadar içten, ahenkli ve derindir.<br />
Şiirin dilinde her şey yeniden şekillenir. Şiir toplumun gözü, kulağı, hissiyatı ve sesidir. Milletin geçmişinden beslenip geleceğe daha güçlü gidebileceği bir hakikattir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yoksa şu yaprakta Yavuz<br />
Yoksa şu sayfada Oğuz<br />
Biz de yoğuz , biz de yoğuz! Diye feryat ederken şair bir taraftan da</p>
<p style="text-align: justify;">Siz gelin imdadımıza,<br />
Elimizden siz tutunuz,<br />
Mevlana, Yesevi, Yunus! (<strong><em>Arif Nihat Asya Destan</em></strong>)Diyerek yolu, ışığı ve kaynağı göstermektedir mısralarında.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir gün söylemek istedim içimdekini…<br />
“Niçin” diye açılırken ağzım,<br />
Lügatlerden çıkardılar “niçin”i;<br />
Dediler:”Nene lazım!”(<strong><em>Arif Nihat AsyaYaşamak</em></strong>)<br />
Kim muzdarip değildir ki bencil hep banacı ve bana neci bir toplum olduğumuzdan.Artık sofralarımız yalnız,sohbetlerimiz tadsız, dertlerimiz ortaksızdır.Komşumuzun hastalığını kapıya yanaşan bir ambulansın sirenlerinden, ölümünü belediye anonslarından borcunu kapıya dayanan haciz memurlarından duyar olduk.Şaire niçinlerin yerine nene lazımı koyduran sebeb bu sonuçları doğurmadı mı?<br />
Şair geçmişin izlerini arar kendi içinde ve öz değerlerinde ama bulamaz .Çünkü bakışlar yön değiştirmiş anlayışlar değişmiştir.<br />
Yıkılan sarayımdan tek bir nakış kalmadı;<br />
Dışa mıhlandı gözler , içe bakış kalmadı.(<strong><em>Necip Fazıl Kısakürek Kalmadı</em></strong>)<br />
Kimi zaman mısraların penceresinden seyrederiz tekerrür eden tarihi.Kerkük Türk dünyasının acıyan ve kanayan yarasıdır, kurumayan gözyaşıdır.Onun için boynu büküktür ağıtları yanıktır.<br />
Perdeleri örtük,<br />
Lambaları sönük,<br />
Sırtında yıllar yük,<br />
Hatıraları kırık dökük,<br />
Bir yer olacak orada …<br />
Adı “Kerkük”!(<strong><em>Arif Nihat Asya Kerkük</em></strong>)<br />
İstanbul şairlerin sevgilisidir,ilham kaynağıdır.Kimi ondan ayrılığı bir ızdırap halinde yaşar,kimi ona dönüşü vuslata ermenin derin hazzıyla kucaklar mısralarında.Hele onda bir ömür yaşama saadetine erenler dünyanın en bahtiyarlarıdır.<br />
Ana gibi yar olmaz İstanbul gibi diyar;<br />
Güleni şöyle dursun , ağlayanı bahtiyar…(<strong><em>Necip Fazıl Kısakürek Canım İstanbul</em></strong>l)<br />
Şehirlerin sultanının her bir anı bir başka güzeldir.Hele anamızın ak sütü kadar temiz Türkçemiz, onun çatısı altında bir musikiye dönüşür.<br />
Gecesi sümbül kokan ,<br />
Türkçesi bülbül kokan,<br />
İstanbul,<br />
İstanbul…(<strong><em>Necip Fazıl Kısakürek Canım İstanbul</em></strong>)<br />
Her şeyimizi uğruna seve seve verdiğimiz üzerinde yaşayan her canlının mutluluk içinde yaşadığı bir memleket isteriz.Kimimiz kendini tarihe verir mertebelerin en yücesine kavuşur onun uğrunda,kimimizse onun yaşayan güzelliklerinin yaşam kaynağı olur.<br />
Memleket isterim<br />
Gök mavi, dal yeşil, tarla sarı olsun;<br />
Kuşların çiçeklerin diyarı olsun.(<strong>Cahit Sıtkı Tarancı Memleket İsterim</strong>) diyen bir şairin temennilerine katılmamak onunla aynı fikirleri seslendirmemek mümkün mü?</p>
<p style="text-align: justify;">İlm kesbiyle paye-i rif’at<br />
Arzu-yı muhal imiş ancak<br />
Aşk imiş her ne var alemde<br />
İlm bir kıl ü kal imiş ancak(<strong>Fuzuli Gazel</strong>) diyecek kadar aşkı yeryüzündeki her şeyden üstün gören şairin mantığı her ne kadar günümüz insanına ters gelse de aşkın içinde olmadığı her işin yavan ve hakiki gayesine ulaşmaktan uzak olduğunu söylemeye hacet var mıdır?Yeryüzüne geliş gayemizi:<br />
Ben gelmedim dava için<br />
Benim işim sevgi için,<br />
Dostun evi gönüllerdir,<br />
Gönüller yapmağa geldim . diye haykıran Yunus’un mısralarında bir kez daha teyit etmenin mutluluğuna erişiriz.</p>
<p style="text-align: justify;">Ben bu gönül tezgahında<br />
Aşk dokudum , aşk okudum<br />
Erenlerin dergahında<br />
Aşk okudum,aşk dokudum (Ümit Yaşar Oğuzcan Aşk Okudum) Aşkın ince ince, gergef gergef ,nakış nakış dokunması gerektiğini ve aşkın erenler dergahında okunan bir ilim olduğunu da mısraların dilinde okuruz,gönlümüze dokuruz.</p>
<p style="text-align: justify;">İlim ilim bilmektir, ilim kendini bilmektir,<br />
Sen kendini bilmezsen bu nice okumaktır. Yunus’un yüzümüze haykırdığı ilim öğrenmekteki hakiki gayenin sırrına da bu mısralarla erdik. Daha nice mısralarda nice güzelliklerin sırrına ermek şiir tadında bir hayat yaşamak. Neden olmasın? Buyurun şiirin iklimine…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/misralarda-siir-tadinda-hayat-t1449.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Hayat Bir Hayata Değer</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/bir-hayat-bir-hayata-deger-t1446.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/bir-hayat-bir-hayata-deger-t1446.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 07 Nov 2008 18:31:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=475</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;Bence ya hep ya hiç olmalı! Bir hayat başka bir hayata değer. Ben sana hayatımı veriyorsam, sen de bana hayatını vereceksin&#8230; Hem de artık bir daha pişmanlık duymadan, onu geriye de almadan, diye düşünürüm. Yoksa hiçbir şey olmasın daha iyi.&#8221; O, yazarlar içinde en soylu durmayı başaranlardandı, gerçek bir aristokrattı, Dostoyevski gibi bütün parasını kumarda [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">&#8220;Bence ya hep ya hiç olmalı! Bir hayat başka bir hayata değer. Ben sana hayatımı veriyorsam, sen de bana hayatını vereceksin&#8230; Hem de artık bir daha pişmanlık duymadan, onu geriye de almadan, diye düşünürüm. Yoksa hiçbir şey olmasın daha iyi.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">O, yazarlar içinde en soylu durmayı başaranlardandı, gerçek bir aristokrattı, Dostoyevski gibi bütün parasını kumarda kaybeden birine zarafetle borç verir sonra da onun bu iyiliği hayırsızca unutmasını olgun bir gülümseyişle karşılardı, giyim zevki, incelikli davranışları, salon adabına riayeti, sükûneti onu edebiyat tarihinin en büyük devleri olan &#8220;genç&#8221; rakiplerinden ayırırdı.</p>
<p style="text-align: justify;">Gene de edebiyatın bu büyük soylusu, anılarında herkesi şaşırtmak pahasına şu cümleyi yazardı.</p>
<p style="text-align: justify;">- Ben çamurlar içinde yatarken bir kadın sivri topuklarıyla beni çiğnemeli, ancak böyle zevk alabilirim.</p>
<p style="text-align: justify;">Ama işin asıl eğlenceli kısmı, insan ruhunun efendisi Tolstoy’un, aile dostu olduğu Turgenyev’in iç dünyasındaki çatışmaları hiç fark edememesi ve birlikte yaptıkları bir Paris seyahatinden sonra güncesine, &#8220;Bu Turgenyev de çok sıkıcı adam,&#8221; diye yazabilmesiydi.</p>
<p style="text-align: justify;">Tolstoy’un &#8220;sıkıcı&#8221; bulduğu ve daha sonra çok sert bir kavga yaşadığı Turgenyev, Dostoyevski’nin de Tolstoy’un da edebiyat anlayışını etkilemişti.</p>
<p style="text-align: justify;">Dostoyevski’nin &#8220;Suç ve Ceza&#8221;daki Raskolnikov karakterini yazarken Turgenyev’in büyük romanı &#8220;Babalar ve Oğullar&#8221;daki Bazarov karakterinden etkilendiği hep söylenir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazarov da gerçekten bütün bir roman dünyasını etkileyecek kadar kuvvetli bir karakterdir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir &#8220;nihilisttir&#8221; bu genç tıp öğrencisi.</p>
<p style="text-align: justify;">Her türlü siyasal düzeni, ahlakı, aileyi reddeder, sadece bilimin ve aklın doğruyu bulabileceğine inanır.</p>
<p style="text-align: justify;">Aşka ve duygulara da yer yoktur onun inançları arasında.</p>
<p style="text-align: justify;">Katı, neredeyse kaba bir gençtir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ve, güzel, zengin bir kadınla karşılaşır.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Anna Sergeyevna oldukça tuhaf bir varlıktı. Hiçbir peşin düşüncesi yoktu, hiçbir şeye de kuvvetle inanmazdı. Bu yüzden, hiçbir şeyin karşısında gerilemez, hiçbir yöne doğru gitmezdi. Birçok şeyi kesin olarak görür, birçok şey onu eğlendirirdi. Yalnız, hiçbir şey tam olarak onu tatmin etmezdi; zaten tam olarak bir tatmin isteği de pek belli değildi. Zekası hem keskin hem de ilgisizdi: Kuşkuları hiçbir zaman unutulacak kadar tavsamaz, hiçbir zaman da tasa halini alacak kadar büyümezdi. Zengin, bağımsız olmasaydı, belki de çarpışmaya atılır, ihtiras nedir öğrenirdi&#8230; Aşık olamamış bütün kadınlar gibi o da bir şeyler istiyordu, ama ne istediğini kendisi de bilmiyordu. Daha doğrusu, bir şeyler istiyormuş gibi geliyordu ona ama aslında hiçbir şey istediği yoktu&#8230;&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Kadınla ilk tanıştıklarında Bazarov’un yorumları da duygudan epey yoksundur, &#8220;Ne vücut,&#8221; der arkadaşına, &#8220;Anatomi derslerini hatırladım.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Sadece vücutla ilgilidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Sıkı sıkıya kapattığını düşündüğü duygu aleminin o çok sağlam zannettiği kilidinin önce bir &#8220;vücutla&#8221; açılabileceğinin farkında bile değildir.</p>
<p style="text-align: justify;">Anna Sergeyevna ise duygusuz durmaya gayret eden bu yakışıklı genç adamdan hoşlanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Amaçsız hayatına onu bir &#8220;amaç&#8221; yapmaya karar verir ve usulca Bazarov’u duygusal bir kapana doğru sürüklemeye başlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Önce ona hayatının &#8220;boşluğunu&#8221; anlatır, &#8220;can sıkıntısını, amaçsızlığını&#8221;, bu anlattıklarıyla muhafızları tarafından terk edilmiş büyük bir kale gibi durmaktadır genç adamın karşısında, onu &#8220;içeri girmeye&#8221; bu sahipsiz kaleyi ele geçirmeye kışkırtmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazarov kaçınılmaz olarak yaklaşır.</p>
<p style="text-align: justify;">Yaklaştıkça &#8220;romantizmi ve duyguları küçümseyen&#8221; konuşmaları daha sertleşir, sanki tehlikeye karşı kendini uyarmaya çalışır gibidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ve, genç adam düşüncelerinin duygularına söz geçiremediğini neredeyse nefretle fark etmeye başlar, bir yandan aşkı küçümserken bir yandan da kadına bağlandığını hisseder.</p>
<p style="text-align: justify;">Turgenyev, insanın içindeki o muhteşem çelişkileri anlatan büyük kitapların en parlak örneklerinden olan romanında, Bazarov’un duygularıyla düşünceleri arasındaki çelişkiyi, kişiliğinin ikiye bölünüşünü, aklının küçümsediği aşka ruhunun nasıl esir düştüğünü harikulade diyaloglarla anlatır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kadının, bir erkeği istediği noktaya doğru nasıl yavaşça götürdüğünü, hangi ustalıklı sözcüklerle onu geriye dönemeyeceği mayınlı bir tarlanın ortasına çektiğini olağanüstü konuşmalarla gösterir.</p>
<p style="text-align: justify;">Kendi duygularına yabancı olan Bazarov, hiç tanımadığı, bilmediği, varlığını sürekli reddettiği duygularını sadece bastırıp saklamaya alışkın olduğundan, onlar bir kere kıpırdamaya başladığında onları nasıl denetleyeceğini, onlara nasıl hakim olacağını hiç bilemez; o güne dek sadece akla hayran olan adam yeni keşfettiği duyguları karşısında aklının yetersiz kaldığını, mantığın ona bir çare yaratamadığını keşfedip, &#8220;gücünün&#8221; nasıl bir zayıflığa dönüştüğünü ve hiçbir şey yapamadığını sürekli kendini aşağılayarak, kendi duygularından huzursuz olarak yaşar.</p>
<p style="text-align: justify;">Anna Sergeyevna ise güzel kokulu bir rüzgar gibi Bazarov’un yelkenlerini doldurmuş, onu istediği limana doğru götürmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;Bazarov, içinden de: ’Sen cilve yapıyorsun! Canının sıkıldığından söz ediyorsun. Yapacak bir şey bulamadığın için benimle eğlenip duruyorsun. Ben ise&#8230; diyordu. Gerçekten ruhu eziliyormuş gibi oluyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Bütün vücudu ile öne doğru eğildi, koltuğun püskülleri ile oynayarak: ’Galiba hayattan fazla şeyler de bekliyorsunuz’ dedi.</p>
<p style="text-align: justify;">’Belki de öyle. Bence ya hep ya hiç olmalı! Bir hayat başka bir hayata değer. Ben sana hayatımı veriyorsam, sen de bana hayatını vereceksin&#8230; Hem de artık bir daha pişmanlık duymadan, onu geriye de almadan, diye düşünürüm. Yoksa hiçbir şey olmasın daha iyi.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Yaklaşık yüz yetmiş yıl önce yazılmış bu satırları bugün tanıdık bulmayacak bir kadın var mıdır, bilmiyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Sevdiği kadından &#8220;ya hep, ya hiç&#8221; konuşmasını dinleyip de hayatına huzurlu bir şekilde devam edebilmiş bir erkek olduğunu da sanmıyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Bir kadın böyle bir konuşmayı ya kendini tümüyle çaresiz hissedip erkeği keskin bir tercihe sürüklemekten başka yol olmadığını düşündüğünde ya da duruma tümüyle hakim olduğuna inandığında yapar; doğrusu ya, bu iki ruh hali de bir erkekle kadının karşılaşmasındaki en tehlikeli andır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kadın böyle bir konuşmayı içgüdüleriyle sürdürürken, erkek aklıyla &#8220;doğru&#8221; cevabı ve &#8220;doğru&#8221; tavrı bulmaya uğraşır; duygular alemine girdiğinde ise akıl tümüyle acemileşip sahibini şaşırtmaktan başka bir işe yaramaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Erkek şaşkınlaşır.</p>
<p style="text-align: justify;">Belki de bu yüzden karar anları erkeğin en beceriksiz olduğu anlardır.</p>
<p style="text-align: justify;">Duyguların hakim olduğu, sınırlarını duyguların belirlediği bir alanda erkek &#8220;aklıyla&#8221; karar vermeye çalışırken, sürekli olarak kendine çarpar, &#8220;ne istediğini&#8221; değil &#8220;neyin doğru&#8221; olduğunu bulmaya çabalar.</p>
<p style="text-align: justify;">&#8220;İstekleri&#8221; ile aklının &#8220;doğruları&#8221; ise iki düşman gibi karşı karşıya dururlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Ne duygularına uygun davranabilir, ne aklının sesini dinleyebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hangisini tercih etse kendine kızacak, kendini aşağılayacak, kendini güçsüz bulacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;">İçleri kükürtlü sular gibi yakıcı köpüklerle çalkalanırken onlar anlamını yitirmiş boş gözlerle karşılarındaki kadına bakarlar; akıl ve duygu hiç durmadan yer değiştirir, bir an biri galiptir, diğer an öteki.</p>
<p style="text-align: justify;">Böyle bir yerden erkek yaralanmadan, kendini kanatmadan çıkamaz.</p>
<p style="text-align: justify;">Hele Bazarov gibi akıl hayranlığıyla duyguları reddetmiş, duygular konusunda tümüyle tecrübesiz, duygu sağanaklarına alışık olmayan biri denetimi tümden kaybeder.</p>
<p style="text-align: justify;">Genç adam, sonunda aşkını itiraf eder.</p>
<p style="text-align: justify;">Ve, &#8220;Bir hayat başka bir hayata değer. Ben sana hayatımı veriyorsam, sen de bana hayatını vereceksin&#8230; Hem de artık bir daha pişmanlık duymadan, onu geriye de almadan, diye düşünürüm. Yoksa hiçbir şey olmasın daha iyi&#8221; diyen Anna Sergeyevna, bunun &#8220;akıllıca&#8221; olmayacağına karar vererek Bazarov’u reddeder.</p>
<p style="text-align: justify;">Bundan sonrası, akıla tapınırken duygulara yenilen tıp öğrencisi için trajiktir.</p>
<p style="text-align: justify;">Büyük Rus devrimini daha altmış yıl önceden sezerek kitabında neyin gelmekte olduğunu anlatan Turgenyev, &#8220;aklın esiri&#8221; olan, duyguları küçümseyen, bu yüzden de kendi kendini sakatlayan bugünün &#8220;Batılı&#8221; insanlarının en parlak örneklerinden birini de daha o günlerde yazmayı başarır.</p>
<p style="text-align: justify;">Belki de çok mesafeli ve katı bir annenin oğlu olması, annesi tarafından &#8220;sert&#8221; biçimlerde cezalandırılması onda kadınlara karşı hem &#8220;Beni topuklarıyla çiğnesin&#8221; dedirtecek ezilmiş bir hayranlık, hem de bir öfke yarattığından romanındaki Anna bu kadar insafsızdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bazarov’un ruh halini anlatmak için yazdığı, &#8220;İçinde titreyen şey tutkuydu, kuvvetli, ağır yük gibi onu ezen, öfkeye benzeyen, hatta belki de öfkeyle bağlantısı olan bir duygu,&#8221; sözcükleri belki de kendi ruh halini anlatıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;">Tolstoy tarafından &#8220;sıkıcı&#8221; bulunacak kadar ağırbaşlı ve durgun, kadınların topukları altında çiğnenmek isteyecek kadar şaşırtıcı bir dahinin iç dünyasında neler olduğunu, orada olanların yazdığı kitaplara nasıl yansıdığını anlamak o kadar kolay değil.</p>
<p style="text-align: justify;">Ama, duygularla aklın çatışmasını, insanın içindeki çelişkileri, duyguyu küçümsemenin ağır bedelini unutulmaz biçimde anlattığı kesin.</p>
<p style="text-align: justify;">Yazarken bir kadın gibi hissedebildiği de&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Akla uygun yaşayıp&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Duygular áleminde acılar çekerek, daha fazla acı arayan bir çılgın olduğu da&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/bir-hayat-bir-hayata-deger-t1446.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hayat çetele tutmak değildir&#8230;</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/hayat-cetele-tutmak-degildir-t1372.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/hayat-cetele-tutmak-degildir-t1372.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2008 16:54:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=287</guid>
		<description><![CDATA[Hayat; Seni kaç kişinin aradığı, kiminle çıktığın, çıkıyor olduğun veya çıkacağın demek de değildir. Kimi öptüğün, hangi sporu yaptığın, kimlerin seni sevdiği de değildir. Hayat, ayakkabıların, saçın, derinin rengi de değildir. Nerede yaşadığın veya hangi okula gittiğin de değildir. Aslında hayat; notlar, para, giysiler, girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da değildir. Hayat; Kimi sevdiğin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hayat;<br />
Seni kaç kişinin aradığı, kiminle çıktığın,<br />
çıkıyor olduğun veya çıkacağın demek de değildir.<br />
Kimi öptüğün, hangi sporu yaptığın,<br />
kimlerin seni sevdiği de değildir.<br />
Hayat, ayakkabıların, saçın, derinin rengi de değildir.<br />
Nerede yaşadığın veya hangi okula gittiğin de değildir.<br />
Aslında hayat; notlar, para, giysiler,<br />
girmeyi başardığın ya da başaramadığın okullar da değildir.</p>
<p>Hayat;<br />
Kimi sevdiğin ve kimi incittiğindir.<br />
Kendin için neler hissettiğindir.<br />
Güven, mutluluk, şefkattir.<br />
Arkadaşlarına destek olmak ve nefretin yerine sevgiyi koymaktır.<br />
Hayat;kıskançlığı yenmek, önemsemeyi öğrenmek ve güven geliştirmektir.<br />
Ne dediğin ve ne demek istediğindir.<br />
İnsanların sahip olduklarını değil, kendilerini olduğu gibi görmektir.<br />
Her şeyden önemlisi hayatı,<br />
başkalarının hayatını olumlu yönde etkilemek için kullanmayı seçmektir.</p>
<p>İşte hayat bu seçimden ibarettir.</p>
<p>İnsanlar için en kötüsü dost edinememek,<br />
ondan daha kötüsü ise dost kaybetmektir.</p>
<p><strong>Charles Eguone</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/hayat-cetele-tutmak-degildir-t1372.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir şekilde sürüyor hayat</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/bir-sekilde-suruyor-hayat-t1341.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/bir-sekilde-suruyor-hayat-t1341.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2008 16:03:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>
		<category><![CDATA[hayat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=267</guid>
		<description><![CDATA[Bazen hayatı karıştırıyoruz, iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini, acı ile tatlıyı, sevgi ile nefreti, yaşam ile ölümü&#8230;İşte bu da öyle bir şey, nerde başlıyor hayat karıştırıyoruz &#8230; bazen zıtlıklar bile özdeşleşebiliyor, nasıl bir şeydir bu bilir misiniz? Hayata neresinden bakarsanız bakın bir yerde güneş yine batıyor ve yeniden doğuyor&#8230;.Bir şekilde sürüyor hayat&#8230;Kimilerine göre bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bazen hayatı karıştırıyoruz, iyi ile kötüyü, güzel ile çirkini, acı ile tatlıyı, sevgi ile</p>
<p>nefreti, yaşam ile ölümü&#8230;İşte bu da öyle bir şey, nerde başlıyor hayat karıştırıyoruz &#8230;</p>
<p>bazen zıtlıklar bile özdeşleşebiliyor, nasıl bir şeydir bu bilir misiniz?</p>
<p>Hayata neresinden bakarsanız bakın bir yerde güneş yine batıyor ve yeniden</p>
<p>doğuyor&#8230;.Bir şekilde sürüyor hayat&#8230;Kimilerine göre bir çember etrafında dönmek</p>
<p>hayat demek, kimilerine göre o çemberi döndürmek&#8230;.Neden sürekli dayatılanı</p>
<p>yaşıyoruz?</p>
<p>Neden bir çember ve çevresinde dönen insanlar var ve bu çemberi</p>
<p>döndürenler, yalanıyla, hilesiyle, hırsıyla, insanları bir deney faresi gibi kullanan</p>
<p>zihniyetler&#8230;Kim suçlu?Kimin suçu bu?Hayat mı?&#8230;En kolay cevap bu&#8230;Aslında</p>
<p>bunun suçlusu bizleriz, kendimiz&#8230;Kendilerini bir yerlerde bırakıp</p>
<p>dönüşebilen insanlar&#8230;Dönüştükleri hayatlarda bir şeylerin eksik olduğunu</p>
<p>unutan insanlar&#8230;</p>
<p>Ne eksik biliyor musunuz?</p>
<p>Kendimizi sevemiyoruz biz ve kendimizi sevemediğimiz için başkalarını da</p>
<p>sevemiyoruz&#8230;Ya da sevgiyi sadece tv.deki aptal dizilerde yaşayan yalancı</p>
<p>hilekar karakterlerde yorumluyoruz&#8230;Zengin adamın mutsuz oğlu fakir kıza</p>
<p>aşık olur&#8230;Ama bu nasıl olur, bir burjuva ve fakir kız&#8230;seyredin entrikaları&#8230;</p>
<p>birde utanmadan bu dizilerin adının içine sevgi ve aşk kelimesini</p>
<p>koyarak kirletiyorlar&#8230;Seyredenler ise gerçek sevginin anlamını unutup,</p>
<p>bu aldatmacalarla yaşayamadıklarını dizi kahramanlarına yüklüyorlar,</p>
<p>ne kadar acizce&#8230;</p>
<p>Sürekli bir şeylerin sahibi olmak istiyoruz ve bu sahip olmak istediğimiz şeyler</p>
<p>hep madde üzerine, ya çok paramız olsun yada iyi bir evimiz olsun isteriz, içinde de</p>
<p>çok pahalı eşyalar. Ne kadar pahalı olursa o kadar iyidir çünkü..Ya da arabayı bir araç</p>
<p>olarak göremeyiz, hep daha iyisini, daha konforlusunu, daha fiyakalısını isteriz,</p>
<p>ya da arkadaşımıza ait olanınkinden daha havalısı olsun isteriz.Doymuyoruz biz,</p>
<p>doğuştan aç mı geliyoruz dünyaya?..</p>
<p>Doymak bilmeyen midemizi doyurmak için yüreğimizi aç bırakıyoruz&#8230;.</p>
<p>Oysa sahip olunacak o kadar güzel şeyler var ki, belki soyut, ama somut olandan</p>
<p>daha değerli&#8230;Mesela neden gökyüzünü sahiplenmeyeyim ki, ya da bir yıldız neden</p>
<p>benim olmasın ki, ya sevgi benim olsun ya da ben sevgi olayım&#8230;durmadan akan</p>
<p>bir nehir, sonsuz mavi neden benim olmasın ki?</p>
<p>Bir şeylere sahip olmak için dokunmak mı gerekiyor?Her dokunduğumuzu</p>
<p>kirletiyoruz, dokunmamak daha iyi&#8230;</p>
<p>Her şeyi bir kenara bırakıp bir dakika düşünmek yeterli anlamak için&#8230;.Ne kadar</p>
<p>taparsanız tapın maddeye, ne kadar köle olursanız olun yalan hayatlarınıza, bir gün</p>
<p>ölümdür sonumuz ve o soğuk taşa sadece adımız yazılacak&#8230;.Yaşarken sadece</p>
<p>midenizi doyurmak için yaşarsanız yüreğiniz hep aç kalacaktır, bu sizi öldürmez</p>
<p>belki ama insanlığınızı unutturur&#8230;.</p>
<p>Unutmak için neden yaşayalım ki?&#8230;.<br />
<em><br />
Alıntıdır&#8230;</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/bir-sekilde-suruyor-hayat-t1341.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

