Subscribe via RSS Feed

Soğuk Çok Soğuk

Soğuk Çok Soğuk

Laurie Griffin

Dışarıda yağmur bardaktan boşanırcasına yağıyordu.

Bunu ancak seslerden anlayabiliyordum. Çünkü gözlerimdeki yağmur da dinmek bilmiyordu saatlerdir. Bulutlar ve gözlerim. Üşüyordu her ikisi de. Soğuk ve bulut uzlaşamıyordu. Üşümeyle nasıl uzlaşılır? Ölümle tabii ki.

Düşüşle.

Anımsamaya çalışıyordum üşüteni. Becerebiliyordum da. Ama, nereye kadar?

Çocuk sesleri. İçlerinden birisi benimki.

Hangisi?

İsteyen mi, vermeyen mi? Yalvaran mı, tenezzül etmeyen mi?

Hangisi?

Dur, dur, biri daha var!

Şişeyi hızla terkeden mantar; bu muhteşem gözyaşlarını serbest bırakan, o affedici mantar nerede şimdi? Gürültüye tutkun, fedakâr ve unutulmaya razı olan başlatıcı kimdi? Anımsayan var mı?

Yok. Tabii ki yok. Söner çünkü köpükler, sönmektir onları değerli kılan.

Yağmur şişeden fışkırırcasına yağıyor dışarıda. Neyin kutlandığı meçhul bir şenliğe ortak ediyor beni, gönülsüz beni.

Tamam be! Kabul! Kararsızım zaten!

Mutlu bir anımda mı ölmek istiyorum, mutsuz bir anımda mı?

Mutlu bir anda mı, mutsuz bir anda mı?

Fark eder mi gözyaşlarımın soğuk ya da sıcak olması? Söyle bulut fark eder mi?

Sen ki uzaklardan geldin, bilmeden neyle karşılaşacağını. Söyle bulut fark eder mi?

Tükenmek üzer mi seni, akmak ve tükenmek ve kurumak ve yok olmak? Acele mi edersin yoksa köpük misali?

Kategori:: Denemeler

...:

Yorumlar



Eğer kişisel resminiz görünsün istiyorsanız Gravatar kullanabilirsiniz.