<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkçemiz.Net &#187; Edebiyat</title>
	<atom:link href="http://www.turkcemiz.net/yazi/dersimiz-turkce/edebiyat/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turkcemiz.net</link>
	<description>Türkçesiz Türkçeye Hayır</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 May 2011 23:15:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>İstiklâl Marşı</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/istiklal-marsi.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/istiklal-marsi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Mar 2011 18:15:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Cumhuriyeti]]></category>
		<category><![CDATA[İstiklâl Marşı]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Zeki Üngör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcemiz.net/?p=1096</guid>
		<description><![CDATA[İstiklâl Marşı, Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılmış, Osman Zeki Üngör tarafından bestelenmiş ve 12 Mart 1921&#8242;de TBMM  tarafından milli marşımız olarak kabul edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin yanı sıra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#8217;nin de milli marşıdır. Kurtuluş Savaşı sırasında, savaşın milli ruh içerisinde kazanılması ve milletimizi yüreklendirmek amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı bir şiir yarışması düzenlemiştir. Yarışmaya 724 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İstiklâl Marşı, Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılmış, Osman Zeki Üngör tarafından bestelenmiş ve 12 Mart 1921&#8242;de TBMM  tarafından milli marşımız olarak kabul edilmiştir. Türkiye Cumhuriyeti&#8217;nin yanı sıra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti&#8217;nin de milli marşıdır.</p>
<p>Kurtuluş Savaşı sırasında, savaşın milli ruh içerisinde kazanılması ve milletimizi yüreklendirmek amacıyla Milli Eğitim Bakanlığı bir şiir yarışması düzenlemiştir. Yarışmaya 724 şiir katılmıştır ancak Mehmet Akif Ersoy para ödülü olması sebebiyle yarışmaya katılmak istememiş ve dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi tarafından ikna edilerek yarışmaya katılmıştır. Kurtuluş Savaşı&#8217;nı kazanacak olan Türk Ordusu&#8217;na ithaf edilen şiir 12 Mart 1921&#8242;de Mecliste İstikâl Marşı olarak kabul edilmiştir. İlk defa Hamdullah Suphi Tanrıöver tarafından okunmuştur.</p>
<p>Şiirin bestelenmesi için açılan 2. yarışmada Ali Rıfat Çağatay&#8217;ın bestesi seçilmiştir ve 1930 yılına kadar kullanılmıştır. 1930 yılında Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası Şefi Osman Zeki Üngör&#8217;ün 1922&#8242;de hazırladığı bestesi kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde de kullanılan beste Osman Zeki Üngör&#8217;ün bestesidir.</p>
<p>Resmi törenlerde kullanılan bu beste ile sadece ilk iki dörtlük İstikâl Marşı olarak söylenir. Tamamı dokuz dörtlük ve 1 beşlikten oluşur.</p>
<p style="text-align: center;"><img class="size-full wp-image-1097 aligncenter" title="382px-İstiklal_Marşı_1._sayfa" src="http://www.turkcemiz.net/resimler/382px-İstiklal_Marşı_1._sayfa.jpg" alt="" width="382" height="599" /></p>
<p style="text-align: left;"><img class="size-full wp-image-1098 aligncenter" title="400px-İstiklal_Marşı_2._sayfa" src="http://www.turkcemiz.net/resimler/400px-İstiklal_Marşı_2._sayfa.jpg" alt="" width="400" height="600" />İstiklâl Marşı</p>
<p style="text-align: left;">
<p>Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;<br />
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.<br />
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;<br />
O benimdir, o benim milletimindir ancak</p>
<p>Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilal!<br />
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celal?<br />
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helal…<br />
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklal!</p>
<p>Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.<br />
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!<br />
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.<br />
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım</p>
<p>Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,<br />
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.<br />
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,<br />
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?</p>
<p>Arkadaş! Yurdumu alçakları uğratma, sakın.<br />
Siper et gövdeni, dursun bu hayasızca akın.<br />
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…<br />
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın</p>
<p>Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:<br />
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.<br />
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:<br />
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.</p>
<p>Kim bu cennet vatanının uğruna olmaz ki feda?<br />
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!<br />
Canı, cananı, bütün varımı alsında Huda,<br />
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.</p>
<p>Ruhumun senden, ilahi, şudur ancak emeli:<br />
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.<br />
Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli-<br />
Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli</p>
<p>O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-taşım,<br />
Her cerihamdan, ilahi, boşanıp kanlı yaşım,<br />
Fışkırır ruh-ı mücerred gibi yerden na’şım;<br />
O zaman yükselerek arşa değer belki başım</p>
<p>Dalgalan sen de şafakalar gibi ey şanlı hilal!<br />
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helal.<br />
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlal:<br />
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;<br />
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklal!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/istiklal-marsi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Senin için yasak dediler&#8230;</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/senin-icin-yasak-dediler.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/senin-icin-yasak-dediler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 18 Sep 2010 14:23:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[Can  Yücel]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.turkcemiz.net/?p=1048</guid>
		<description><![CDATA[Senin için yasak dediler… -Yasaklar çiğnenmek içindir dedim. Senin için imkansız d&#8230;ediler… -Önemli olan imkansızı başarmak dedim…. Senin için olmaz dediler… -Dünya da olmayacak şey yok dedim. Senin için zor dediler… -Kolay olsaydı değeri olmazdı dedim. Onda bulduğun nedir ki dediler… -Herkeste arayıp bulamadığım dedim. Senin için o ne dediler… -Hayattaki gülen yüzüm dedim. Ona [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Senin için yasak dediler…<br />
-Yasaklar çiğnenmek içindir dedim.</p>
<p>Senin için imkansız d&#8230;ediler…<br />
-Önemli olan imkansızı başarmak dedim….</p>
<p>Senin için olmaz dediler…<br />
-Dünya da olmayacak şey yok dedim.</p>
<p>Senin için zor dediler…<br />
-Kolay olsaydı değeri olmazdı dedim.</p>
<p>Onda bulduğun nedir ki dediler…<br />
-Herkeste arayıp bulamadığım dedim.</p>
<p>Senin için o ne dediler…<br />
-Hayattaki gülen yüzüm dedim.</p>
<p>Ona öyle nasıl bağlandın dediler…<br />
-Ben değil o ”bağladı” dedim.</p>
<p>Oda senin gibi sevdimi dediler…<br />
İşte cevap veremediğim tek şey buydu.<br />
Eğer bunu bilmiyorsan vazgeç dediler…</p>
<p>-”Vazgececek olsaydım sevmezdim” dedim….</p>
<p><strong>CAN YÜCEL</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/senin-icin-yasak-dediler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Başını Vermeyen Şehit</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/basini-vermeyen-sehit-t1050.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/basini-vermeyen-sehit-t1050.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 14 May 2009 18:29:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Masallar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=136</guid>
		<description><![CDATA[&#8220;&#8230;Hak budur ki o gazilerin içinde böyle gaziler olmasa, Zigetvara bu kadar yakında dört yan kafir hisarı iken bekleyiş, duraklama özellikle böyle cenge çalışmane mümkün idi.&#8221; Peçevî tarihi, s. 355 Yarın arifeydi. Öbür günkü bayram için hazırlanan beyaz kurbanlar, küçük Grigal palankasının etrafında otluyorlardı. Karşıda&#8230; Yarım mil ötede Toygun Paşa&#8217;nınson kuşatmasındân çılgın kışın hiddeti sayesinde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">&#8220;&#8230;Hak budur ki o gazilerin içinde böyle gaziler olmasa, Zigetvara bu kadar yakında dört yan kafir hisarı iken bekleyiş, duraklama özellikle böyle cenge çalışmane mümkün idi.&#8221;<br />
Peçevî tarihi, s. 355</p>
<p style="text-align: justify;">Yarın arifeydi. Öbür günkü bayram için hazırlanan beyaz kurbanlar, küçük Grigal palankasının etrafında otluyorlardı. Karşıda&#8230; Yarım mil ötede Toygun Paşa&#8217;nınson kuşatmasındân çılgın kışın hiddeti sayesinde kurtulan Zigetvar Kalesi, sönmüş bir yanardağ gibi, simsiyah duruyordu. Hava bozuktu. Ufku, küflü demir renginde,ağır bulut yığınları eziyor, sürü sürü geçen kargalar tam hisarın üstünden uçarken sanki gizli bir kara haber götürüyorlarmış gibi, acı acı bağırıyorlardı. Palanka kapısının sağındaki beden siperinde sahipsiz bir gölge kadar sakin duran Kuru Kadı yavaşça kımıldadı; ikindiden beri rutubetli rüzgârın altında düşünüyor, uzakta, belirsiz sisler içinde süzülen kurşuni kulelere bakıyordu. Bunların hepsi Türklerin elindeydi. Yalnız şu Zigetvar&#8230; yıkılmaz bir ölüm seddi halinde &#8220;Kızılelma&#8221; yolunu kapatıyordu. Sanki bu uğursuz kargalar hep onun mazgallarından taşıyor, anlaşılmaz bir lisanın çirkin küfürlerine benzeyen sesleriyle her tarafı gürültüye boğuyorlardı.<br />
<span id="more-136"></span></p>
<p style="text-align: justify;">Kuru Kadı içini çekti. Sonra &#8220;Ah&#8230;&#8221; dedi. İncecik, sinirli boynunun üstünde bir taş topuz gibi duran çıkık alınIı iri kafasını salladı. Yeşil sarığını arkaya itti. Islak gözlerini oğuşturdu. Şimdiye kadar, asker olmadığı halde, her muharebeye girmişti. Birkaç bin yeniçeriyle dört beş topu olsa&#8230; bir gece içinde şu kaleyi alıvermek işten bile değildi. Şimdi vakıa müstakildi. Ne isterse yapabilirdi.Palankanın kumandanı Ahmet Bey öteki boy beyleriyle beraber Toygun Paşa ordusuna katılıp Kapuşvar fethine gitmiş&#8230; Kapuşvardan sonra Zigetvarı saran ordu kışın aman vermez zoruyla, zaptı yarı bırakarak Budin&#8217;e dönünce, o da askerleriyle tekrar palankasına gelmemiş,<br />
Toygun Paşa&#8217;nın yanında kalmıştı. Bugün Grigal&#8217;den altı mil uzaktaydı. Palankaya yalnız Kuru Kadı karışıyordu; esmer, zayıf yüzünü buruşturdu: &#8220;Palanka&#8230; amma<br />
topu tüfeği kaç kişi?&#8221; dedi. Bütün genç savaşçıları Ahmet Bey beraberinde götürmüştü.. Hisardakiler zayıflardan,bekçilerden, hastalardan, ihtiyar sipahilerden ibaretti.Hepsi yüz on üç kişiydi! Düşman, galiba öteki palankalardan çekiniyordu: Yoksa burasını bırakmaz, mutlaka almağa kalkardı. Biraz eğildi. İnce yosunlu, soğuk sipere dirseklerini dayadı. Aşağıya baktı. İki üç asker beyaz koyunların arasında dolaşıyordu. Bir tanesi karşısına geçtiği iri bir koçu, başına dokunarak kızdırıyordu, tos vuruyordu. Öbürleri, elleri silahlarında, bu oyunu seyrediyorlardı. Bağırdı:<br />
- Oynamayın şu hayvanla&#8230;<br />
Askerler, başlarını tepelerden gelen sese doğru kaldırdılar. Kuru Kadı&#8217;dan hepsi çekinirlerdi. Gayet sert,gayet titiz, gayet sinirli bir adamdı. Adeta deli gibi bir<br />
şeydi. Sabahtan akşama kadar namaz kılar, zikreder,geceleri hiç uyumazdı. Daha yatıp uyuduğunu kalede gören yoktu. Vali Ahmet Bey ona &#8220;bizim yarasa&#8221; derdi.<br />
Zavallının sabahı bekleme denilen hastalığını kerametine de yoranlar vardı. Tekrar bağırdı: .<br />
- Haydi, artık akşam oluyor, içeri alın onları.Askerler koyunları toplamağa başladılar. Kuru Kadı&#8217;nın dirsekleri acıdı. Doğruldu. Tekrar Zigetvar&#8217;a baktı. Üst tarafındaki göl, kirli bakır bir levha gibi yeri kaplıyordu. Kargalar, havaya boşaltılmış bir çuval canlı kömür ellemeleri gibi karmakarışık geçiyorlar, sükûtu parçalayan keskin, sivri sesleriyle gaklıyorlardı.Kalbinde ağır bir elem duydu. &#8220;Hayırdır inşallah&#8221; dedi.Canı o kadar sıkılıyordu ki&#8230; Elleri arkasında, başı önüne eğik, bastığı siyah kaplama taşlarına görmez bir dikkatle bakarak yavaş yavaş yürüdü. Derin bir karanlık kuyusunu andıran merdivenin dar basamaklarında kayboldu.<br />
&#8230; Arife sabahı, herkes uyurken, o, her vakit ki gibi yine uyanıktı! Mescit odasının önündeki taş yalakta, iki büklüm, abdestini tazeliyordu. Giden gece, daha gölgeden eteklerini toplayamamıştı. Bahçeye çıkan kapı kemerinde asılı kandil, sönük ışığıyla, duvarları titretiyordu.<br />
- Hey, çavuşbaşı&#8230; Hey!&#8230;<br />
Elindeki ibriği bıraktı. Kulak kabarttı. Bu, kuledeki nöbetçinin sesiydi. Kolları sıvalı, ayakları çıplak, başında takke, hemen yukarı koştu. Merdivende çavuşa rastgeldi. Onu itti. Yürüdü. Nöbetçinin yanına atıldı:<br />
- Ne var?<br />
- Kaleden düşman çıkıyor.<br />
Erguvani bir esmerlik içinde siyah bir kaya gibi duran Zigetvara baktı. Bu kayadan yine koyu, uzun bir karartı süzülüyor, palankaya doğru akıyordu.<br />
- Bize geliyorlar&#8230; dedi:<br />
Çavuşa döndü:<br />
- Haydi, gazileri uyandır. Kurban bayramını bugünden yapacağız. Koş. Bana da çabuk topçuyu gönder.Çavuş, bir eliyle bakır tolgasını tutarak, koştu.<br />
Merdivene daldı. Kuru Kadı, uzakta, kara yerin üstünde daha kara bir leke gibi yavaş yavaş ilerleyen düşman alayına dikkatle baktı. Gözlerini küçülttü, büyülttü. Önlerinde birkaç top da sürüklüyorlardı. Binden fazla idiler. Halbuki hisardaki gaziler? Kendisiyle beraber yüz on dört kişi&#8230; &#8220;Ama, yine haklarından geliriz!&#8221;<br />
dedi. Uyanan, yukarı koşuyordu. Hisar kapısının iyice bağlanmasını emretti. Sarığını, cübbesini, kılıcını, tüfeğini getirtti. İhtiyar topçu gelince, ona da, hemen &#8220;haber topları&#8221;nı atmasını söyledi. Bu bir adetti. Taarruza uğrayan bir palanka hemen &#8220;İşaret topu&#8221; atarak etrafındaki kuleleri imdadına çağırırdı.<br />
Biraz sonra düşman hisarın önünde, harp düzenine girmiş bulunuyordu. Zaplar başsız, gür ejderha yavruları gibi siyah ağızlarını bedenlere çevirmişti. Türkçe bağırdılar:<br />
- Size teklifimiz var. Elçimizi içeri alır mısınız?<br />
Kuru Kadı:<br />
- Alırız. Gönderin, gelsin! cevabını verdi.Bedenler, kalkanlı, tüfekli, oklu gazilerle dolmuştu.Palankanın ruhu, neşesi, keyfi olan iki arkadaş, bu esnada tuhaf tuhaf laflar söyleyip yine herkesi güldürüyordu. Bunların ikisine de &#8220;deli&#8221; derlerdi: Deli Mehmet,Deli Hüsrev&#8230; Serhatın muharebelerinde, hayale sığmayacak yararlılıklarıyla masal kahramanları gibi inanılmaz bir şöhret kazanan bu iki deli, hiçbir nizama hiçbir kayda, hiçbir disipline girmeyen, dünya şerefinde gözleri olmayan Anadolu dervişlerindendi. Her zaferden sonra kumandanlar onlara rütbe, hil&#8217;at, murassa kılıç gibi şeyler vermeye kalkınca gülerler: &#8220;İstemeyiz, fani vücuda kefen gerektir. Hil&#8217;at nadanları sevindirir&#8230;&#8221; derler, hak uğrundaki gayretlerine ücret, mükafat, övgü kabul etmezlerdi. Harp onların bayramıydı.<br />
Tüfekler, oklar, atılmağa; toplar gürlemeğe; kılıçlar,kalkanlar şakırdamağa başladı mı, hemen coşarlar,<br />
kendilerinden geçerler; naralar savunarak düşman saflarına saldırırlar&#8230; alevi gözlerle takip edilemeyen birer canlı yıldırım olup tutuşurlardı.<br />
Kuru Kadı, onların herkesi güldüren münakaşalarını, saçma sapan sözlerini gülümseyerek dinlerken, elçiyi yanına getirdi, iki deli de sustu. Herkes kulak kesildi. Bu elçi Türkçe biliyordu. Küstahça tekliflerini söyledi.<br />
Palankayı saran Zigetvar kumandanı Kıraçin&#8217;di.<br />
Yanında iki bine yakın savaşçısı vardı. Grijgal&#8217;in &#8220;Vire ile verilmesini istiyordu. Ateşe, nura, haça, İncil&#8221;e, Zebur&#8217;a yemin ediyor; çıkıp giderlerken muhafızlara hiçbir ziyanı dokunmayacağına dair söz veriyordu.<br />
Kuru Kadı:<br />
- Pekâlâ!&#8230; Haydi git. Biz aramızda anlaşalım, kararımızı size öğleden sonra bildiririz! diye elçiyi aşağı<br />
gönderip kapıdan attırdı. Sonra etrafındakilere döndü.<br />
Şöyle bir göz gezdirdi. Sırtının hafif kamburu içeri çekildi:<br />
- İşittiniz ya, gaziler! dedi, Kıraçin haini bizim yüzon kişiden ibaret olduğumuzu anlamış&#8230; üzerimize iki<br />
bin kişi ile geldi. Teklif ettiği &#8220;Vire&#8221;yi kabul etmek isteyenler vârsa ellerini kaldırsın!<br />
Kimsenin eli kalkmadı.<br />
- Öyleyse hazır olalım. Haydi&#8230;<br />
Bir gürültüdür koptu;<br />
- Hazırız&#8230;<br />
- Hepimiz, hepimiz&#8230;<br />
- Hepimiz, hepimiz hazırız.<br />
- Kılıçlarımız, kalkanlarımız yağlı.<br />
-Oklarınız havlı_<br />
- Yatağanlarınız keskin&#8230;<br />
- Bugün nusret bizim.<br />
- Amin, amin&#8230;<br />
Kuru Kadı, &#8220;Ey alemlerin rabbi&#8221; diye ellerini kaldırdı. Bir duaya başlayacaktı. Deli Mehmet yalın kılıç karşısına dikildi. Palabıyık, gök gözlü, geniş beyaz çehresi,yeni doğmuş bir ay gibi parlıyordu:<br />
- Duayı bırak, efendi dedi, gaza duadan faziletlidir. Gel&#8230; Lütfet. Bize şu kapıyı aç. Kalbindeki korkuyu at. İşte hepimiz hazırız. Şu ayağımıza gelen gaza fırsatını kaçırmayalım.<br />
Kuru Kadı&#8217;nın elleri aşağı düştü. Deli Hüsrev de arkadaşının yanına sokulmuştu. Bütün gaziler bu iki delinin arkasına üşüştü. Sanki hepsi bir anda deli oldular&#8230; bir ağızdan.<br />
- Aç bize kapıyı, aç&#8230; diye bağırmaya başladılar.Kuru Kadı&#8217;nın iri patlak gözleri yaşardı. Yüzü sapsarı oldu. Uzun siyah sakalı kımıldadı. İki deliyi bile titreten, bütün gazilerin saçlarını ürperten ilahi bir<br />
ağıt ahengi kadar etkili sesiyle haykırdı.<br />
- Meydan erleri! Ey mertler! Padişahımız Süleyman Gazi aşkına şu sözümü dinleyin. Benim muradım sizi gazadan engellemek değildir. Bugün can, baş feda olsun&#8230; Özellikle yarın kurban bayramı&#8230; Fakat bakınız maksadım ne? Bugün cuma&#8230; hem de arife. Bugün hacılarımız Arafat&#8217;ta, diğer mü&#8217;minler camilerde bizim gibi gazilerin zaferi için dua etmekteler&#8230; Bunda şüphesi olan var mı?<br />
- Hayır.<br />
- Hayır, asla&#8230;<br />
- Hayır.<br />
- O halde münasip olan budur ki, biz de namazlarımızı eda edelim. Gözlerimizin yaşını dökelim. Dua edelim. Birbirimizle halelleşelim. Sonra gazaya girişelim. Kalanlarımız gazi, ölenlerimiz şehit olsun! Dünyada iyi nam ile anılalım. Ahirette peygamberimizin âlemi dibinde toplanalım&#8230; Ne dersiniz?<br />
- Hay hay!<br />
- Uygun&#8230;<br />
- Pekâlâ!<br />
Gazilerin hepsi buna razı oldu. Öğleye kadar durdular. Abdest aldılar, namaz kıldılar, tekbir çektiler, helallaştılar. Kıraçin&#8217;in askeri, sardıkları palankadan yükselen derin uğultuyu hep teklif ettikleri &#8220;Vire&#8221; münakaşasının gürültüsü sanıyorlardı.<br />
Ansızın, uzaktaki Türk kulelerinden atılan &#8220;işaret topları&#8221; işitildi. Bu, &#8220;Biz, dörtnala geliyoruz&#8221; demekti. Kuru Kadı eliyle hisarın kapısını açtı. Grijal gazileri &#8220;Allah, Allah&#8221; naralarıyla müthiş bir taşkın deniz gibi fışkırdılar. İki koldan hücum olunuyordu. Kollardan birisine Deli Hüsrev, birisine Deli Mehmet baş olmuştu. Ovada, Grijgal&#8217;e gelen yollardan bir toz dumanıdır kalkıyordu. Nice bin atlı imdada koşuyor sanılırdı. Düşman, bu hali görünce şaşırdı. İki ateş arasında kaldığını anladı. Halbuki toz duman içinde yaklaşan ancak beş on gaziydi.<br />
&#8230; Bozgun başladı.<br />
Deli Mehmet&#8217;le Deli Hüsrevin takımları düşmanı kaçırmamak için iyice sarıyordu. Kara Kadı cübbesini atmış. Elindeki kılıç, cesaretlendirdiği gazileri arkasından yürüyordu. Deli Hüsrev, bir sarhoş gibi Kıraçin&#8217;inalayına dalmış kesiyor, kesiyor&#8230; inanılmaz bir çabuklukla kaçanlara yetişiyor, ikiye biçiyordu.<br />
Kuru Kadı&#8217;nın gözleri Deli Mehmet&#8217;i aradı.<br />
Bakındı, bakındı.<br />
Göremedi.<br />
Acaba o muydu? Yüreği ağzına geldi. Düşman safına karışıp kaynaşan kolun arkasında iri bir vücut yere uzanmıştı&#8230; Elli altmış adım kadar kendisinden uzaktı&#8230; Siyah, yüksek atlı bir şövalye, uzun bir kargıyı bu uzanmış vücuda saplıyordu. Durmadı. İlerledi. Koşarken ayağı bir taşa takıldı. Yuvarlanıyordu. Kılıcı ile fırladı. Hemen toplandı. Kalktı. Düşen kılıcını aldı. Doğruldu. Koşacağı tarafa baktı. Şövalye atından inmiş,kargıladığı şehidin başını teninden ayırmıştı. Bu anda,bu kestiği baş elinde, yine siyah bir şeytan gibi şahlanan atma sıçradı. Kaçacaktı&#8230; Kuru Kadı, bütün kuvvetiyle ona yetişmek için koşarken, baktı ki sol ilerisinde Deli Hüsrev kalkanını sallayarak, avazı çıktığı kadar bağırıyor,<br />
- Mehmet, Mehmet!&#8230; Canını verdin!&#8230; Bâşını verme Mehmet!&#8230;<br />
Bu nara o kadar müthiş, o kadar tesirli, o kadar yanıktı ki&#8230; Kuru Kadı: &#8220;Vah Deli Mehmet&#8217;miş!&#8221; diye olduğu yerde dikildi kaldı. Durur durmaz, o an, kırk adım kadar yaklaştığı kesik başlı şehidin yerden fırladığını gördü. Nefesi tutuldu. Şaşırdı. Bu başsız vücut uçar gibi koşuyordu. Kendi kellesini götüren zırhlı şövalyeye yetişti. Eliyle öyle bir vuruş vurdu ki&#8230; Lanetli hemen yüksek atından tepesi üstü yuvarlandı. Götürmek istediği baş elinden yere düştü. Deli Mehmet&#8217;in başsız vücudu canlıymış gibi eğildi. Yerden kendi kesik başını aldı. Hemen oracığa yorgun bir kahraman gibi, uzanıverdi. Bunu Kuru Kadı&#8217;dan başka kimse görmemişti. Herkes kaçan düşmanı kovalıyordu. Yalnız Deli Hüsrev,<br />
- Yüzün ak olsun, ey yiğit! diye bağırdı. Sonra Kuru Kadı&#8217;ya doğru koşarak sordu.<br />
- Nasıl, gördün mü bu civanı?<br />
- Görmedin mi?<br />
Kuru kadı sesini çıkaramadı. Gördüğü harika onu dondurmuştu. Olduğu yerde öyle dimdik kaldı. Sanki<br />
ölmüştü. Deli Hüsrev, onu hızla sarstı.<br />
- Ne durursun be can! Ne olsun, haydi gazaya.<br />
Düşman kaçıyor&#8230; Deli Hüsrev&#8217;in kalkması Kuru Kadı&#8217;yı baştan can verdi, &#8220;Allah Allah&#8221; diyerek ileri atıldı.<br />
Mücahitlere karıştı.<br />
Cenk akşama kadar sürdü.<br />
Er meydanının kanlı yüzüne &#8220;gece siyah saçlarını&#8221; dağıtırken çağırıcının<br />
- Gaziler hisara!<br />
Sesi duyuldu. Dönen gaziler içinde kılıcından kanlar damlayan Kuru Kadı, birkaç sipahi ile dışarıda kaldı. Yaralıları taşıttı. Şehit olanları saydırdı. Bunlar tam ondokuz kahramandı.:. Düşman altmış dört ceset bırakmış, diğer ölülerinin hepsini kaçırmıştı. Kuru Kadı sabahtan beri yemek yememiş, su içmemiş, durup dinlenmemişti&#8230; Toplattığı şehitleri hisarın önündeki meydana yığdırdı. Şehit Deli Mehmet&#8217;in cesedini kendi buldu. Kesik başı koltuğunda, uyur gibi, sakin yatıyordu.<br />
Olduğu yerde gömdürdü. Sonra yanındakileri. savdı. Butaze mezarın başına çöktü. Ezberden &#8220;Yasin&#8221; okumağa başladı. Dışarılarda kimse yoktu, yalnız uzakta palanka kapısındaki nöbetçi dolaşıyordu. Kuru Kadı okurken, önündeki mezarın birden yeşil yeşil nurlarla tutuştuğunu gördü. Sesi kısıldı. Dudaklarını oynatamadı.Çeneleri kitlendi. Bu yeşil nurun içinde Deli Mehmet&#8217;in kanlı boynuna sarılmış beyaz kanatlı bir melaike, hem onu nurdan elleriyle okşuyor, hem açık alnını öpüyordu. Bu sıcak, bu yeşil nur büyüdü, taştı, bütün âlem bu nurun içinde kaldı. Kuru Kadı&#8217;nın gözleri kamaştı. Ruhu yandı. Kendinden geçti.<br />
Onu, daha ilk defa böyle derin bir uykuya dalmış gören yoldaşları zorla kaldırdılar. Koltuklarına girdiler:<br />
- Haydi, kapı kapanacak dediler, içeri gir.<br />
Kuru Kadı&#8217;nın dili tutulmuştu. Cevap veremedi.<br />
Sarhoş gibi sallana sallana hisara girdi. Hâlâ titriyordu. Palankanın içinde Deli Hüsrev&#8217;in menzilinden geçerken durdu. Kulak verdi; ağlıyor mu, inliyor mu diye&#8230; Hayır, Deli şıkır şıkır atını kaşağılıyor, keyifli bir türkü söylüyordu. Seslendi:<br />
- Hüsrev.<br />
- Efendim?&#8230;<br />
Kapı açıldı. Kaşağı elinde, kolları, paçaları sıvalı,başı kabak Deli Hüsrev&#8230; daha Kuru Kadı bir şey sormadan,- Gördün mü Deli Mehmet&#8217;in zevkini? dedi.<br />
- Siz de benim gibi buradan gördünüz mü?<br />
- &#8220;Gözlüye hotti gizli yoktur!&#8221;<br />
Küttedek kapıyı, kapadı. Yine türküsüne başladı.<br />
&#8230;<br />
Kuru Kadı palankada sabahı dar etti. Güneş doğmadan, Deli Mehmet&#8217;in mezarına koştu. Artık bütün günlerini bu mezarın başında geçiriyordu. Bu mezarın daimi ziyaretçisi oldu. Büyük bir taş yontturdu. Yazdırdı. Başına diktirdi. Beş vakit namazlarını bile cemaatine bu kabrin başında kıldırmak isterdi. Artık ne hacet dilese, ona nail oluyordu.<br />
Grijgal&#8217;de, komşu palankalarda Kuru Kadı için &#8220;Deli oldu&#8221; diyorlardı. Her an &#8220;sonsuzluk&#8221; badesini içmiş ezeli. bir sarhoş gibi nihayetsiz bir kendinden geçme,sonsuz sınırsız bir şevk, sükûn bulmaz bir heyecan içinde yaşıyordu. Fakat nasıl &#8220;deniz çanağa sığmaz&#8221;sa,onun büyük sırrı da ruhuna sığmadı. Taştı. Huruç günü gördüğü harikayı herkese anlatmağa başladı. Hatta<br />
daha ileri gitti, çok iyi okuduğu &#8220;Mevlid-i Şerif&#8221; lisanıyla o gün gördüğünü yazdı. Yüzlerce beyitlik bir destan düzdü.<br />
Ama o eski şevki kayboluverdi. Ruhuna koyu bir karanlık doldu. Kalbine acı bir ağırlık çöktü. Artık Deli Mehmet&#8217;in yeşil nurdan mezarı içinde sürdüğü ilahi zevki göremez oldu. Bu mahrumiyet onu delirtti. Yemekten içmekten kesildi. Bir gün, yine perişan kırlarda dolaşırken Deli Hüsreve rast geldi. Meğer o da geziniyormuş. Elindeki yayıyla yavaşça Kuru Kadı&#8217;nın arkasına dokundu.<br />
- Ahmak, dedi, niye gördüğünü halka söyledin?<br />
Adam gördüğünü kaale geçirirse kazandığı hali kaybeder. Eğer sussaydın, gördüğün keramete ölünceye kadar şahit olacaktın&#8230;<br />
Kuru Kadı yere diz çöktü, ağlamaya başladı:<br />
- Çok perişanım diye inledi, lütfet. Gel, beni gaflet uykusundan uyandır. Benim o görnüş olduğum durum ne hikmettir? İçinde benimle senden başka onu gören oldu mu?<br />
- Bir gören daha var. O &#8220;can&#8221; herkese görünmez.<br />
- Kimdir?<br />
- Bilemezsin&#8230;<br />
- Başkaları görmedi de, biz ikimiz niçin gördük?<br />
- o şehitlik müjdesidir!&#8221; İkimiz de mutlaka şehit düşeceğiz!&#8230;<br />
Kuru Kadı, gittikçe öyle serseri, öyle perişan, öyle berbat oldu ki&#8230; kendisini o kadar seven Vali Ahmet Bey bile Budin&#8217;den gelince, onun hallerine dayanamadı.Nihayet &#8220;bu deli bir kişidir. Palankada hizmetinden istifade olunamaz&#8221; diye geriye göndermeye mecbur oldu.Aradan epey zaman geçti. Serhadde değil, hatta Grijgal hisarında bile herkes Kuru Kadı&#8217;yı unuttu. Yalnız yazdığı destan okunuyor, hiç unutulmuyordu.<br />
On iki sene sonra&#8230;<br />
Zigetvarın zaptı akabinde yaralılar toplanırken, meşhur kahraman Deli Hüsrevin bir gülleyle parçalanmış cesedi yanında, uzun boylu, ak saçlı, ak sakallı,yeşil cübbeli bir şehit buldular. Kıbleye yüzükoyun uzanmış yatan bu şehidin büyük, yeşil sarığı, henüz bozulmamıştı. Üzerinde hiçbir silah yoktu. Yarası neresinden olduğu belli değildi. Günlerce süren kuşatma esnasında hiç kimse böyle bir adam görmemişti. İnceden inceye araştırma yapıldı. Kim olduğu bir türlü anlaşılamadı.<br />
O vakit birçok gazilerin &#8220;gayb ordusundan imdada gelmiş bir veli&#8221; sandıkları bu şehit, acaba, Grijgal hisarının o eski deli kadısı mıydı?&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/basini-vermeyen-sehit-t1050.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yetiş İmdadıma</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/yetis-imdadima-t2746.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/yetis-imdadima-t2746.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2009 12:45:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[Ozan Arif]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=654</guid>
		<description><![CDATA[Ben Türkmen’im Türkiye, Irak’taki Türküm ben Senin ile aynı soy, aynı necip ırkım ben. Bin yıldır burada dönen, sana ait çarkım ben; Senin gibi ben de ta Oğuz’dan geliyorum, Ya yetiş imdadıma, ya artık ölüyorum!.. Asya’dan çıkıp gelip, edinince bu yurdu Petrol ne bilmiyordum, dünya da bilmiyordu Altımdan petrol çıktı, bütün dünya kudurdu O gün [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ben Türkmen’im Türkiye, Irak’taki Türküm ben<br />
Senin ile aynı soy, aynı necip ırkım ben.<br />
Bin yıldır burada dönen, sana ait çarkım ben;<br />
Senin gibi ben de ta Oğuz’dan geliyorum,<br />
Ya yetiş imdadıma, ya artık ölüyorum!..<br />
Asya’dan çıkıp gelip, edinince bu yurdu<br />
Petrol ne bilmiyordum, dünya da bilmiyordu<br />
Altımdan petrol çıktı, bütün dünya kudurdu<br />
O gün bu gün dünyanın hedefi oluyorum,<br />
Ya yetiş imdadıma, ya artık ölüyorum!..<br />
Ne zaman ki petrolün tam farkına vardılar,<br />
Üşüştüler başıma, her yanımı sardılar.<br />
Beni senin bağrından çektiler kopardılar;<br />
Anasız kuzu gibi yıllardır meliyorum,<br />
Ya yetiş imdadıma, ya artık ölüyorum&#8230;<br />
Beni sensiz bulunca, dedim ya kudurdular;<br />
Kuduranlar sanma ki, sadece gâvurdular,<br />
Beni esas sırtımdan dindaşlarım vurdular;<br />
Bütün suçum Türk olmak, ben bunu biliyorum,<br />
Ya yetiş imdadıma ya artık ölüyorum.<br />
Ben Türkmen’im Türkiye, her yanım yara yara!<br />
Petrol gibi talihim, petrolden daha kara&#8230;<br />
Çok yoruldum ay gardaş, hele var ya bu ara;<br />
Boğulmak üzereyim, zor nefes alıyorum,<br />
Ya yetiş imdadıma, ya artık ölüyorum!..<br />
Bu güne dek dayandım, takatten düşüyorum,<br />
Ölümlerle doğuyor, ölümle yaşıyorum.<br />
Nasıl böyle duyarsız olursun şaşıyorum;<br />
Bir bildiğin var diye teselli oluyorum,<br />
Ya yetiş imdadıma, ya artık ölüyorum!..<br />
Kayıp etmedim asla, umudumu hiç kayıp,<br />
Hep yolunu bekledim günleri sayıp sayıp;<br />
Bıçak artık kemikte, durumumu anlayıp;<br />
Geleceksen gel gel gel! Gelmeni diliyorum,<br />
Ya yetiş imdadıma, ya artık ölüyorum&#8230;<br />
Irak’ı uzak sanma, ben hemen dibindeyim,<br />
Farzet ki, emmingilde veyahut bibindeyim&#8230;<br />
Az elini uzatsan vallahi cebindeyim;<br />
Gardaşımsın gardaşım, kapını çalıyorum,<br />
Ya yetiş imdadıma, ya artık ölüyorum!..<br />
Soruyorum cevap ver; söyle bana baş mısın?<br />
Söyle ki Arif bilsin, benimle yoldaş mısın?<br />
Özüm sana gardaş der, yoksa kara taş mısın?<br />
Taşsan eğer, seni de defterden siliyorum,<br />
Ya yetiş imdadıma, ya artık ölüyorum!..</p>
<p><strong>Ozan ARİF</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/yetis-imdadima-t2746.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkçemize Sahip Çıkın</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/turkcemize-sahip-cikin-t2624.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/turkcemize-sahip-cikin-t2624.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2009 12:43:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=653</guid>
		<description><![CDATA[Bir azıcık ömürüm var, Zonguldaktan kömürüm var, Dilden ötrü sömürüm var, Türkçemize sahip çıkın. Gezdim heryan acem adı, Bulamadım dilce tadı, Olsa şimdi yine kadı, Türkçemize sahip çıkın. Yaban dilden çalar çarkı, Türk dilinin olsun farkı, Boylamalı bunlar arkı, Türkçemize sahip çıkın. Ekranlar argo konuşur, Rezil rüsvanlar buluşur, Bunlar hep böyle oluşur, Türkçemize sahip çıkın. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir azıcık ömürüm var,<br />
Zonguldaktan kömürüm var,<br />
Dilden ötrü sömürüm var,<br />
Türkçemize sahip çıkın.</p>
<p>Gezdim heryan acem adı,<br />
Bulamadım dilce tadı,<br />
Olsa şimdi yine kadı,<br />
Türkçemize sahip çıkın.</p>
<p>Yaban dilden çalar çarkı,<br />
Türk dilinin olsun farkı,<br />
Boylamalı bunlar arkı,<br />
Türkçemize sahip çıkın.</p>
<p>Ekranlar argo konuşur,<br />
Rezil rüsvanlar buluşur,<br />
Bunlar hep böyle oluşur,<br />
Türkçemize sahip çıkın.</p>
<p>Volkmen dinler yabancıdan,<br />
Oyuncudan plancıdan,<br />
Kurtulupta yalancıdan,<br />
Türkçemize sahip çıkın.</p>
<p>Kiliseden müzikleri,<br />
Vardır bizden çizikleri,<br />
Dinleyin Türk müzikleri,<br />
Türkçemize sahip çıkın.</p>
<p>Kültür töre yıkılıyor,<br />
Dile kurşun sıkılıyor,<br />
Değerlerim yakılıyor,<br />
Türkçemize sahip çıkın.</p>
<p>Serdengeçtim susar isim,<br />
Gür sesimi kısar isem,<br />
Boşa söyler yazar isem,<br />
Türkçemize sahip çıkın.</p>
<p><strong>Ümit Güngör</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/turkcemize-sahip-cikin-t2624.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkçesiz</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/turkcesiz-t2623.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/turkcesiz-t2623.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2009 12:42:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[Rıfat Ilgaz]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=652</guid>
		<description><![CDATA[Annenden öğrendiğinle yetinme Çocuğum,Türkçe’ni geliştir. Dilimiz öylesine güzel ki Durgun gollerimizce duru, Akar sularımızca coşkulu&#8230; Ne var ki çocuğum, Güzellik de bakim ister Önce türkülerimizi öğren, Seni büyüten ninnilerimizi belle, Gidenlere yakılan ağıtları&#8230;Her sözün en güzeli Türkçe’mizde, Diline takılanları ayıkla, Yabancı sözcükleri at Bak, devrim,ne güzel Barış,ne güzel&#124; Dayanışma, özgürlük&#8230;Hele bağımsızlık En güzeli,sevgi Sev Türkçe’ni, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: black;">Annenden öğrendiğinle yetinme<br />
Çocuğum,Türkçe’ni geliştir.<br />
Dilimiz öylesine güzel ki<br />
Durgun gollerimizce duru,<br />
Akar sularımızca coşkulu&#8230;<br />
Ne var ki çocuğum,<br />
Güzellik de bakim ister</p>
<p>Önce türkülerimizi öğren,<br />
Seni büyüten ninnilerimizi belle,<br />
Gidenlere yakılan ağıtları&#8230;Her sözün en güzeli Türkçe’mizde,<br />
Diline takılanları ayıkla,<br />
Yabancı sözcükleri at</p>
<p>Bak, devrim,ne güzel<br />
Barış,ne güzel|<br />
Dayanışma, özgürlük&#8230;Hele bağımsızlık<br />
En güzeli,sevgi<br />
Sev Türkçe’ni, çocuğum,<br />
Dilini sevenleri sev</span><strong></p>
<div></div>
<div><span style="color: black;">Rıfat Ilgaz</span></div>
<p></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/turkcesiz-t2623.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkçe Konuşalım Türkçe</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/turkce-konusalim-turkce-t2622.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/turkce-konusalim-turkce-t2622.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2009 12:41:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=651</guid>
		<description><![CDATA[Oynanmasın lisanımla Oynanmasın insanımla Gece gündüz her anım la Meşgalemdir gündüz gece Her kelime hece hece Türkçe konuşalım Türkçe İki dil iki insanmış Bazıları böyle sanmış Biri Hans biri Hasanmış Biri cüce biri yüce Adam gibi Türk ol önce Türkçe konuşalım Türkçe Türkçe benim anadilim Yok olmasın dilim dilim Canım,cananım, sevgilim Hem manaca hem şekilce [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Oynanmasın lisanımla<br />
Oynanmasın insanımla<br />
Gece gündüz her anım la<br />
Meşgalemdir gündüz gece<br />
Her kelime hece hece<br />
Türkçe konuşalım Türkçe</p>
<p>İki dil iki insanmış<br />
Bazıları böyle sanmış<br />
Biri Hans biri Hasanmış<br />
Biri cüce biri yüce<br />
Adam gibi Türk ol önce<br />
Türkçe konuşalım Türkçe</p>
<p>Türkçe benim anadilim<br />
Yok olmasın dilim dilim<br />
Canım,cananım, sevgilim<br />
Hem manaca hem şekilce<br />
Denebilir hangi dilce?<br />
Türkçe konuşalım Türkçe</p>
<p>Türkçe benim anadilim<br />
Sahip çıktım sana dilim<br />
Gönlüm senden yana dilim<br />
Dinle, kültürüm iç ice<br />
Kayıp eden hâli nice<br />
Türkçe konuşalım Türkçe</p>
<p>Mikdat der ki sanat dilim<br />
Din, kültüre kanat dilim<br />
Bir çoğuna inat dilim<br />
Önce Türkçe, sonra Türkçe<br />
Savunurum seni Türkçe<br />
Türkçe konuşalım Türkçe!</p>
<p><strong>Mikdat Bal</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/turkce-konusalim-turkce-t2622.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türkçe Konuşuruz Türkçe Yazarız</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/turkce-konusuruz-turkce-yazariz-t2621.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/turkce-konusuruz-turkce-yazariz-t2621.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2009 12:40:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=650</guid>
		<description><![CDATA[En büyük mirastır atadan bize, Türkçe konuşuruz,Türkçe yazarız. En yüce saygıdır geçmişimize Türkçe konuşuruz,Türkçe yazarız. Orta Avrupa&#8217;dan Orta Asya&#8217;ya Uzanır soyumuz dağa,ovaya; Sevgi,saygı dolu koca bir dünya Türkçe konuşuruz,Türkçe yazarız. Asil bir kavimin gür sesidir bu, Kahraman Türklüğün hür sesidir bu, Birlik,beraberlik simgesidir bu Türkçe konuşuruz,Türkçe yazarız. Dildir,bir milletin harcı,sıvası Dille katmerlenir sevginin hası, Türkçe,Avrasya&#8217;nın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>En büyük mirastır atadan bize,<br />
Türkçe konuşuruz,Türkçe yazarız.<br />
En yüce saygıdır geçmişimize<br />
Türkçe konuşuruz,Türkçe yazarız.</p>
<p>Orta Avrupa&#8217;dan Orta Asya&#8217;ya<br />
Uzanır soyumuz dağa,ovaya;<br />
Sevgi,saygı dolu koca bir dünya<br />
Türkçe konuşuruz,Türkçe yazarız.</p>
<p>Asil bir kavimin gür sesidir bu,<br />
Kahraman Türklüğün hür sesidir bu,<br />
Birlik,beraberlik simgesidir bu<br />
Türkçe konuşuruz,Türkçe yazarız.</p>
<p>Dildir,bir milletin harcı,sıvası<br />
Dille katmerlenir sevginin hası,<br />
Türkçe,Avrasya&#8217;nın kültür mayası<br />
Türkçe konuşuruz,Türkçe yazarız.</p>
<p>Zaferlerle dolu şanlı destandır,<br />
İlimle yoğrulu bir gülistandır;<br />
Tarihte en köklü ulu lisandır<br />
Türkçe konuşuruz,Türkçe yazarız..<br />
<strong><br />
Naim Yalnız<br />
</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/turkce-konusuruz-turkce-yazariz-t2621.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sen Vurdun da Ben Ölmedim mi?</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/sen-vurdun-da-ben-olmedim-mi-t1035.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/sen-vurdun-da-ben-olmedim-mi-t1035.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jan 2009 12:38:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiirler]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Selçuk İlkan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=649</guid>
		<description><![CDATA[Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da Bir seni yakamadim, beni yaktigin gibi Colde su, mahpusda gun, oructa ekmek gibi bekledim seni Sense araya korkular koydun Yasaklar koydun Bitmez tukenmez engeller koydun&#8230; Simdi nerdesin diye sakin sorma SEN CAGIRDIN DA BEN GELMEDIM MI ? Sen varken darilmazdim ciceksiz baharlara, Yagmurlu havalara&#8230;bu kasvetli aksamlara Sen varken Bakip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yokluğunda ne ateşleri hasretimle yaktım da<br />
Bir seni yakamadim, beni yaktigin gibi<br />
Colde su, mahpusda gun, oructa ekmek gibi bekledim seni<br />
Sense araya korkular koydun<br />
Yasaklar koydun<br />
Bitmez tukenmez engeller koydun&#8230;<br />
Simdi nerdesin diye sakin sorma<br />
SEN CAGIRDIN DA BEN GELMEDIM MI ?</p>
<p>Sen varken darilmazdim ciceksiz baharlara,<br />
Yagmurlu havalara&#8230;bu kasvetli aksamlara<br />
Sen varken<br />
Bakip iclenmezdim tren istasyonlarina<br />
Otobus duraklarina&#8230;<br />
Sen varken ayrilanlara aglamazdim&#8230;<br />
Yikilmazdim biten sevdalarin ardindan<br />
Gidenlere kusmezdim<br />
Kalanlara acimazdim&#8230;<br />
Sen varken boyle usumezdim-titremezdim<br />
Masumdum, cocuklar gibi<br />
Boyle delirmezdim-kufretmezdim&#8230;<br />
Hele olmeyi hic dusunmezdim.<br />
Simdi soruyorum sana<br />
Adı sevdaysa bu cehennemin<br />
SEN YAKTINDA BEN YANMADIM MI?</p>
<p>Biliyorsun<br />
Butun acilarina &#8220;yesil isik&#8221; yaktim olmadi<br />
Butun korkularina &#8220;arka ciktim&#8221; olmadi<br />
Daglara merdiven dayadim olmadi<br />
Haziranda kar oldum yagdim avuclarina olmadi<br />
Sevdim olmadi -yandim olmadi- taptim olmadi<br />
ARTIK BENDEN PES<br />
BU ASKIN BILETINI ISTEDIGIN GIBI KES<br />
Nasilsa gidiyorsun<br />
Biliyorum git..<br />
Ama ardinda<br />
Aglayan bir cift goz<br />
Paramparca bir yurek<br />
Ve yikilmis bir dag gormek istemiyorsan<br />
Cek silahini-daya sirtima<br />
Titrersem namerdim<br />
<strong>SEN VURDUN DA BEN OLMEDIM MI?<br />
</strong></p>
<p><strong>Ahmet Selçuk İLKAN</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/sen-vurdun-da-ben-olmedim-mi-t1035.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İnadına</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/inadina-t1029.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/inadina-t1029.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 14 Nov 2008 23:05:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=519</guid>
		<description><![CDATA[Lanet olsun sevdim bir defa, Çok seviyorum ama affetmem, inadına, Çok kırdın beni dönme asla, Ölüyorum sensizlikten ama özlemiyorum, inadına&#8230; Durup durup ağlıyorum, Yürek sancını dindiremiyorum, Yangınım göklere varıyor, İsyanım sana,gelsen de istemiyorum/inadına&#8230; Nasılda severdim nasılda, Özlemim beni aşardı da, Sana gelmedi mi yoksa, Yaktın beni affetmem, inadına&#8230; Sende haramsın bana, İçki gibi,kumar gibi, Ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Lanet olsun sevdim bir defa,<br />
Çok seviyorum ama affetmem, inadına,<br />
Çok kırdın beni dönme asla,<br />
Ölüyorum sensizlikten ama özlemiyorum, inadına&#8230;</p>
<p>Durup durup ağlıyorum,<br />
Yürek sancını dindiremiyorum,<br />
Yangınım göklere varıyor,<br />
İsyanım sana,gelsen de istemiyorum/inadına&#8230;</p>
<p>Nasılda severdim nasılda,<br />
Özlemim beni aşardı da,<br />
Sana gelmedi mi yoksa,<br />
Yaktın beni affetmem, inadına&#8230;</p>
<p>Sende haramsın bana,<br />
İçki gibi,kumar gibi,<br />
Ne yaptım bilmiyorum sana,<br />
Ağlasan da sevmiyorum, inadına&#8230;<br />
Nefretimi haykıracağım sokaklarda,<br />
Delice sevsem de, inadına,<br />
Her yerde sevgimi anlatsam da,<br />
Sevmiyorum diyeceğim, inadına&#8230;</p>
<p>Gözlerimde yaşı görsen de,<br />
Beni sevdiğini söylesen de,<br />
Sende benim gibi kendini kaybetsen de,<br />
Teoride affedeceğim seni, inadına&#8230;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/inadina-t1029.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

