<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Türkçemiz.Net &#187; Hikayeler</title>
	<atom:link href="http://www.turkcemiz.net/yazi/dersimiz-turkce/edebiyat/hikayeler/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.turkcemiz.net</link>
	<description>Türkçesiz Türkçeye Hayır</description>
	<lastBuildDate>Wed, 18 May 2011 23:15:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Paylaşmak</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/paylasmak-t1338.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/paylasmak-t1338.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 16 Oct 2008 16:00:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Denemeler]]></category>
		<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Edebiyat]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=265</guid>
		<description><![CDATA[Büyük zatlardan biri, evinde otururken birden kapı çalınır. İnip bakar. Bir de ne görsün eski tanıdıklarından biri. Sadaka istemeye gelen bu eski dostu mahcup etmemek için kendisine görünmez. Hemen içeri koşup eline sandıktan ne geçerse hepsini getirip, kapı aralığından uzatır. Adam dua ederek gittikten sonra o zat hüngür hüngür ağlamaya başlar&#8230; Hanımı, “Neden ağlıyorsun” diye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Büyük zatlardan biri, evinde otururken birden kapı çalınır.</p>
<p>İnip bakar. Bir de ne görsün eski tanıdıklarından biri. Sadaka istemeye gelen bu eski dostu mahcup etmemek için kendisine görünmez.</p>
<p>Hemen içeri koşup eline sandıktan ne geçerse hepsini getirip, kapı aralığından uzatır.<br />
Adam dua ederek gittikten sonra o zat hüngür hüngür ağlamaya başlar&#8230;</p>
<p>Hanımı,</p>
<p>“Neden ağlıyorsun” diye sorar.</p>
<p>Adam şöyle cevap verir:</p>
<p>&#8220;Uzun zamandan beri görmediğim bir dostumun halini sorup araştırmadığım için, onu dilenmeye zorlanacak duruma getirişime ağlıyorum!..”</p>
<p>Gelin büyük zata eşlik edip biz de ağlayalım!</p>
<p>Teselli bekleyen komşumuza çare olamayışımıza, cevabını<br />
unuttuğumuz mektuplara, aramadığımız dostlarımıza,<br />
ziyaret etmediğimiz hastalara ağlayalım.</p>
<p>Belki en kötüsü de, bu hissimizi yitirişimize ve<br />
ağlamayı unutuşumuza ağlayalım. Çoğu şeyin farkına varmadan yaşıyoruz.<br />
Sokakta telaşla ilerlerken hayattan ümidini yitirmiş birisi geçiverir<br />
yanımızdan.</p>
<p>Alacakaranlıkta pazar artıklarını toplayan yoksulları görürüz.</p>
<p>Çöp bidonunu karıştıran adamın parmakları yırtık pabucunun içinde donarken,<br />
basit bir boya kutusu ile yaşam savaşı veren minik bir çocuk görürüz.</p>
<p>Öyle insanlar vardır ki, parasızlıktan veya maddi yetersizliklerden dolayı değil, sadece sevgi sözcüğüne hasret olarak ilgisizlikten yitip giderler.</p>
<p>Bazen, kedinin ayak tıkırtısı veya rüzgarın sürüklediği kağıdın hışırtısı,<br />
ümit uyandırmak için insanın yerini alabilir.. .</p>
<p>İyilik yapmayı uzaklarda aramayalım.</p>
<p>Aslında o yanı başımızda bizi beklemektedir.</p>
<p>Belki bir gülümsememiz bile karşımızdaki insanın kalbinde umut tomurcuklarının yeşermesini sağlayacak&#8230;</p>
<p>İçten bir nasılsın demek &#8230;</p>
<p>İyilik öyle bir dildir ki sevgiyle birleştiğinde hem dilsizler konuşabilir onunla,<br />
hem de sağırlar işitir onu&#8230;</p>
<p>Köklerini, sevginin gücüyle atar yaşamın ta kalbine.</p>
<p>Sevmek ise boş sözle olmaz.</p>
<p>Sevmek ilgilenmektir.</p>
<p>Zaman ayırmaktır.</p>
<p>Paylaşmaktır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/paylasmak-t1338.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Serçe Ve Göçmen Kuşun Hikayesi</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/serce-ve-gocmen-kusun-hikayesi-t2015.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/serce-ve-gocmen-kusun-hikayesi-t2015.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2008 00:33:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=234</guid>
		<description><![CDATA[İhanetin adı göçmen bir kuşa verilmiş, Sadakatin adı ise; bir serçeye Göçmen kuş bütün bahar ve yaz boyunca Küçük köyün üstünde uçmuş serçeyle beraber Küçük sinekleri, kurtları yemişler, Kış yağmurlarıyla şaha kalkmış, derelerden su içmişler. Masmavi gökyüzünde dans etmişler, Çiçek açan ağaçlara konup, papatya tarlalarında gezmişler&#8230; Birbirlerine söz vermiş kuşlar; Ayrılmayacağız diye. Ama kış gelmiş, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İhanetin adı göçmen bir kuşa verilmiş,<br />
Sadakatin adı ise; bir serçeye</p>
<p>Göçmen kuş bütün bahar ve yaz boyunca<br />
Küçük köyün üstünde uçmuş serçeyle beraber</p>
<p>Küçük sinekleri, kurtları yemişler,<br />
Kış yağmurlarıyla şaha kalkmış, derelerden su içmişler.</p>
<p>Masmavi gökyüzünde dans etmişler,<br />
Çiçek açan ağaçlara konup, papatya tarlalarında gezmişler&#8230;</p>
<p>Birbirlerine söz vermiş kuşlar;<br />
Ayrılmayacağız diye.</p>
<p>Ama kış gelmiş,<br />
Göçmen kuş adına yakışanı yapmaya kararlıymış,</p>
<p>Serçe ise her zamanki gibi sadık<br />
Ama sevgi de yabana atılmaz bir gerçek.</p>
<p>Ayrılık acı, ihanet kötüymüş serçe için<br />
Yaşamaksa önemli imiş göçmen için.</p>
<p>O, baharların tatlı eğlencesiymiş sadece<br />
Gel demiş serçeye benle beraber&#8230;</p>
<p>Başka bir bahara uçalım.<br />
Serçe ise burda bekleyelim demiş yeni baharı</p>
<p>Ama kış acımasızdır. demiş göçmen,<br />
Yaşayamayız burda, aç kalır üşürüz</p>
<p>Serçe hayır demiş korunuruz kötülüklerinden kışın beraber<br />
Göçmen inanmamış serçeye hayır demiş gidelim.<br />
Serçe için gitmek nasıl bir ihanetse yaşadığı yere<br />
Kalmakta aynı şekilde ihanetmiş sevgiliye</p>
<p>Ve karar vermiş sevgiyi seçmiş<br />
Uçacakmış yeni bir bahara&#8230;</p>
<p>Göçmen ve serçe çıkmışlar yola,<br />
Ama serçe zayıfmış,<br />
onun kanatları uzun uçuşlar için değil.</p>
<p>Dayanamayacakmış bu yola<br />
Oysa göçmenin kanatları güçlüymüş</p>
<p>Çünkü o hep kaçarmış kışlardan<br />
Hep gidermiş zorluklarından kışın yeni baharlara</p>
<p>Bir fırtına yaklaşıyormuş.<br />
Göçmen hızlı gidiyormuş fırtınadan, yakalanmayacakmış</p>
<p>Ama serçe iyice zayıf kalmış, yavaşlamaya başlamış<br />
Göçmene duralım demiş artık.</p>
<p>Biraz dinlenelim<br />
Göçmen itiraz etmiş, fırtına demiş, ölürüz.</p>
<p>Serçe çok fırtına görmüş, kurtuluruz demiş.<br />
Ama göçmen yürü demiş serçeye<br />
birazdan okyanuslara varacağız</p>
<p>Serçe sevgisine uymuş ve<br />
peşinden son bir gayretle gitmiş göçmenin<br />
Birazdan varmışlar okyanusa</p>
<p>Kurtuluşuymuş bu büyük deniz<br />
Göçmen için çok iyi bilirmiş buraları</p>
<p>Ama serçe ilk kez görüyormuş ve sanki<br />
Gökyüzünden daha büyükmüş bu yeni mavi</p>
<p>Serçe artık dayanamıyormuş,<br />
Son bir sevgi sesiyle seslenmiş göçmene</p>
<p>Artık gidemiyorum&#8230;. Göçmen serçeye bakmış,<br />
Bakmış ve devam etmiş&#8230;&#8230;..</p>
<p>Okyanus çok büyükmüş, serçe ise çok küçük<br />
Serçenin sevgisi de çok büyükmüş ama göçmen çok küçük&#8230;</p>
<p>Mavi sularında okyanusun bir minik SADAKAT &#8230;<br />
Yeni bir baharın koynunda koca bir İHANET&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/serce-ve-gocmen-kusun-hikayesi-t2015.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yaşam Sevgidir</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/yasam-sevgidir-t2014.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/yasam-sevgidir-t2014.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2008 00:32:07 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=233</guid>
		<description><![CDATA[Yaşam Sadece Sevgidir&#8230; Sevgi Gökyüzünde dünyayı yaşarken sonsuz özgürlüğümle birlikte, yaşamı arıyordum ne olduğunu bilemeden&#8230; Bir su damlasıydım, güneşin ışıklarında renklerle oynayan, karanlıklarda yıldızlarla konuşan&#8230; Mutluydum rüzgarla birlikte maviliğe savrulurken, mutluydum kuşlarla kanat çırparken, mutluydum gökkuşağı olup renkleri saçarken&#8230; Takılmışken bir bulutun peşine, görürdüm yaşayanları yeryüzünde&#8230; Hepsi zamanla koşar gibi, hep bir şeylerin peşinde&#8230; Bazen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yaşam Sadece Sevgidir&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Sevgi Gökyüzünde dünyayı yaşarken sonsuz özgürlüğümle birlikte, yaşamı arıyordum ne olduğunu bilemeden&#8230; Bir su damlasıydım, güneşin ışıklarında renklerle oynayan, karanlıklarda yıldızlarla konuşan&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Mutluydum rüzgarla birlikte maviliğe savrulurken, mutluydum kuşlarla kanat çırparken, mutluydum gökkuşağı olup renkleri saçarken&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Takılmışken bir bulutun peşine, görürdüm yaşayanları yeryüzünde&#8230; Hepsi zamanla koşar gibi, hep bir şeylerin peşinde&#8230; Bazen bir kuşun kanadına karışır, uçardım onunla, rüzgâra karşı çığlıklarla birlikte&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Yaşamı sorardım kuşlara, nedir diye? Özgürlük derlerdi bana&#8230; Göklerde özgürce kanat çırpabilmek, rüzgâra baş kaldırmak. Ama yağmur yağdığında özgürlükleri elinden alınır, ağırlaşan kanatları daha fazla çırpınamazdı damlalar karşısında&#8230; Sığınırken bir kaya kovuğuna, özgürlüklerini teslim ederlerdi yağmura, sessizce&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Karıştım bir gün yağmur damlalarının arasına, gücü hissedebilmek için&#8230;Toprağa karışmak istedim, çoğalmak istedim, azgın bir nehir olup akmak istedim, deniz olmak istedim, yaşamı bulmak istedim, yaşam olmak istedim&#8230; Terk ettim gökyüzünü güneşe veda edemeden&#8230; Altımda gittikçe büyüyen yeryüzü beni kendine doğru hızla çekerken daha da büyüdüm, . çoğaldım. Koşmaya başladım bir an önce toprağa kavuşabilmek için. Yaşamı hissedebilmek için&#8230; Yaşam olabilmek için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Toprağa ilk dokunuş, ilk sarılış&#8230; Sıcaktı toprak, gökyüzünün olamadığı kadar&#8230; Beni sarmaladı şefkatle, beni içine aldı sevgiyle&#8230; Sevdim onu&#8230; Seviyorum dedim yaşamayı seninle birlikte&#8230;Toprağın derinliklerinde, karanlık sıcaklıklarda güveni hissettim&#8230; Zaman geçtikçe büyüdüm, çoğaldım&#8230; Yerimde duramaz hale geldim&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Güneşi özledim&#8230; Yıldızlara merhaba demek istedim&#8230;. Terk ettim toprağı. Sıcaklığını, şefkatini. Bir sabah çiçekler açarken gökyüzünü gördüm yeniden&#8230; Öylesine mavi, öylesine sınırsız, öylesine özgür&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Aktım, gittikçe büyüyerek&#8230; Beni sarmalayan toprağa dokunarak aktım&#8230; Nereye gittiğimi bilemeden&#8230; Sadece yaşamı ögrenebilmek için aktım&#8230; Benimle çiçekler açtı ağaçlarda, topraktan otlar fışkırdı delicesine&#8230; Ben onlara yaşamı sunarken, cevap veremediler bana yaşam nedir diye sorduğumda&#8230; Büyümek istedim&#8230; Daha hızlı akmak, denize kavuşmak istedim&#8230; Aktım gökyüzünün görünmediği ıssız ormanların arasından, yıllardır kımıldamaktan korkan taşları peşimde sürükleyerek, başkaldırırcasına &#8230; Başakların rüzgârla dans ettiği ovalara geldiğimde duruldum&#8230; Onları seyredebilmek için yavaşladım&#8230; Sordum . uçuşan kelebeklere yaşamı&#8230; Rüzgarla dans mı diye?.. Cevap vermediler bana&#8230; Denizi aradım uzaklarda, görebilmek için köpürdüm, taştım ona bir önce dokunabilmek için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Sonra bir sabah, daha güneş ışıklarını serpmeye başlamamışken dünyaya, uzaklarda maviliği gördüm&#8230; Gördüm orada canlılığı, başkaldırmışlığı, hasreti&#8230; Kavuşmak istedim bir an önce, sarılmak istedim&#8230; Koynuna girmek istedim bir sevgili gibi&#8230; Sevişmek istedim onunla&#8230; Yaşamı istedim ondan&#8230; Dokunduğumda denize, balıklar kaçtı benden, suyum karıştı denize&#8230; Bir oldum onunla&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Ufacık bir damlaydım, bulut oldum, toprak oldum, deniz oldum, okyanus oldum. Kapladım dünyayı canlılığımla. Dalgalarla oynarken derinliklere karıştım&#8230; Derinliğin sessizliğinde güzellikleri buldum&#8230; Yaşam gizlenmiş güzellikler midir diye sordum denize? Cevap alamadım&#8230; İnsan olmak istedim&#8230; Yaşamın ne olduğunu öğrenirim diye&#8230;Döl oldum genç bir erkeğin ateşli vücudunda&#8230; Yıldızlı bir gecede can oldum bir dişiyle&#8230; Büyümeye başladım içinde olduğum insana fark ettirmeden&#8230; Büyüdüm, büyüdüm&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Aynı toprak gibi sıcak ve karanlık bu yer bana güven verdi, huzur verdi&#8230; Zaman geçtikçe, yerime sığamaz hale geldim&#8230; Güneşe sarılmak istedim&#8230; Yıldızları görmek, denizle konuşmak istedim&#8230; Yaşamı insanlara sormak istedim&#8230; Işıkla tekrar kavuştuğumda özgürlüğümü hissettim yeniden&#8230; Küçük bir su damlasıyken gezdiğim gökyüzünü yeniden görebilmek mutluluk verdi&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Büyüdüm zamanla&#8230; Diğer insanlarla birlikte, zamanla birlikte&#8230; Sordum insanlara yaşam nedir diye?.. Cevap veremediler&#8230; Bir gün aşık oldum birisine, neden diye sormadan kendime&#8230; Bir kuş gibi özgürce, bir nehir gibi delicesine akarak, bir deniz gibi sınırsızca sevdim birisini&#8230; O zaman anladım ki; YAŞAM SEVGİDİR&#8230; SADECE SEVGİ.</p>
<p style="text-align: justify;">Gökyüzünde dünyayı yaşarken sonsuz özgürlüğümle birlikte, yaşamı arıyordum ne olduğunu bilemeden&#8230; Bir su damlasıydım, güneşin ışıklarında renklerle oynayan, karanlıklarda yıldızlarla konuşan&#8230; Mutluydum rüzgarla birlikte maviliğe savrulurken, mutluydum kuşlarla kanat çırparken, mutluydum gökkuşağı olup renkleri saçarken&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Takılmışken bir bulutun peşine, görürdüm yaşayanları yeryüzünde&#8230; Hepsi zamanla koşar gibi, hep bir şeylerin peşinde&#8230; Bazen bir kuşun kanadına karışır, uçardım onunla, rüzgâra karşı çığlıklarla birlikte&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Yaşamı sorardım kuşlara, nedir . diye? Özgürlük derlerdi bana&#8230; Göklerde özgürce kanat çırpabilmek, rüzgâra baş kaldırmak. Ama yağmur yağdığında özgürlükleri elinden alınır, ağırlaşan kanatları daha fazla çırpınamazdı damlalar karşısında&#8230; Sığınırken bir kaya kovuğuna, özgürlüklerini teslim ederlerdi yağmura, sessizce&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Karıştım bir gün yağmur damlalarının arasına, gücü hissedebilmek için&#8230;Toprağa karışmak istedim, çoğalmak istedim, azgın bir nehir olup akmak istedim, deniz olmak istedim, yaşamı bulmak istedim, yaşam olmak istedim&#8230; Terk ettim gökyüzünü güneşe veda edemeden&#8230; Altımda gittikçe büyüyen yeryüzü beni kendine doğru hızla çekerken daha da büyüdüm, çoğaldım. Koşmaya başladım bir an önce toprağa kavuşabilmek için. Yaşamı hissedebilmek için&#8230; Yaşam olabilmek için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Toprağa ilk dokunuş, ilk sarılış&#8230; Sıcaktı toprak, gökyüzünün olamadığı kadar&#8230; Beni sarmaladı şefkatle, beni içine aldı sevgiyle&#8230; Sevdim onu&#8230; Seviyorum dedim yaşamayı seninle birlikte&#8230;Toprağın derinliklerinde, karanlık sıcaklıklarda güveni hissettim&#8230; Zaman geçtikçe büyüdüm, çoğaldım&#8230; Yerimde duramaz hale geldim&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Güneşi özledim&#8230; Yıldızlara merhaba demek istedim&#8230;. Terk ettim toprağı. Sıcaklığını, şefkatini. Bir sabah çiçekler açarken gökyüzünü gördüm yeniden&#8230; Öylesine mavi, öylesine sınırsız, öylesine özgür&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Aktım, gittikçe büyüyerek&#8230; Beni sarmalayan toprağa dokunarak aktım&#8230; Nereye gittiğimi bilemeden&#8230; Sadece yaşamı ögrenebilmek için aktım&#8230; Benimle çiçekler açtı ağaçlarda, topraktan otlar fışkırdı delicesine&#8230; Ben onlara yaşamı sunarken, cevap veremediler bana yaşam nedir diye sorduğumda&#8230; Büyümek istedim&#8230; Daha hızlı akmak, denize kavuşmak istedim&#8230; Aktım gökyüzünün görünmediği ıssız ormanların arasından, yıllardır kımıldamaktan korkan taşları peşimde sürükleyerek, başkaldırırcasına &#8230; Başakların rüzgârla dans ettiği ovalara geldiğimde duruldum&#8230; Onları seyredebilmek için yavaşladım&#8230; Sordum uçuşan kelebeklere yaşamı&#8230; Rüzgarla dans mı diye?.. Cevap vermediler bana&#8230; Denizi aradım uzaklarda, görebilmek için köpürdüm, taştım ona bir önce dokunabilmek için&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Sonra bir sabah, daha güneş ışıklarını serpmeye başlamamışken dünyaya, uzaklarda maviliği gördüm&#8230; Gördüm orada canlılığı, başkaldırmışlığı, hasreti&#8230; Kavuşmak istedim bir an önce, sarılmak istedim&#8230; Koynuna girmek istedim bir sevgili gibi&#8230; Sevişmek istedim onunla&#8230; Yaşamı istedim ondan&#8230; Dokunduğumda denize, balıklar kaçtı benden, suyum karıştı denize&#8230; Bir oldum onunla&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Ufacık bir damlaydım, bulut oldum, toprak oldum, deniz oldum, okyanus oldum. Kapladım dünyayı canlılığımla. Dalgalarla oynarken derinliklere karıştım&#8230; Derinliğin sessizliğinde güzellikleri buldum&#8230; Yaşam gizlenmiş güzellikler midir diye sordum denize? Cevap alamadım&#8230; İnsan olmak istedim&#8230; Yaşamın ne olduğunu öğrenirim diye&#8230;Döl oldum genç bir erkeğin ateşli vücudunda&#8230; Yıldızlı bir . gecede can oldum bir dişiyle&#8230; Büyümeye başladım içinde olduğum insana fark ettirmeden&#8230; Büyüdüm, büyüdüm&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Aynı toprak gibi sıcak ve karanlık bu yer bana güven verdi, huzur verdi&#8230; Zaman geçtikçe, yerime sığamaz hale geldim&#8230; Güneşe sarılmak istedim&#8230; Yıldızları görmek, denizle konuşmak istedim&#8230; Yaşamı insanlara sormak istedim&#8230; Işıkla tekrar kavuştuğumda özgürlüğümü hissettim yeniden&#8230; Küçük bir su damlasıyken gezdiğim gökyüzünü yeniden görebilmek mutluluk verdi&#8230;</p>
<p style="text-align: justify;">Büyüdüm zamanla&#8230; Diğer insanlarla birlikte, zamanla birlikte&#8230; Sordum insanlara yaşam nedir diye?.. Cevap veremediler&#8230; Bir gün aşık oldum birisine, neden diye sormadan kendime&#8230; Bir kuş gibi özgürce, bir nehir gibi delicesine akarak, bir deniz gibi sınırsızca sevdim birisini&#8230;<br />
O zaman anladım ki; YAŞAM SEVGİDİR&#8230; SADECE SEVGİ</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/yasam-sevgidir-t2014.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ben Öğretmen Olmuştum</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/ben-ogretmen-olmustum-t1488.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/ben-ogretmen-olmustum-t1488.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2008 00:30:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=231</guid>
		<description><![CDATA[İşte o gün gelmişti. Garip bir heyecanla, garip bir korkuyla gittim oraya. En son lisedeyken takmıştım kravatı, kumaş pantolonu ve kundurayı yine lisedeyken giymiştim. Ne yapacaktım, kimler karşılayacaktı beni, hepsinin adını aklımda nasıl tutacaktım, sevecekler miydi acaba, Ne isteyeceklerdi benden?… Evet okuldaydım ben. Öğretmen olmuştum artık. Garip garip bakıyorlardı. Bu da kim dercesine bana. Öğretmen [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">İşte o gün gelmişti. Garip bir heyecanla, garip bir korkuyla gittim oraya. En son lisedeyken takmıştım kravatı, kumaş pantolonu ve kundurayı yine lisedeyken giymiştim. Ne yapacaktım, kimler karşılayacaktı beni, hepsinin adını aklımda nasıl tutacaktım, sevecekler miydi acaba, Ne isteyeceklerdi benden?…<br />
Evet okuldaydım ben. Öğretmen olmuştum artık. Garip garip bakıyorlardı. Bu da kim dercesine bana. Öğretmen de diyemiyorlardı. Veli sanıyorlardı belki de beni. Ta ki sınıfta görene dek. Herkes ayağa kalkmıştı. Bu güne kadarsa hep ben ayağa kalkmıştım okulda; şimdiyse bendim ayakta karşılanan. Tecrübesizliğimi belli etmemeye çalışarak oturabilirsiniz dedim. Dedim ama sesim titriyordu. Belki onlar hissetmiyordu ama ben bilebiliyordum bunu…<br />
Kırk küsur göz çifti beni izliyordu. Acaba akıllarından ne geçiyor diye düşündüm bir an. Hepsinin de merak ettiği şeyler vardı. Kimisi nasıl bir öğretmen, kimisi notu nasıl, kimisi kaç yıllık öğretmen, kimisiyse kaç yaşında; diye soruyordu belki de? Gözlerden okumaya çalışıyordum. Becerebiliyor muydum acaba?<br />
Ne söyleyeceğimi bilemiyordum. Birisi ‘’öğretmenim’’ dedi. O an irkildim; öğretmen olduğumu yeniden hatırladım. Artık konuşmaya başlamıştık. İsteklerimi söylemeye başladım onlara. Hiç kimsenin sesi çıkmıyordu, yalnızca beni dinliyorlardı. Bense seri konuşmaya çalışıyordum. 2 dakika geçmişti belki ama bana bir gün gibi geldi o an. Bitmişti konuşmam. Şimdi ne yapacaktım? Ders işleyemiyordum. Çünkü gelmeyen ve sınıf değiştiren öğrenciler vardı. Onları beklemeliydi ve de öyle yaptım.<br />
Adlarını sordum sonra, listeden kaldırarak tek tek. O da bitmişti. İşin komik yanıysa hiçbirinin adı aklımda kalmamıştı heyecandan. Hoş daha sonra da öğrenmem kolay olmadı ya! Ne yapayım unutkan bir insandım ve en çoksa isimlerde belli ediyordu bu huy kendini. İşte başladı. O gözlerinden okumaya çalıştığım sorular geliyordu artık. Ama bazılarına cevap veremiyordum; nasıl bir öğretmen olduğumu bende bilmiyordum çünkü. Espriler de yavaştan yavaştan sınıfın havasını değiştiriyordu. Isınıyorlardı bana; benimsiyorlardı galiba beni. O an hissettiğim duygunun ne olduğunu biraz da olsa bulabildim mutluluktu evet mutluluktu bu…<br />
Birçok sevgi tatmıştım: Anne, baba, kardeş, arkadaş, sevgili… Ama bu bambaşkaydı her sevginin birbirinden farklı olması gibi. Bunun farkı bir kişiye duyulmamasıydı. Birçok kişiye duyulmasaydı belki de. Bilemiyordum bilemezdim de o an.<br />
Kafamda bu düşüncelerle sınıfta dolaşırken; bir yandan da öğrencilerimin sorularına cevap veriyordum. Onların sorulara yanıt verirken; çocukluğumu tekrar yaşamaya başlamıştım. O yaşa yeniden dönmüştüm. Sonradan anladım ki artık ben hiç yaşlanmayacaktım. Hep 13 yaşlarında olacaktım. Böyle bir şansa kaç kişi sahipti acaba…<br />
Derken zil çaldı ve ilk dersim bitti. Sonraki ders bir sonraki ders ve daha sonraki derken gün bitmişti. Eve dönerken herkes iyi akşamlar diliyordu bana. Yine garipsedim. Çünkü ben diyordum daha düne kadar bunu. İlk ben selam veriyordum; ilk iyi akşamlar ben diyordum. Şimdi de cevap veren bendim.<br />
O günün sonunda anladım ne kadar zor bir işe başladığımı; ne kadar büyük bir sorumluluğumun olduğunu. Bozulduğunda atılacak ya da seneye daha iyi olur diyebileceğim bir mahsul yetiştirmeyecektim. Ben insan yetiştirecektim. Her davranışım bir iz bırakacağını o gün anlamaya başlamıştım. Öğrencilerimin arasından geçerken şunu düşünüyordum.<br />
Evet, ben öğretmen olmuştum…</p>
<p><strong>Tolga ŞAHİN<br />
Türkçe Öğretmeni</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/ben-ogretmen-olmustum-t1488.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hiç Hayallerinizden Sıfır Aldınız Mı ?</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/hic-hayallerinizden-sifir-aldiniz-mi-t1487.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/hic-hayallerinizden-sifir-aldiniz-mi-t1487.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Oct 2008 00:29:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=230</guid>
		<description><![CDATA[Bu öykü, çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç oğluna kadar uzanır. Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası.. Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bu öykü, çiftlikten çiftliğe, yarıştan yarışa koşarak atları terbiye etmeye çalışan gezgin bir at terbiyecisinin genç oğluna kadar uzanır. Babasının işi nedeniyle çocuğun orta öğretimi kesintilere uğramıştı. Orta ikideyken, büyüdüğü zaman ne olmak ve yapmak istediği konusunda bir kompozisyon yazmasını istedi hocası.. Çocuk bütün gece oturup günün birinde at çiftliğine sahip olmayı hedeflediğini anlatan 7 sayfalık bir kompozisyon yazdı. Hayalini en ince ayrıntılarıyla anlattı. Hatta hayalindeki 200 dönümlük çiftliğin krokisini de çizdi. Binaların, ahırların ve koşu yollarının yerlerini gösterdi. Krokiye, 200 dönümlük arazinin üzerine oturacak 1000 metrekarelik evin ayrıntılı planını da ekledi. Ertesi gün hocasına sunduğu 7 sayfalık ödev, tam kalbinin sesiydi.. İki gün sonra ödevi geri aldı. Kağıdın üzerinde kırmızı kalemle yazılmış kocaman bir &#8220;0&#8243; ve &#8220;Dersten sonra beni gör&#8221; uyarısı vardı. &#8220;Neden &#8220;0&#8243; aldım?&#8221; diye merakla sordu hocasına, çocuk..&#8221;Busenin yaşında bir çocuk için gerçekçi olmayan bir hayal&#8221; dedi, hocası.. &#8220;Paran yok. Gezginci bir aileden geliyorsun. Kaynağınız yok. At çiftliği kurmak büyük para gerektirir.<br />
Önce araziyi satın alman lazım. Damızlık hayvanlar da alman gerekiyor. Bunu başarman imkansız&#8221; ve ekledi:&#8221;Eğer ödevini gerçekçi hedefler belirledikten sonra yeniden yazarsan, o zaman notunu yeniden gözden geçiririm.&#8221; Çocuk evine döndü ve uzun uzun düşündü. Babasına danıştı.<br />
&#8220;Oğlum&#8221; dedi babası &#8220;Bu konuda kararını kendin vermelisin. Bu senin hayatın için oldukça önemli bir seçim!.&#8221; Çocuk bir hafta kadar düşündükten sonra ödevini hiçbir<br />
değişiklik yapmadan geri götürdü hocasına.. &#8220;Siz verdiğiniz notu değiştirmeyin&#8221; dedi..<br />
&#8220;Ben de hayallerimi..&#8221;&#8230;..</p>
<p>O orta 2 öğrencisi, bugün 200 dönümlük arazi üzerindeki 1000 metrekarelik evinde oturuyor.<br />
Yıllar önce yazdığı ödev şöminenin üzerinde çerçevelenmiş olarak asılı.<br />
Öykünün en can alıcı yanı şu: Aynı öğretmen,<br />
geçen yaz 30 öğrencisini bu çiftliğe kamp kurmaya getirdi. Çiftlikten ayrılırken eski öğrencisine &#8220;Bak&#8221; dedi, &#8220;Sana şimdi söyleyebilirim. Ben senin öğretmeninken,<br />
hayal hırsızıydım. O yıllarda öğrencilerimden pek çok hayal çaldım.<br />
Allah&#8217; tan ki, sen, hayalinden vazgeçmeyecek kadar inatçıydın.&#8221;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/hic-hayallerinizden-sifir-aldiniz-mi-t1487.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kurabiye Hırsızı</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/kurabiye-hirsizi-t1486.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/kurabiye-hirsizi-t1486.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2008 05:54:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[Şiirler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=229</guid>
		<description><![CDATA[Bir gece kadının biri bekliyordu havaalanında, Daha epeyce zaman vardı, uçağın kalkmasına. Havaalanındaki dükkandan bir kitap ve bir paket kurabiye alıp, buldu kendisine oturacak bir yer. Kendisini kitabına öyle kaptırmıştı ki, yine de Yanında oturan adamın olabildiğince cüretkar bir şekilde Aralarında duran paketten birer birer kurabiye Aldığını gördü, ne kadar görmezden gelse de. Bir taraftan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bir gece kadının biri bekliyordu havaalanında,<br />
Daha epeyce zaman vardı, uçağın kalkmasına.<br />
Havaalanındaki dükkandan bir kitap ve bir paket<br />
kurabiye alıp, buldu kendisine oturacak bir yer.</p>
<p>Kendisini kitabına öyle kaptırmıştı ki, yine de<br />
Yanında oturan adamın olabildiğince cüretkar bir şekilde<br />
Aralarında duran paketten birer birer kurabiye<br />
Aldığını gördü, ne kadar görmezden gelse de.</p>
<p>Bir taraftan kitabını okuyup, bir taraftan kurabiyesini yerken,<br />
Gözü saatteydi, &#8220;kurabiye hırsızı&#8221;yavaş yavaş<br />
Tüketirken kurabiyelerini.<br />
Kulağı saatin tik tak larındaydı ama yine de<br />
engelleyemiyordu tik tak lar sinirlenmesini.<br />
Düşünüyordu kendi kendine, &#8220;Kibar bir insan olmasaydım,<br />
Morartırdım şu adamın gözlerini!&#8221;</p>
<p>Her kurabiyeye uzandığında, adam da uzatıyordu elini.<br />
Sonunda pakette tek bir kurabiye kalınca<br />
&#8220;Bakalım şimdi ne yapacak?&#8221; dedi kendi kendine.<br />
Adam, yüzünde asabi bir gülümsemeyle<br />
Uzandı son kurabiyeye ve böldü kurabiyeyi ikiye.<br />
Yarısını kurabiyenin atarken ağzına, verdi diğer yarıyı kadına.</p>
<p>Kadın kapar gibi aldı kurabiyeyi adamın elinden ve<br />
&#8220;Aman Tanrım, ne cüretkar ve ne kaba bir adam,<br />
Üstelik bir teşekkür bile etmiyor!&#8221;<br />
Anımsamıyordu bu kadar sinirlendiğini hayatında,</p>
<p>Uçağının kalkacağı anons edilince bir iç çekti rahatlamayla.<br />
Topladı eşyalarını ve yürüdü çıkış kapısına,<br />
Dönüp bakmadı bile &#8220;kurabiye hırsızı&#8221; na.<br />
Uçağa bindi ve oturdu rahat koltuğuna,<br />
Sonra uzandı, bitmek üzere olan kitabına.</p>
<p>Çantasına elini uzatınca, gözleri açıldı şaşkınlıkla.<br />
Duruyordu gözlerinin önünde bir paket kurabiye!<br />
Çaresizlik içinde inledi, &#8220;Bunlar benim kurabiyelerimse eğer;<br />
Ötekiler de onundu ve paylaştı benimle her bir kurabiyesini!&#8221;<br />
Özür dilemek için çok geç kaldığını anladı üzüntüyle,<br />
Kaba ve cüretkar olan,&#8221;kurabiye hırsızı&#8221;kendisiydi işte.</p>
<p><strong>Valerie COX</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/kurabiye-hirsizi-t1486.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Padışahın Ödüllendirdiği Çocuk</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/padisahin-odullendirdigi-cocuk-t1485.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/padisahin-odullendirdigi-cocuk-t1485.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2008 05:45:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=228</guid>
		<description><![CDATA[Sultan Mahmut, yolda gördüğü bir çocuğa bir altın vermek istemişti. Çocuk altını kabul etmeyince padişah meraklandı ve bunun nedenini sordu. Çocuk, önce padişahın elindeki altına, sonra da gözlerinin içine baktı: “Sultanım, annemi de, babamı da buna inandıramam ki” dedi. “İkisi de, ‘Sen bu altını kesinlikle çaldın’ diyerek beni dövmeye kalkarlar.” Sultan Mahmut, çocuğa yardımcı olmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Sultan Mahmut, yolda gördüğü bir çocuğa bir altın vermek istemişti. Çocuk altını kabul etmeyince padişah meraklandı ve bunun nedenini sordu.</p>
<p>Çocuk, önce padişahın elindeki altına, sonra da gözlerinin içine baktı:</p>
<p>“Sultanım, annemi de, babamı da buna inandıramam ki” dedi. “İkisi de, ‘Sen bu altını kesinlikle çaldın’ diyerek beni dövmeye kalkarlar.”</p>
<p>Sultan Mahmut, çocuğa yardımcı olmak için ona akıl verdi:</p>
<p>“Onları inandırmanın kolayı var, evladım” dedi. “Annene ve babana, ‘Bana bunu Padişah verdi’ dersin, o zaman inanırlar.”</p>
<p>Çocuk, hiç düşünmeden karşılık verdi:</p>
<p>“Hele o zaman hiç inanmazlar, Sultanım” dedi. “Elimdeki bir altına bakarlar ve ‘Padişah sana altın verecek olsaydı, böyle yalnızca bir altın vermezdi’ derler ve beni bu kez bir de yalan söylüyorum diye döverler.”</p>
<p>Sultan Mahmut, çocuğun bu inanılmaz zekâsını ödülsüz bırakmadı ve ona bu kez bir kese altın verdi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/padisahin-odullendirdigi-cocuk-t1485.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Ortadoğu masalı&#8230;</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/bir-ortadogu-masali-t1477.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/bir-ortadogu-masali-t1477.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2008 05:44:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=227</guid>
		<description><![CDATA[Bir Ortadoğu masalı.. &#8230;&#8230;&#8230; Yüksek dağların arasında doğan ırmak, uzun bir yolculuktan sonra uçsuz bucaksız çölün kızgın kumlarına ulaştı. Ulaşınca da pek şaşırdı.. Bu da neyin nesiydi böyle? Şimdiye dek hiç görmediği boz renkli tepelere şöyle bir baktı, sonra sıcacık kumların arasına sokulmayı denedi.. Olmadı.. Suları birden yok oluyordu.. Yeniden denedi. Onca yolu, onca zorluğu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bir Ortadoğu masalı..<br />
&#8230;&#8230;&#8230;<br />
Yüksek dağların arasında doğan ırmak, uzun bir yolculuktan sonra uçsuz bucaksız çölün kızgın kumlarına ulaştı. Ulaşınca da pek şaşırdı.. Bu da neyin nesiydi böyle? Şimdiye dek hiç görmediği boz renkli tepelere şöyle bir baktı, sonra sıcacık kumların arasına sokulmayı denedi.. Olmadı..<br />
Suları birden yok oluyordu..<br />
Yeniden denedi.<br />
Onca yolu, onca zorluğu aşarak buraya dek gelmişti.. Bunu da aşmalıydı. Kaderinin bu çölü geçmek olduğundan emindi.. Tekrar uzandı. Yine olmadı.. Nasıl aşacaktı bu engeli? Birden gizliden gizliye bir ses duydu, &#8220;Rüzgar çölü geçer.. Öyleyse ırmak da geçebilir..&#8221; Ses çölün kumlarından geliyordu galiba..<br />
Hemen itiraz etti. Rüzgârın işi kolaydı. Çölün üzerinden esip, geçip gidiyordu.. Ya kendisi? Çöle girer girmez suları kayboluyordu.<br />
&#8220;Tabii&#8221; diye cevap verdi ses.. &#8220;Çölü öyle geçemezsin.. Seni kaderine ancak rüzgar taşıyabilir..&#8221;<br />
Irmak anlayamayınca, ses devam etti. &#8220;Kendini rüzgâra terk et.. Bırak sularını içine alsın..&#8221;<br />
Irmak şiddetle itiraz etti. Daha önce sularını hiç kimseye emanet etmemişti. Su demek kendisi demekti. Benliğini kaybetmek istemiyordu. Hem bakalım, rüzgâr sularını bir kez alınca geri verecek miydi? &#8220;Rüzgâr ne yapacağını iyi bilir&#8221; dedi kumlar.. &#8220;Suyu emer, çölü geçirir, sonra yeniden toprağa bırakır.. Yağmurlar ırmağı yeniler.&#8221;<br />
&#8220;Buna inanabilir miyim?&#8221; diye sordu ırmak.. Hem de nasıl.. Zaten inanmazsan, burada bataklık olmaya mahkûmsun. Üstelik bu bile yıllar alabilir..<br />
Irmak kalmakla, bataklık olmak.. İyi düşün.&#8221;<br />
&#8220;Ama ben bugün olduğu gibi sürdürmek istiyorum.. Hiç değişmeden..&#8221;<br />
&#8220;Çok geç.. Ne yapsan olduğun gibi kalamazsın. Zaten sen istemezsen de bir bölümün yenilenmek üzere çölü aşmaya başladı bile..&#8221; Birden, bu sözler uzak anılarını hafif canlandırdı..<br />
Hayal meyal bir şeyler hatırlıyor gibiydi.. Galiba rüzgâr bir vakitler onu, hiç olmazsa bir bölümünü taşımıştı.. Yoksa bir düş müydü? Üstelik bu kadar tehlikede olmadığı bir andı o!<br />
Böylece ırmak rüzgârın kollarına ulaşmak için buharlaştı. Rüzgâr onu büyük bir ihtimamla kucakladı, çölü aşırdı, kilometrelerce ötede koskocaman bir dağın doruğuna ulaştığında toprağa bıraktı. Irmak başına gelenleri bütün ayrıntılarıyla belleğine aktarmak, bir daha hiç unutmamak istiyordu. Onun gerçek kimliği buydu işte.. Artık anlamıştı. Öğrenmeye başlıyordu.<br />
Kumlar, &#8220;Biz iyi biliriz&#8221; diye fısıldaştılar.. &#8220;Çünkü çöllerden dağlara kadar her yere uzanırız..&#8221;<br />
İşte bu yüzden bilgeler, &#8220;Hayat Irmağı&#8217;nın yolculuğu kumlarda yazılıdır&#8221; derler..(alıntı)</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/bir-ortadogu-masali-t1477.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Zenginin Çorabı</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/zenginin-corabi-t1476.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/zenginin-corabi-t1476.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2008 05:41:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=226</guid>
		<description><![CDATA[Çok zengin bir adamcağız, ölümünün yaklaştığını hissedince oğlunu yanına çağırmış. Evvela vasiyetini bildirmiş ve demiş ki: - Beni mezara çoraplarımla gömün! Oğlu babasının bu vasiyetini anlamamakla beraber “tamam” demiş. Adam bir de mektup tutuşturmuş oğlunun eline. - Ölümümden sonra başın ilk sıkıştığında bu mektubu açarsın, demiş. Emr-i Hak vaki olmuş, adam ruhunu teslim etmiş. Eş-dost [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Çok zengin bir adamcağız, ölümünün yaklaştığını hissedince oğlunu yanına çağırmış. Evvela vasiyetini bildirmiş ve demiş ki:</p>
<p>- Beni mezara çoraplarımla gömün!</p>
<p>Oğlu babasının bu vasiyetini anlamamakla beraber “tamam” demiş.</p>
<p>Adam bir de mektup tutuşturmuş oğlunun eline.</p>
<p>- Ölümümden sonra başın ilk sıkıştığında bu mektubu açarsın, demiş.</p>
<p>Emr-i Hak vaki olmuş, adam ruhunu teslim etmiş. Eş-dost toplanıp ağıt yakarken, oğlanı almış bir düşünce: “Ben şimdi babamı çoraplarıyla nasıl gömerim?..”</p>
<p>Bir hoca bulup sormuş ama olumlu cevap alamamış. “Olmaz!” demiş hoca; “dinimizce uygun değil böyle bir şey!” Başka hocaya sormuş, o da olmaz diye kestirip atmış.</p>
<p>Evlat çaresiz, mevtayı da artık bekletmek olmaz, gömmek lazım. Aklına birden babasının “başın ilk sıkıştığında aç” diyerek bıraktığı mektup gelmiş. Hemen mektubu arayıp, bulmuş.</p>
<p>Mektupta şunlar yazılıymış:</p>
<p>“Oğlum, gördüğün gibi ben bunca zenginliğime rağmen yanımda bir çorap bile götüremiyorum, gayrisini sen düşün!..”</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/zenginin-corabi-t1476.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dünya Faniymiş!</title>
		<link>http://www.turkcemiz.net/dunya-faniymis-t1475.html</link>
		<comments>http://www.turkcemiz.net/dunya-faniymis-t1475.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2008 05:40:26 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Uğur</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://wp.turkcemiz.net/?p=225</guid>
		<description><![CDATA[Yoldan geçen birisi, evinin bahçesinde tuhaf hareketler yapan bir adama sorar: - Niye öyle tepinip duruyorsun? - Keçe tepiyorum. Sıkıştırıp pazarda satacağım. Ne yapalım, fani dünya işte, üç-beş kuruş kazanıyoruz. - Başındaki çıngırak ne? - Çevredeki bahçelerin ekin ve meyvelerine kuşların gelmemesi için ses çıkarıyorum. Sahipleri de bana bir miktar ücret ödüyor. Ne yapalım, fani [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yoldan geçen birisi, evinin bahçesinde tuhaf hareketler yapan bir adama sorar:</p>
<p>- Niye öyle tepinip duruyorsun?</p>
<p>- Keçe tepiyorum. Sıkıştırıp pazarda satacağım. Ne yapalım, fani dünya işte, üç-beş kuruş kazanıyoruz.</p>
<p>- Başındaki çıngırak ne?</p>
<p>- Çevredeki bahçelerin ekin ve meyvelerine kuşların gelmemesi için ses çıkarıyorum. Sahipleri de bana bir miktar ücret ödüyor. Ne yapalım, fani dünya işte, üç-beş kuruş kazanıyoruz.</p>
<p>- Peki, sırtındaki yük nedir?</p>
<p>- Bu yayıktır. Yoğurttan yağ çıkarıyorum. Sonra da götürüp pazarda satacağım. Ne yapalım, fani dünya işte, üç-beş kuruş kazanıyoruz.</p>
<p>- O elinde döndürdüğün nedir?</p>
<p>- Bu bir kirmendir. Komşuların yünlerini eğiriyorum. Onlar da ücretini ödüyor. Ne yapalım, fani dünya işte, üç-beş kuruş kazanıyoruz.</p>
<p>- Ağzınla ne mırıldanıyorsun?</p>
<p>- Hatm-i tehlil okuyorum, isteyenlere hediye ediyorum. Onlar da bana çeşitli hediyeler veriyorlar. Ne yapalım, fani dünya işte, üç-beş kuruş kazanıyoruz.</p>
<p>- Niye öyle sağa sola bakıyorsun?</p>
<p>- Komşu çocuklarını takip ediyorum. Onları tehlikelerden korumak için bakıcılık yapıyorum. Komşular da bana ufak-tefek hediyeler veriyorlar. Ne yapalım, fani dünya işte, üç-beş kuruş kazanıyoruz!..</p>
<p>- Peki, dünya fâni olmasaydı daha neler yapardın?</p>
<p>- Ona göre tedbir alırdım!..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.turkcemiz.net/dunya-faniymis-t1475.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

