niyazi yıldırım gençosmanoğlu İle etiketlenenler

Şiirler

Veysel Öbür Dünyada

Eylül 18, 2008, Uğur  |  Yorum yok

Üçlerin, Yedilerin, Kırkların gönülleri :
“Açalım Tanrı’mızın katına eI ” dediler.
O sırada dünyadan bir haber geldi anî:
” Esmekte yer yüzünde bîr çetin yel.” dediler.
Aynı haber Uçmakta değince gönüllere;
“Saz ve söz erlerinden, öldü Veysel…” dediler.
Kimi sevinçten, kim! tasadan yandı; “Eyvah.”
“Üçbin yıllık kopuzdan koptu bir tel…” dediler.
Rahmet mi, kıyamet mi… Bu haber neyin nesi?
Derken kapı açıldı; Veysel’e: “Gei.” [...]

Devamını oku »

Şiirler

Başbuğumuzun Ardından

Eylül 18, 2008, Uğur  |  Yorum yok

Burada baş sağlığı, orada gözler aydın;
İki ayrı dünyada iki ayrı tören var.
TANRI katından gelen bir yüce buyruk üzre
Aramızdan ansızın çadırını deren var.
Orada ecdat ruhu şadümanlık içinde
Burada tamu içre gönüllerde boran var.
Eksilmiş bir yanımız; çarpılmıs gibiyiz hep
TANRI korusun, sanki Bozkurtluğa kıran var.
Yukardan gök mü bastı; altta yer mi çöktü ne?
Kimsede ağız, dil yok; gözleriyle soran var.
Buradan [...]

Devamını oku »

Şiirler

Hüküm

Eylül 18, 2008, Uğur  |  Yorum yok

Dedem Korkut der ki :
“Evet; Vardır düğün, dernek davet..
Fakat Oğuzlarda DEVLET
Olmaz dedi-kodu ile.”
“Pis sularla kir arınmaz;
Sisli günde yol görünmez.
Düşman üstüne yürünmez
Casus ile cadı ile.”
“Kuşa misâl, can dediğin;
Suya misâl kan dediğin.
Bilenir iyman dediğin
Ataların yâdı ile.”
“Er odur ki: Ün salası;
Kına girmeye palası.
Oğul hey!… Bozkurt balası
Büyütülmez dadı ile.”
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu

Devamını oku »

Şiirler

Dilek

Eylül 18, 2008, Uğur  |  Yorum yok

Dayadım sana belimi;
Kudretinle tut elimi.
Yoğuran ana dilimi;
Anamın ak sütü ile.
Tanrım! Türk gönlümü yastan;
Kılıcımı kirden, pastan…
Kurtarırsan ben bir destan
Derim ağız tadı ile.
Ses vermez Oğuz illeri.
Niye susmuş bülbülleri?
Ko tutuşsun gönülleri
Ergenekon odu ile.
Kış günleri yaza ersin;
Kırk ince kız kilim sersin;
Bayındır Han şölen versin
Kırk devenin budu ile.
Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu

Devamını oku »

Şiirler

Doksanüç Gecesinde Erzurum Kapıları

Eylül 18, 2008, Uğur  |  Yorum yok

Bu kapı Iıayyâlelfelâh
Haykırılan ses kapısı
Şu Çaldıran seferin
Haber veren kös kapısı.
Kapa gösterini bir an,
Uzakları dinle dan., dan,.
Bu kapı Ergenekon’dan
Ses getiren Örs kapısı.
Kervanları kırk buğralı,
Sesi Köroğlu nağralı,
Sultan Selim Han tuğralı
“Tebriz Kapı”, Fars kapısı
Târihi destan şehrimiz
Yeşili Murad nehrimiz..
En okunaklı mührümüz ?
Harput Kapı hars kapısı.
Karasu nehir geçidi,
Arpaçay kahır geçidi,
Beride “Tahir geçidi”
Düşmanımın hırs kapısı.
Binbir şehrin nicesinde
Dudum tüter bacasında..
Bu doksanüç gecesinde
Tekin [...]

Devamını oku »

Şiirler

Dede Korkut Destanı’ndan

Eylül 18, 2008, Uğur  |  Yorum yok

Ulaş Oğlu Salur Kazan Beğ in destanını
Dedem Korkut’un anlatması, kopuz çalıp dinletmesidir :
Şölenlerde dokuz türlü aş yenir;
Ala geyik, süt kuzusu, kuş yenir..
Ak kımızla taş da olsa, hoş yenir.
Toy kurulur aşın sonu gelende
Dedem Korkut varsa eğer şölende.
Bugün yine bir otağda şölen var
Yır söyleyen, el şaklatan, gülen var..
Dediler ki: “Otağa bir gelen var..”
Karşılayıp yol açtılar gelene,
Dedem Korkut, [...]

Devamını oku »

Şiirler

Bozkurtların Diriliş Destanı’ndan

Eylül 18, 2008, Uğur  |  Yorum yok

Ta ezelden hür milletiz,
Soyu-sopu gür milletiz,
Kandan, candan bir milletiz,
Bir temel, bir duvar, bir taş
Alevî, Sünnî, Kızılbaş!
Aynı mayadan yoğrulur,
“Türk”, “Türkmen” diye çağrılır
Aynı kıbleye doğrulur…
Secdeye konan aynı baş
Alevî, Sünnî Kızılbaş!
Dedemiz bir. Torunlarız,
Dün, bugün, ve yarınlarız
Yüceleriz, derinleriz…
Yunus Emre, Hacı Bektaş
Alevî, Sünnî Kızılbaş!
Oğuz’un yirmi dört boyu,
Yüce Türk’ün şanlı soyu,
Dede, baba, amca; dayı,
Bibi, teyze, bacı, kardaş..
Alevî, Sünnî Kızılbaş!

Devamını oku »