Nuri Can İle etiketlenenler

Denemeler

LâL Olur Susarım Oğul

Kasım 7, 2008, Uğur  |  Yorum yok

Üzgünüm ey hayat!…
Ne yana dönsem kurt ulumaları, ne yana dönsem zemheri…Yüreğimde hüzün sönen yıldızlar gibi hep gözlerime döndü… Susuzluğumda bin kerbela yaşadım… Suskunluğumda bin deprem!..
Nidalarını içime gömdüğüm bir şehirde hüzne yaslanarak ayakta durmaya çalışıyorum… Kangren düşleri büyüterek, acılar demliyerek. Öldüğümü sanmışlığımın üstünden aylar geçti… Dünya güzeli oğlum yok artık, anladımki yaşayan bir ölüyüm şimdi ben…
Gecelerime [...]

Devamını oku »

Denemeler

Yağmur Çiçeğim Myra

Kasım 7, 2008, Uğur  |  Yorum yok

Sen umudun sabahında dağ çiçekleri ve dağlara serilen sabah güneşi kadar güzeldin Myra. Günaydınım, gülaydınlığımdın benim.
Seninle bir rüya gibiydi hayat. Ve biz o rüyada kuşlar gibi hafiftik. Yüreğimiz gökyüzü kadar engin, bulutlar kadar beyazdı. Her gözlerimi açtığımda, her kapattığımda seni görürdüm karşımda.
Ellerimi her uzattığımda ellerini bulurdum. Bütün güzellikleri, sevinçleri yalnız sende yaşardım. Sensiz hayatın ne [...]

Devamını oku »

Denemeler

İki Gözüm

Kasım 7, 2008, Uğur  |  Yorum yok

Bilirim ki aşkın bahçesinden bir gül koklayan, şeyda bülbül olurmuş. Bilirim ki aşkın pınarından bir damla içen, ömrünce sarhoş gezermiş. Bilirim ki kavuşmak olmasa sevdalılar, ağlayı ağlayı kör olurmuş.
Biliyor musun, iki gözüm; bugün ayın kaçı? Hangi mevsimdeyiz? Bahar mı, kış mı, sonbahar mı, yaz mı; inan farkında değilim. Sıla ne yana düşer, gurbet ne yanda? [...]

Devamını oku »

Denemeler

Pul Olduk Gözü Yaşlı Mektuplara

Kasım 7, 2008, Uğur  |  Yorum yok

Omuzuna tahta bavulu alıp giden her yolcuya biz ağladık, gelen her yolcuya biz sevindik. Pul olduk gözü yaşlı mektuplara, selam olduk, kuş olduk, uçtuk sılaya yol bilmeden, dil bilmeden. Kaybolduk tanımadığımız ormanlarda…
Yetmeyecek azıklar aldık yanımıza, dönmemek üzere giderken uzak ülkelere; kederi ve hüznü ardımızda bıraktıklarımızın yüzüne işledik… Yol olduk sustuk, kul olduk pustuk ekmeğimiz uğruna; [...]

Devamını oku »

Denemeler

Sonbahar Rüzgarları

Ekim 17, 2008, Uğur  |  Yorum yok

Sonbahar Rüzgarları
Ne zaman sonbahar gelse, sarı sarı yapraklar düşse dalından ve sürüklense rüzgarın önünde bir yaprak. Ne kadar ısıtırsa ısıtsın dağları, ovaları güneş; ne kadar sıcak ve parlak olursa olsun gökyüzü, üşürüm, ürperirim içimden!.. Üstüme üstüme yürür hüzünlü güz günleri…
Bilirim ki, acılardır yüreğimde yankılanan ve içimdeki sevdadır acı veren her andığımda yurdumu. Şimdi her zamankinden [...]

Devamını oku »